Trump Gölü

Başlıkta bir ironi yok. Artık Balkanlar’da bu isimle anılan bir göl var. Absürt Balkan komedilerini andıran bu isim değişikliği ABD’nin son dönemde Ortadoğu ve Balkanlar’da süregelen çatışmaları Trump’ın dış politika perspektifiyle sona erdirmesinin sadece bir yansıması. Trump; “Patron benim ve ABD’yi bıktırtan bu çatışmaları kendi egemenliğimi pekiştirecek şekilde canımın istediği gibi sona erdiririm” diyor.

Sırbistan’dan Kosova’ya uzanan ve %80’i Kosova toprakları içinde kalan ve Yugoslavya döneminde Dünya Bankası kredisiyle inşa edilen baraj gölü üzerindeki Sırbistan ve Kosova’nın yıllardır süren isim tartışması nihayetinde son buldu. Her iki tarafın da rızasıyla göle “Trump Gölü” ismi verildi. Geçtiğimiz ay sonunda Kosova tarafında kalan barajın üzerine asılan “Lake Trump” (Trump Gölü) pankartıyla da gölün yeni ismi bütün dünyaya duyurulmuş oldu.

Hem Kosova Başbakanı Avdullah Hoti hem de Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vuçiç gölün yeni ismiyle ilgili memnuniyetlerini açıkladılar.

Göle Trump Gölü adı verilmesinin ardında ise Trump’ın Sırbistan-Kosova Barış Görüşmeleri Özel Temsilcisi Richard Grenbell’in geçtiğimiz ay Kosova ve Sırbistan arasında ekonomik normalleşme anlaşmasını sağlayan diplomatik başarısı var.

Söz konusu anlaşmayla Sırbistan bir yıl boyunca Kosova’nın tanınmaması konusunda diplomatik çalışmalarını askıya alırken Kosova da aynı süre boyunca uluslararası örgütlere üye olma konusundaki girişimlerine ara verecek. Bunun yanı sıra her iki taraf da 1998-99 Kosova’daki silahlı çatışmalarda kaybolan kişilerin bulunması ve mültecilerin durumlarının iyileştirilmesi konusunda iş birliği yapacak.

Yolcu taşımacılığı, kayıt dışı ticaret ve benzeri ticari konularda da iş birliğini öngören anlaşmada dikkat çeken birkaç husus, Trump yönetiminin başarısını gözler önüne seriyor.

Örneğin her iki ülke de İsrail’le ilişkilerini geliştirecek. İlk aşamada her iki ülke de önümüzdeki bir yıl içinde büyükelçiliklerini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacak ve Hizbullah’ı “terör örgütü” olarak tanıyacak.

Yaz sonunda Körfez monarşilerini Filistin sorunundan kurtaran önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) sonra da Bahreyn’in imzaladığı, Suudi Arabistan’ın ise göz kırptığı “İsrail ile normalleşme” anlaşmalarından sonra Balkanlar’da da böyle bir hamle bekliyorduk.

Bir süredir Balkanlar’da, özel olarak Eski Yugoslavya coğrafyasında iktidarda hüküm süren partiler ve liderler Yugoslavya’nın kanlı bir biçimde dağılmasına neden olan milliyetçi liderlerin takipçileri, öğrencileri… Yugoslavya’yı cehenneme çeviren milliyetçi, irredantist söylem yeni versiyonuyla gündemde. Otuz sene sonra yeniden piyasaya sürülen yeni versiyon ise daha evcil, Batı’yı ürkütecek şiddet söylemlerinden uzak bir çerçeve sunuyor. Çeyrek yüzyıldır bıktırtan bir çözümsüzlük süreci Trump’ın dokunuşlarıyla sona eriyor.

Muhtemelen önümüzdeki günlerde Richard Grenbell’in olağanüstü mesaisiyle Kosova ve Sırbistan yeniden masaya oturacak ve büyük olasılıkla Kosova’da Sırp nüfusun yoğun olarak yaşadığı kuzey kısmının Sırbistan’a bağlanması karşılığında Kosova’nın Sırbistan tarafından tanınması sağlanacaktır. Kosovalı milliyetçi Arnavutlar bu anlaşmayı “şiddetle protesto” edecektir fakat Kosova’nın uluslararası statüsünde önemli bir avantaj sağlayacak bu anlaşma sineye çekilecektir. Çekilemezse Trump’ın kuklası Kosova yönetimi “Kosova’nın ulusal çıkarlarını tehdit eden bu aşırıları hizaya çekmesini” bilecektir.

Bilinir ki, Kosova’da ateş yanarsa, Bosna’daki tencere fokurdamaya başlar. Kuşkusuz ki Balkanlar’da sınırların değişmesine yönelik bir girişimin ilk yansıması Bosna’da olacaktır. Çeyrek yüzyıllık bir Dayton fiyaskosunun sonunu getirecek biri girişimle Srpska Cumhuriyeti’nin Sırbistan’a, Hersek bölgesinin önemli bir kısmının ise Hırvatistan’a bağlanması yönünde talepler daha yüksek sesle dile getirilecektir.

Bunu duyan, öngören Batılı analistler yine hep bir ağızdan söylenmeye başladı: “Trump Pandora’nın kutusunu açtı!” Kosova ve Sırbistan arasındaki ABD’nin girişimiyle yapılan anlaşmanın Bosna’da yeniden savaş çıkmasına yol açacağına ilişkin temcit pilavı yine menülere kondu.

Korkunuz ve korkutmanız yersiz sayın Batılı analist! Bosna’yı çeyrek yüzyıldır babasının çiftliği gibi yöneten kleptokratik rejimin bırakın savaşmayı, paintball oynayacak hâli bile yok.

[email protected]

 

Özgür Dirim Özkan’ın İleri Portal’dan önce yayınlanan yazıları için:
http://yugoslavyayazilari.blogspot.com.tr/

Bazı yazıların İngilizce çevirileri için:
http://lettersfromyugoslavia.blogspot.com.tr/