Güncel siyaset, 'gizli odaklar' ve olanaklar



23-01-2021 01:23


Metin Çulhaoğlu

Geçtiğimiz günlerin siyaseten anlamlandırılması gereken çıkışlarından biri Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. Davutoğlu’na göre Cumhurbaşkanı Erdoğan “28 Şubatçıların” vesayeti altındaydı. Davutoğlu bu tespitin ardından Erdoğan’ın, vesayeti altında olduğu kesim tarafından yakında tasfiye edileceği uyarısında bulunmayı da ihmal etmedi…

Davutoğlu kuşkusuz kendisi ve partisi adına konuştu. Ancak, uyarısının içerdiği siyasal telmih (ima) başka partilere de mesaj olarak okunmalıdır: “Gelin Erdoğan’ı şu vesayetten kurtaralım…” İçi boş bir mesaj sayılamaz. CHP’den İyi Parti’ye ve Saadet’e kadar bugün muhalefette görünen partilerin, başında gene Erdoğan olmak üzere, MHP’yi ekarte eden bir tür “geçiş sürecini” en azından denemeye değer bir yol olarak görmeleri pekala mümkündür.

Her ne ise, “güçlendirilmiş parlamenter sisteme” doğru bir geçiş…

Peki, Erdoğan’ın kendisi böyle bir sürece “Tamam, bu işe varım” der mi?

***

Erdoğan’ın, kendisi gibi otokrat, örneğin Trump benzeri siyasetçilere göre çok daha akıllı bir lider olduğu kesin. Dolayısıyla, bugün gelinen noktada şansını fazla zorlamak yerine kendisini ve belki partisini de görece düzlüğe çıkarma ihtimalini gördüğü yollara büsbütün kayıtsız kalacağı düşünülemez.

Daha önemlisi ise şudur: Erdoğan ve AKP, Türkiye’yi götürebileceği yere kadar götürmüştür. Ama tek başına ama MHP’yle birlikte Türkiye’yi daha ötelere taşıma girişimlerinin risk taşıdığı ve geri tepebileceği bir noktaya gelinmiştir. Gelinen bu noktadan sonra başat gündem, ülkeye hangi yeni şekillerin verileceğinden çok iktidarda kalmanın yollarıdır.

Bizce 18 yıllık iktidarın yaşadığı önemli kırılma noktalarından biri, iktidarda kalma uğraşının Türkiye’yi dönüştürme misyonundan giderek daha ağır basmaya başlamasıdır.

Sonuçta, durumun şöyle özetlenebileceği kanısındayız: Bugün için Erdoğan’ın sonuna kadar MHP’yle birlikte yürüme kararlılığı taşıdığını ya da tersine MHP’den bir an önce kurtulmasını sağlayacak yollara hemen başvurma niyetinde olduğunu söyleyemiyoruz. Önümüzdeki kısa dönemin getireceği gelişmelere bakılacaktır. Olası gelişmeler düşünüldüğünde, içerdeki muhalefetin performansı dışında, AB ile ilişkilerin ve ABD’de Biden dönemi politikalarının yapılacak siyasal tercihlere belirli bir etkisi olacağı söylenebilir.

***

Davutoğlu’nun tespitinin diğer muhalefet partileri ve Erdoğan’ın kendisi tarafından nasıl değerlendirilebileceğini şimdilik bir kenara bırakıp gene aynı bağlamda başka bir konuya geçelim.

Türkiye’de kriminal özellikleri ağır basan, kirli ve karanlık işlerle iştigal eden birtakım odakların olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ancak, iktidardakiler başta olmak üzere mevcut siyasal partilerin neredeyse tamamen dışında, onları elinde kukla gibi oynatan, icabında ipini çeken, bu arada hem dış ilişkilere hem de iç siyasal gelişmelere yön veren herhangi bir odağın varlığını düşünmek saçmadır ve bu tür bir mistifikasyonun özellikle sola hiçbir yararı olmayacağı kesindir.

Başkaları neyse de en azından sol, Kurtlar Vadisi’ni bu kadar ciddiye almamalıdır.

Bu özelliklere ve güce sahip bir odağın varlığına inananlar, örneğin Türkiye’nin dış ilişkileri söz konusu olduğunda bu odağın Erdoğan’ın, Mevlut Çavuşoğlu’nun, Hulusi Akar’ın, Yaşar Güler’in, Hakan Fidan’ın, Devlet Bahçeli’nin ya da Meral Akşener ve Ümit Özdağ’ın “bildiklerinin” ve “vizyonlarının” ötesinde neleri bildiğini, hangi “özgün” vizyona sahip olduğunu, kimlerle ne gibi ilişkiler kurduğunu ve örneklenen aktörlerin hepsiyle nasıl “oynayabildiğini” de açıklamak zorundadırlar.

Öyle dedik, ama neden böyle bir zorunlulukları olsun ki?

Komplo teorilerinde olduğu gibidir; karanlık operasyonlar dışında “sivil siyasete” de yön veren perde arkası odakların varlığının kanıtı, böyle odakların olduğunun söylenmesidir, o kadar…

***

Bunları bırakıp ülkede iç barış ve huzur adına Erdoğanlı “geçiş sürecinin” devreye sokulduğunu varsayalım.

Böyle olursa elbette yer yerinden oynamayacaktır; ama en geniş anlamda muhalif kesimde ortaya çıkması kaçınılmaz olan tepki ve infialin sol açısından son derece elverişli bir ortam yaratacağı kesindir.