Reel politika



17-01-2015 08:29


Metin Çulhaoğlu

“Biz reel politika yapıyoruz…”

Bunu açıkça söyleyenler de vardır, söylemeden düpedüz reel politika yapanlar da… 

Nedir reel politika?

Kabaca tanımlanırsa, siyasal bir öznenin kendi nihai hedefini, temel ilkelerini fazla kafaya takmadan mevcut durumdan ve güç dengelerinden hareketle kendine bir yol açmaya çalışması denebilir.  

Peki, başkaları neyse de sosyalistler bu anlamda reel politikaya hiç mi bulaşmazlar? 

Yapabilirler. Ancak sosyalistlerin reel politikası en fazla dış ilişkiler alanında görülür. Örneğin zamanında Sovyetler Birliği’nin dış politikası büyük ölçüde “realpolitik” ilkelere oturmuştur. İkinci Dünya Savaşı öncesi izlenen çizgi, özellikle pek çok kesimi şaşırtan “Molotov-Ribbentrop Anlaşması”, en çok bilinen örnekler arasındadır. 

Buna karşılık 1917’den sonra içerideki Savaş Komünizmi, NEP ve ardından kolektivizasyon-sanayileşme hamleleri “reel olana” değen pek çok yan taşıdığı halde bir reel politika çizgisi olarak görülemez. Bunların en uca gidenleri bile, sonunda ucundan tutulup çekileceği bir ana çizgiye, doğrultuya tabidir.     

Özetle, dış politika alanı hariç, sosyalistlerin reel politikası her durumda ana çizgi ya da doğrultu tarafından belirlenir, “terbiye edilir” ve sınırlanır. 

***

Şimdi, sosyalistlerle birlikte diğer özgürlükçü, ilerici, şu ya da bu temelde kurtuluş özlemi içinde olan özneleri alalım ve dış politikayı bırakıp içeriye dönelim. 

Diyelim “reel politika” yapıyorlar; nedir özellikleri?

Üç temel özellikten söz edilebilir.

Birincisi, reel politikada belirli özlemler ve talepler net olarak dile getirilse bile bunların hepsinin karşısında duran “hasım gücün” tanımı net olarak yapılmaz; çünkü icabında her kesimle şöyle ya da böyle diyalog kurulabilecektir. İkincisi, reel politika yapan öznenin ittifakları stratejik değil taktiksel ve dönemseldir. Üçüncüsü, reel politika, büyük güçle aşık atarak daha küçük güçleri bununla etkilemeye, daha küçük güçleri çevresine toplayarak da büyük güce hiza vermeye çalışır. 

Eğer reel politikanın özellikleri bunlarsa soru da şu: Sosyalistler bu tür reel politika yaparlar mı, yapmaları gerekir mi? 

Kuşkusuz, burada sosyalistlerin toplumdaki gücü ve etkisi önemli bir parametredir. Ancak, her durumda geçerli olması gereken bir nokta da vardır: Verili durumdaki güç ve etkiden bağımsız olarak, eğer sosyalistlerin bir temel-nihai hedefi varsa, bu uzun döneme yayılan bir perspektif ve kalınca bir siyasal hat anlamına gelir. Uzun dönemli perspektif ve siyasal hat ise reel politika esnekliklerine ve manevralarına doğal sınırlar çizer; başkalarıyla ilişkilerde stratejik ittifak arayışları, taktiksel bir araya gelişlere her zaman ağır basar. 

O zaman, aradaki temel farklılığın bir başka boyutuna daha değinelim: Reel politikada, salt verili durumdan, güç dengelerinden hareketle bir yol açılmaya çalışılır. Bu yol açılırsa yeni bir durum ortaya çıkar ve reel politika bu kez bu yeni durumdan hareketle türetilir; açılmazsa da başka dengeler, yeni dönemsel-taktiksel ittifaklar aranır. Diğer bir deyişle reel politika, aralarında süreklilik, bağlantı, tutarlılık olması gerekmeyen farklı zaman aralıklarının (dönemlerin) peş peşe sıralanmasından oluşan, bu anlamda “eklektik” bir hattır. 

Sosyalistler, tanım gereği, böyle bir politikaya angaje olamazlar. 

Olamazlar da, sosyalistlerin politikası reel politika yapan öznenin çizgisine hiç mi değmez, bu çizgiyle dönemsel örtüşmeler hiç mi olmaz? 

En “reel” politikada bile bir amaç, en kalın-ilkeli çizgide bile güncel duruma ilişkin yanlar mutlaka olacağına göre, değmeler de dönemsel örtüşmeler de olacaktır. Böyle uğraklarda reel politika yapan, diğerini “güncel ve gerçekçi olmaya” davet edecek, ilkeli olan da reel politika yapanı kendi ilkelerine ve ana çizgisine biraz daha yaklaştırmaya çalışacaktır. 

***

“Kıssadan hisse”, bugün Türkiye’de sosyalistlerle Kürt ulusal hareketi arasındaki diyalog ve ilişkiler bu genel çerçeve içinde seyretmektedir. 

Son olarak, lafı hiç dolandırmadan söylemek gerekirse, “güncelliğe ve gerçekçiliğe” daha fazla yaklaşması gereken sosyalistlerden çok, ilkeselliklere, kesinliklere ve net hasım tanımlamalarına daha fazla yaklaşması gereken bir ulusal hareketten söz etmek daha doğru olacaktır.