12 Aralık notları | Soylu'ya malum mu oldu?



13-12-2019 04:29


Editör Yorumu

AKP ile yollarını ayıran eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekibi, kuracakları yeni partinin başvuru dilekçesini vermek üzere bugün İçişleri Bakanlığı'na giderken, AKP tabanındaki erime de gün geçtikçe büyüyor. Ekonomik krizin emekçileri vurduğu Türkiye'de AKP'den istifa edenlerin sayısı her geçen gün artarken, son iki ayda en az 57 bin kişi, son 15 ayda ise en az 902 bin kişi istifa ederek gemiyi terk etti. Gemi, her yerinden su almaya hızla devam ederken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise bugün yaptığı açıklamayla "gitmekten" bahsetti.

En az 110 gazetecinin tutuklu bulunduğu ve yüzlerce gazetecinin yaptığı haberler gerekçe gösterilerek yargılandığı Türkiye'nin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Şimdi dönüp her şeyi bırakıp gazetecilik yapmak istiyorum. Şu an eleştirerek düzeltilmesi gereken onca konu var ki anlatamam. Araştırmacı gazetecilik şu an yok neredeyse. Türkiye'de birçok şey üretilir. Beni affedin ama en ağır iş adliye muhabirliği oldu” dedi.

Medyayı tekeline alan ve basın organlarını, iktidarını güçlendirmek için kullanan AKP hükümetine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak giren Soylu, 31 Ağustos 2016 tarihinden beridir İçişleri Bakanlığı görevini yürütüyor.

Soylu’nun göreve geldiği 2016 yılında 780 gazetecinin basın kartı iptal edildi, 839 gazeteci yaptıkları haberler nedeniyle açılan davalarda hakim karşısına çıktı. 189 gazeteci sözlü ve fiziksel saldırıya uğradı. 157 yayın organı kapatıldı. 14 toplumsal olayda ise yayın yasağı kararı verildi. 

"Basın emekçilerine yönelik hak ihlalleri" denilince akla ilk gelen isimlerden olan Soylu'nun sözlerinde dikkat çeken “Şimdi dönüp her şeyi bırakıp gazetecilik yapmak istiyorum" cümlesi, akıllara Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin "Türk Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"nde yer alan ‘ifade özgürlüğü’ kısmındaki şu ifadeleri getirdi:

“Gazeteci kamuoyunun doğru bilgilendirilme hakkından sorumludur. Kendi haberini sansürlememelidir. Gazeteci ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını bilmeli ancak ifade özgürlüğünün sadece olumlu karşılanan, zararsız haber ya da düşünceleri değil, aynı zamanda ‘devleti şoke eden, inciten, rahatsızlık veren’ düşünceleri de kapsadığının bilincinde olmalıdır.”

İLGİLİ HABER | Soylu'dan inciler: 'Her şeyi bırakıp gazetecilik yapmak istiyorum'

İLGİLİ HABER | Süleyman Soylu neden gazetecilikten uzak durmalıdır?

Son zamanların en tartışmalı konularından olan ve İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe'nin de "İstanbul ve Trakya'nın yok oluş projesi" şeklinde tarif ettiği Kanal İstanbul Projesi bugün de gündemden düşmedi. 

"Kimse 3 çocuk babası vatandaş Ekrem'e Kanal İstanbul'u dayatamaz" diyen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na katıldığı bir toplantıda yanıt veren AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan "Kanal İstanbul'a da karşı çıktılar. Belediye Başkanı diyor ki 'Kanal İstanbul, buraya uymaz'. Sen otur işine bak, nasıl uyduğunu göreceksin" şeklinde konuştu.

Erdoğan, İmamoğlu’na “İşine bak” dedi ama İstanbul’un anayasası sayılan 1/100 bin Çevre Düzeni Planı aslında bu "işin" tam olarak İmamoğlu'nun görevi olduğunu söylüyor.

Bu plana göre söz konusu alanlar 2012 yılındaki bakanlar kurulu kararıyla "rezerv yapı alanı" içerisinde kalmış ve bu statüde plan yapma yetkisi de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda kalmıştı. Buna göre planları İBB’nin hazırlaması ve bakanlığın da onaylaması gerekiyor.

İLGİLİ HABER | 'Kanal İstanbul, İstanbul ve Trakya'nın yok oluş projesidir'

İLGİLİ HABER | Erdoğan Kanal İstanbul için İmamoğlu'na ‘İşine bak dedi’, İstanbul anayasası Erdoğan’ı yalanlıyor

AKP iktidarının katilleri, tacizcileri ve tecavüzcüleri koruyan, kadına yönelik şiddeti öven, cinsel saldırı ve tacizi meşrulaştıran uygulamaları kendisini her geçen gün başka bir kadın cinayetinde göstermeye devam ediyor.

Katillerin "iyi hal" indirimiyle cezalarının hafifletildiği mahkeme kararları, çocuk istismarcılarının istismar ettiği çocuklarla evlenmeleri durumunda cezalarının kaldırılması gibi yasa teklifleri kadın düşmanlığını daha da körüklerken, bugün en az 2 kadın daha erkekler tarafından katledildi.

İstanbul'un Maltepe ilçesinde Abdulselam G. isimli erkeğin, Didem Mengü isimli kadının kafasına sert bir cisimle vurması sonucu, saldırıya uğrayan kadın hayatını kaybetti. Katil zanlısı, kadının cansız bedenini bir bavula koyarak iki gün boyunca dairede tuttu. Zanlı, iki günün ardından teslim oldu.

İLGİLİ HABER | İstanbul Maltepe'de kadın cinayeti

Bayburt'ta Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’nde R.Ç. isimli erkek, temizlik görevlisi Zehra Erdemir’i çalıştığı hastanede vücudunun çeşitli yerlerinden bıçakladı. Erdemir'i bir süredir rahatsız ettiği öne sürülen R.Ç., Erdemir'i öldürdükten sonra ise Bayburt Üniversitesi’ne giderek burada çalışan Süleyman Alan’ı da vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak yaraladı.

İLGİLİ HABER | Bayburt'ta bir kadın, çalıştığı iş yerinde öldürüldü

Burdur'da evli olduğu Gül Efe'yi iki çocuğunun önünde işkence ederek katleden astsubay Mehmet Efe'nin, emrindeki askerin annesini de cinsel tacize maruz bıraktığı ortaya çıktı.

Tacizin ortaya çıkmasının ardından TSK Yüksek Disiplin Kurulu, Mehmet Efe'yi meslekten men etse de, İdare Mahkemesi, TSK Yüksek Disiplin Kurulu'nun kararını usulden bozarak Mehmet Efe'nin göreve iadesine karar verdi.

İLGİLİ HABER | Evli olduğu kadını öldüren astsubay, emrindeki askerin annesini de taciz etmiş

Denetimsiz ve insanca yaşama koşullarından uzak öğrenci yurtlarında her geçen gün başka bir facia meydana gelirken, bu sefer de Çorum'daki bir yurtta karbonmonoksit zehirlenmesi sebebiyle  5'i yoğun bakıma alınan 103 öğrenci hastaneye kaldırıldı. 

Zehirlenme vakası üzerine Sağlık Müdürlüğü'nün yanı sıra hastanede görev yapan hekimler acil müdahaleye çağrılırken; öğrencilerin hayati tehlikesinin bulunmadığı açıklandı. 

İLGİLİ HABER | Öğrenci yurdunda karbonmonoksit zehirlenmesi: 103 öğrenci hastaneye kaldırıldı