Ben bir babayım



10-10-2021 01:32


Ercüment Sin

Oğlum 5 yaşında. Şu an en büyük sorunları kendisinden birkaç yaş büyük abilerinin onunla oynamak istememesi, kış geldiği için dondurma yiyemeyecek olması ve otuzdan sonra devam eden sayıların daha ne kadar devam etmesi gerektiğini kestirememesi. Ama bir süre sonra onun için de bu rüya bitecek ve gerçek dünyanın tam ortasına düşecek. O şimdi diğer milyonlarca yaşıtı gibi hiçbir şeyden habersiz gülümserken dünya hızla bir mahvoluşa doğru sürükleniyor. 

Bilindiği gibi karbon mucizevi bir yapıtaşıdır ve dünya da doğal bir karbon döngüsüne sahip, yani bazıları açığa çıkarken bazıları depolanır böylece her şey dengede olursa dünya açısından denklik sağlanır ve canlı yaşam ahenk içinde sürdürülür. Ama sanayi devriminden beri biz dünyanın ahenkli düzenini bozduk. Atmosferde biriken karbon miktarını ciddi oranda arttırmış olduk. 

Yüzbinlerce yıldır atmosfere milyonda 180 ila 280 parça karbondioksit bırakırken sanayi devriminden beri bu rakam milyonda 400 seviyelerini aştı. Bu durum atmosferde ısının mahsur kalmasına yol açıyor. Bu ısının yüzde 90’ından biraz fazlasını okyanuslar çekiyor. Aynı zamanda okyanuslar fazla karbondioksitin de çoğunu emiyor ve o yüzden 150 yıl öncesine göre yüzde 30 daha asitli hale geldiler. 

Şimdi buz tabakası artık bilim adamlarının tahminlerinden bile daha fazla eriyor, haber kanallarında buzulların kenarlarında oluşan şelaleler görsel bir şölene değil çok yakınımızdaki felakete tanıklık etmemizi sağlıyor. 

Gelecek tahminleri neredeyse tümüyle negatif durumda!

En kısa zamanda karbondioksit oranı istenen seviyelere çekilemezse geri dönülmez yola girilecek!

Dünyanın her yerinden her dakika çevre felaketlerinin haberleri servis ediliyor ajanslara!

Çevrimsel bir döngüde (ki dünya böyle döngüsel bir yapıya sahip) bunlardan etkilenebilecek en ufak bir canlı yaşam (örneğin deniz kabuklularının kabuklarını inşa edememesi) zincirleme olarak tüm türlerin er geç etkilenmesine ve hatta yok olmasına yol açacaktır. 

Buzulların erimesi sadece sonuç: Bu durum ilk önce çok daha şiddetli hava olaylarını tetikliyor (daha sıcak hava daha fazla nem tutar) her şey daha fazla ve felaket boyutlarında seyretmeye başlıyor. İnanılmaz hortumlar, kasırgalar, seller kontrol edilemeyen yangınlar bunun sadece basit sonuçları.

Buzulların erimesi deniz seviyesini yükselterek kıyı şeridindeki (aslında döngüsellik gereği tüm dünyadaki) canlı yaşamı yok edebilecek sonuçları barındırıyor. 

Evet! İklimin her zaman değiştiği doğru ancak 50 milyon yıldaki değişimi 150 yılda yaşadık, insanın maksimum 1 milyon yıllık evrimi temel alınırsa rakamın muazzam boyutu daha kolay anlaşılabilir belki.

Ne yani bizden sonrası tufan mı? Öyle görünüyor.

Farklı bir hikâye yazmak mümkün mü?

En kısa zamanda karbondioksit oranını istenilen seviyelere çekebiliriz. Yarattığımız yıkımı geri çevirmek hiç de imkânsız değil. 

Güneş enerjili evler, rüzgâr türbinleri, fosil yakıt kullanımını asgari seviyelere çekecek ya da tümden kaldıracak teknolojik gelişmeler hemen uygulanabilir aslında. 

Her şeye sahibiz. Devletler şu an fosil yakıtlara dakikada 10 milyon dolar harcıyor. İstenirse bir gün içinde değişim başlayabilir. Sadece 20 yıl içinde trafikte 1 milyar araç daha olacağı öngörüldüğüne göre akıl sağlığımızı korumak için bile olsa başlamak zorunda çünkü bu böyle sürdürülemez. 

Peki, mevcut halde bunu başarmak mümkün müdür?

Kesinlikle söyleyebiliriz ki hayır mümkün değildir.

İnsanlık daha önce bu boyutta ve bu kapsamda bir sorunla hiç karşılaşmadı. Sanayi devriminin, teknolojinin, ilerlemenin bu boyutlarını hiç bu açıdan değerlendirmek zorunda kalmadı. Kapitalizm ve yarattığı kâr endeksli toplum hiç bu kadar çözümsüz kalmadı.  Kapitalizm yapısal sorunları gereği bunu çözemez, hepimizi; kendileri de dâhil götürdükleri uçurumdan yine ancak biz çevirebiliriz. 

Ben bir babayım. Benim görebildiklerimi, yaşayabildiklerimi, yiyebildiklerimi, içebildiklerimi ve hatta çok daha fazlasını ve sağlıklısını onun da yapabilmesini isterim. Tıpkı diğer milyonlarca anne ve baba gibi. 

O zaman daha fazla geç kalıp çocuklarımızın yaşamlarını yok etmeden kapitalizmi yok edelim. Tüketim çılgınlığını, kâra dayalı üretim manyaklığını durduralım. Başarabiliriz. Başarmak zorundayız.