9 Ağustos Salı notları: Türkiye'nin ekseni değil Erdoğan'ın acil ihtiyaçları değişti

'Bugün ne oldu?' köşemizde her gün Editör yorumuyla günün öne çıkan başlıklarını hatırlatıyoruz. Bugün, Erdoğan'ın Rusya ziyaretini ve "eksen değişikliği" tartışmalarını irdeleyeceğiz.



09-08-2016 22:25
Doğan Ergün

'Bugün ne oldu?' köşemizde her gün Editör yorumuyla günün öne çıkan başlıklarını hatırlatıyoruz. Bugün, Erdoğan'ın Rusya ziyaretini irdeleyeceğiz.

Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daveti üzerine Rusya’nın St. Petersburg şehrine gitti.

Rusya'yla yaşanan uçak krizinin ardından ilk kez gerçekleşen bu görüşme Türkiye'nin ekseninin değişmekte olduğu şeklindeki tartışmaları da beraberinde getirmişti. 
1990'lardan bu yana en derin krizin yaşandığı Türkiye-Rusya ilişkilerinin, krize neden olan sorunlar neredeyse aynen devam ediyorken bir anda Türkiye'nin eksenini değştirecek hale gelmesinin yanlış bir değerlendirme olacağı açık. Türkiye'askeri, ekonomik, siyasi ve kültürel açılardan Batı ve NATO ittifakıyla kurduğu ilişkilerle, Rusya'yla ola mesafe arasında kıyas kabul etmeyecek bir fark mevcut. 

GÜNCEL İHTİYAÇLAR

Eksen değşikliği tartışması ise elbette şapkadan çıkmadı. Bunu körükleyen nedenleri şöyle sıralamak mümkün:
1) Türkiye'nin politik önceliklerinde değişiklik ihtiyacı: Türkiye'nin, özellikle Suriye konusunda yaşadığı bocalama ve bir anda çevresindeki tüm ülkelerle gergin bir ülke haline gelmesi Erdoğan iktidarı açısından artık katlanılamaz bir noktaya ulaşmıştı. Rusya açılımı bu açıdan önem kazandı. Rusya açılımına, kısmi bir Suriye açılımının eklenmesi de gündemde. Türkiye'nin IŞİD konusunda "daha yapıcı" olacağı açık. Ancak bu, bölgede Sünni İslam'ın hamiliğine oynayan Türkiye'nin hem Suriye'de hem de diğer ülkelerde radikal cihatçı veya daha az radikal cihatçı unsurlarla karşılıklı bağımlılık ilişkisini sürdürmesini de zorunlu kılıyor.

2) Türkiye'nin ve Rusya'nın ekonomik zorunlulukları: 

Özellikle enerji politikaları, turizm ve ticaret konularında Türkiye ile Rusya arasında yüksek hacimli bir ekonomik ilişki olduğu biliniyor. Bugün Reuters'in geçtiği bir haber, Türkiye ve Rusya'nın Avrua'da hava trafiğinin en ciddi düşüş yaşadığı iki ülke olduğunu anlatıyordu. Rusya'nın Akkuyu yartırımını riske atmak istememesi ve bu ülkenin petrol fiyatları nedeniyle yaşadığı zorluk da biliniyor. Tüm bu veriler, her iki ülke açısından da en azından ekonomik düzeyde bir yumuşama ihtiyacının oluştuğunu gösteriyor. 

3) Erdoğan'ın ABD ve Batı'yla ilişkilerinde pazarlık artırıcı koz arayışı:

Türkiye'nin son iki yılda Batı'yla ilişkilerinde Rusya ve Suriyeli mülteciler kozunu çok iyi kullandığı biliniyor. 15 Temmuz darbe girişimi sürecini de Batı'yla ilişkilerindeki pazarlıkta elini kuvvetlendirmek için kullanmaya çalışan Erdoğan ve yandaşlarının "eksen değişikliği" tartışmasından memnun olduğu görülüyor. Bu sayede, hem içeriyi konsolide etmek için kullanılan "bağımsız Türkiye" imajı pekişmiş oluyor hem de dışarıda daha rahat hareket edebilecek bir zemin yaratılmak isteniyor.
 Bu ihtiyaçların bugünkü tablonun Erdoğan tarafında oluşan boşlukları yamamaya yetmediği de bir gerçek. 
Zira ikili görüşmelerde, Putin'in özellikle Suriye ve enerji meselelerini gündeme getirdiğini ve Türkiye'den beklenti içinde olunduğu mesajını verdiğini görüyoruz. Putin'in akşam saatlerinde Rus hava birliklerinin Suriye'de süresi belirsiz şekilde yerleşmesini öngören bir karar taslağını Duma'ya göndermesini de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. 
Özetle Erdoğan'ın daha fazla ihtiyaç duyduğu Türkiye-Rusya yakınlaşmasını, eksen değişikliği olarak değil acil ihtiyaçların dayattığı bir güncel politik hamle olarak görmekte yarar var.
İLGİLİ HABERLER:
http://ilerihaber.org/icerik/erdogan-putin-gorusmesi-sonrasi-ortak-aciklama-yapildi-58090.html
http://ilerihaber.org/icerik/erdogan-ve-putin-turk-rus-is-dunyasi-toplantisinda-ortak-aciklamalarda-bulunuyor-58098.html

PUTİN'E ULAŞABİLMEK İÇİN BANKA HORTUMCUSUNU DEVREYE SOKMUŞLAR


Bu arada bugün Hürriyet'ten Murat Yetkin'in haberi, Erdoğan'ın Putin'e yazdığı 'özür' mektubunun Putin'e ulaşmasının arkasında banka hortumcusu Cavit Çağlar'ın olduğunu ortaya koydu.
Batık İnterbank nedeniyle devlete, 2011 rakamları ile 440.4 milyon dolar borcu bulunan Çağlar'dan, üç buçuk yılda toplam 1.6 milyon dolarlık tahsilat yapıldığı biliniyor. 
Yetkin, Çağlar'ı Erdoğan'a öneren kişinin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar olduğunu da belirttiği haberinde, Erdoğan'ın Çağlar devreye girmeden önce defalarca Putin'le görüşmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını da iddia ediyor.
DEMOKRASİ MİTİNGLERİ HERKESİN DEĞİL AKP'LİLERİNMİŞ

Tarhan Erdem'in yöneticisi olduğu araştırma şirketi Konda, "demokrasi mitingine katılanlarla ilgili çarpıcı bir anket yayınladı.

26 Temmuz Salı gecesi İstanbul'da Taksim, Saraçhane ve Kısıkla'da yapılan gösterilerde 1875 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan ankette çarpıcı sonuçlar çıktı.
Ankete göre nöbetlere katılanların yüzde 79,5'i 1 Kasım seçimlerinde AKP'ye oy vermiş. MHP'ye oy verenlerin oranı yüzde 4,3, CHP'ye oy verenlerin oranı yüzde 2,9 ve HDP'ye oy verenlerin oranı yüzde 1,1.

Ankete katılanların yüzde 84,1'i bugün seçim olsa AKP'ye oy vereceğini söylüyor.

Daha önce bir parti mitingine katılanların oranı yüzde 61'ken, yüzde 77'lik bir oran daha önce herhangi bir gösteri ya da protestoya katılmadığını açıklamış.

SOMA'NIN SORUMLUSU KATLİAMLA İLGİLİ FETO SAVUNMASI

Soma'da 301 maden işçisini hayatını kaybettiği katliamla ilgili bugün gerçekleşen duruşmada, maden ocağının işletmecisi sanık Can Gürkan, günün modasına uyarak, katliamın sabotajdan kaynaklandığını ileri sürdü. Gürkan, "Ülkemiz PKK, DHKPC, FETÖ saldırısı altındadır. Bu örgütler Soma'yı da yapmışlardır" diyerek savunma yaptı.