Latin Amerika’daki ‘Sovyetler’



13-03-2020 12:39


Özgür Yılmaz

Latin Amerika’daki Sovyetler Birliği etkisi, Küba Devrimi, Devrim sonrası yaşanan Füze Krizi ve 60’lı yıllardaki gelişmelerle bilinse de, aslında bu etki 1917’nin hemen ardından gerçekleşmeye başlıyor. 1919 yılında, Ekim Devrimi’nin hemen ardından, Meksika Komünist Partisi kuruluyor örneğin. Daha sonra birçok ülkede Komünist Partiler belirmeye başlıyor. El Salvador’daki Komünist Parti, ülkedeki devrimci süreçte en etkin özne konumunda. Ancak Sovyet etkisi elbette ki bu saydıklarımızla sınırlı değil. 

Latin Amerika’daki Sovyet etkisi, aydınlar üzerindeki etkiler, devrimler ve devrimci öznelere verilen destekler, sanat ve kültürel alandaki etkiler gibi birçok alana yayılıyor. Latin Amerika aydınlarının Ekim Devrimi’nden etkilenişlerindeki ilk örnek Perulu bir aydın olan Jose Carlos Mariategui olarak gösterilebilir. Mariategui, “sosyalizmin Latin Amerikalılaştırılması” fikriyle tanınıyor ve kendisinden sonra gelen birçok devrimciyi –başta Che olmak üzere- etkiliyor. Sovyetler Birliği’nin Latin Amerikalı devrimcilere verdiği destekler, Küba Devrimi, Nikaragua Sandinist Devrimi, Maurice Bishop önderliğindeki Grenada devrimlerinde görülebilir.* Bu girişin ardından, Latin Amerika’daki Sovyet etkisinin detaylarına geçilebilir. 

CIA, 1982 yılında “gizli” ibareli bir belge yayınlıyor. Bu belge, “arka bahçeleri” olarak gördükleri Latin Amerika’da Sovyetler Birliği “etkinliklerini” göstermek amacıyla yazılmış. Söz konusu belge komünizm düşmanı dilini görmezden gelerek incelendiğinde, Sovyetler Birliği’nin Latin Amerika’daki devrimci süreçlerle ne kadar ilgili olduğunu gözler önüne sermekte. Örneğin bu belgede, SSCB’nin El Salvador’daki devrimci sürece etkisi; Guatemala ve Honduras’taki devrimcilere önerileri; Kolombiya, Şili ve Dominik Cumhuriyeti solunda gördükleri imkanlar yer alıyor. Ancak Sovyetler Birliği’nin Latin Amerika’da kurduğu ilişkiler yalnızca devrimci öznelerle sınırlı değil. Arjantin, Brezilya, Meksika ve Peru’da Sovyetler Birliği devletler arası ilişkileri geliştiriyor: 1980’de Arjantin’in en büyük tahıl alıcısı Sovyetler Birliği haline geliyor.**

Sovyetler Birliği’nin bölgedeki etkisi, her ne kadar Küba Devrimi’nden çok önce başlasa da, Küba Devrimi bu etkiyi bir başka boyuta taşıyor. 30 yıl boyunca Sovyetler Birliği, Küba’nın en büyük müttefiki oluyor. İki devletin karşılıklı dayanışmalarının yanı sıra, Sovyetler Birliği ve Küba bölgedeki devrimci hareketler için büyük bir destek sağlayıcısı konumunda yer alıyor. Sovyetler Birliği bölgedeki devrimci hareketlere yapacağı silah, para, eğitim gibi yardımları Küba üzerinden yapıyor. 80’li yıllarda bölgeye yıllık 4 milyar dolar ekonomik yardım yapıldığı, bunun 3 milyarının Küba’ya, geri kalanının ise diğer hareketlere gittiği söylenir. Fakat bu destek, tek taraflı değildir. Yalnızca Sovyetler Birliği, Latin Amerika’ya destek vermemiştir. Latin Amerika’nın işçi ve köylüleri de Sovyetler Birliği’ne destek vermiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Latin Amerika’da sol özneler, Sovyetler Birliği’ne yönelik saldırıyı protesto eden eylemler yapmış, Kızıl Ordu’ya doğrudan yardımlar göndermiştir. Kübalı işçiler, Kızıl Ordu’daki yoldaşlarına 40 bin sigara ve bolca şeker, Şili’den işçiler ise bir gemi dolusu bakır göndermiştir.*** Savaş sonrasında kurulan Dünya Barış Konseyi’ne Latin Amerika ülkelerinden birçok entelektüel katılmıştır. Bunlardan en tanınanları ise, Brezilyalı yazar Jorge Amado, Şilili yazar-şair Pablo Neruda, Meksikalı ressam Diego Rivera olarak sıralanabilir. 

(Pablo Neruda ve eşi Matilde Urrutia, 1962, Moskova)

Sovyetler Birliği’nin, bölgedeki devrimci öznelere ve iktidarlara verdiği destekten bahsetmiştik. Bu desteği çok az ayrıntılandırmak, desteğin büyüklüğünü akla getirmek açısından yeterli olacaktır. Öncelikle, bölgeden birçok devrimci (ya da olmayan) öğrenci, Sovyetler Birliği’ne okumak için gidiyor. Ancak bu öğrenciler, ülkelerine döndüklerinde sosyalist düzenden etkilenmiş oluyorlar. Diğer bir örnek ise, -Küba Devrimi’nin dışına çıkacak olursak- Nikaragua’daki Sandinist iktidara verilen destektir. 80’li yılların sonunda Nikaragua’nın yaptığı ihracatın %75’inden fazlası Sovyetler Birliği’ne gerçekleşmiştir. ****

Latin Amerika’daki Sovyetler Birliği etkisi, bugün bile görülmeye devam etmektedir.***** Latin Amerika ve Sovyetler Birliği ilişkisi tabi ki karşılıklı olmuştur ancak Latin Amerika’da devrimci hareketlerin gücü itibarıyla Sovyetler Birliği ile geliştirilen dayanışma sembolik kalmıştır. Bu karşılıklı etkileşimin bıraktığı miras, bu yazıda anlatılmaya çalışıldığından çok daha zengindir; dolayısıyla bu mirasın zenginliği incelendikçe ve araştırıldıkça ortaya çıkmaya devam edecektir… 

*https://www.telesurenglish.net/news/Soviet-Influences-in-Latin-America-That-You-May-Not-Know-20171023-0008.html

**İlgilileri için söz konusu CIA belgesi: https://www.cia.gov/library/readingroom/docs/19820625.pdf

***https://es.rbth.com/internacional/2015/04/26/america_latina_y_la_urss_en_la_segunda_guerra_mundial_49257

**** The Soviet Union, Rusia and latin American Countries: Major Issues in Trade and Economic Cooperation - Nikolai Zaitsev

*****https://ilerihaber.org/icerik/erkan-bas-akp-reklam-filmleri-serisi-turkiyede-one-minute-ile-baslayip-moskovada-two-minutes-ile-bitti-110425.html