Ufuk Akkuş yazdı | Hemcinslerinden utanmak



15-12-2020 00:47

Ufuk Akkuş

İlkel komünal toplumdan günümüze değin kadınlar ikinci sınıf konumunda olmuşlar ve baskıya maruz kalmışlardır. Felsefenin doğduğu ve geliştiği Eski Yunan’da bile kadınlar aşağılanmış ve site yönetiminden uzak tutulmuşlardır. Kadınların aşağı görülmesinden ötürü aşk ilişkisi de erkekler arasında yaşanmıştır. Orta Çağ’da cadı veya büyücü yakıştırması ile yakılmışlardır. Modern toplumla beraber kadınlar, verdikleri mücadeleler sonucunda bazı haklarını kazanmış ve eşitsizliklerin giderilmesi yönünde bir eğilim ortaya çıkmıştır. Aydınlanma Çağı, Fransız Devrimi, Bolşevik Devrimi vb. aşamalarından sonra bile gelinen aşamada cinsiyet eşitsizliğinin giderildiğinden bahsetmek imkansızdır. İstihdamdan iş yerine, aileden politikaya kadının ezilmişliği sürmektedir. Söz konusu durum ülkemizde daha da çarpıcı biçimde seyretmektedir. İstihdamdaki kadın sayısı, iş yerlerindeki yönetici sayısı, aile içindeki sömürü ve siyasi partiler ve bu partilerin merkez komitelerindeki kadın sayısı gibi göstergelere bakıldığında durum çok net anlaşılabilir. Kadınların belli mesleklerde yoğunlaşması da cinsiyete dayalı eşitsizliğin işaretlerindendir. Aile içinde ev işlerinin hemen tamamını üstlenmek zorunda kalan kadınlar eğer bir iş yerinde çalışıyorlarsa çifte sömürüye maruz kalmaktadırlar. Ailede çocuk varsa ve büyüklerle birlikte geniş aile içinde yaşanılıyorsa kadının sömürüsü daha da artmaktadır. Ücretsiz aile işçiliği diye tanımlanan bu durum işçi kocanın yükünü hafifleterek erkeğin yeniden üretimini sağlamakta, bu da sermaye için güzel bir fırsat doğurmaktadır.

Yaşamın her alanındaki eşitsizlik, dışlanma ve baskıya maruz kalan kadınlar bunlara ilaveten taciz, şiddet ve cinayet belasıyla karşı karşıya kalmışlardır. Erkeğin her konuda kendini üstün görmesi ve kadını kullanıp dönüştüreceği, oynayacağı meta olarak varsaymasının etkisiyle ülkemizdeki pek çok kadın şiddete maruz kalmakta, erkekler tarafından katledilmekte ve her geçen gün bunların sayısı daha da artmaktadır. Yaşamının herhangi bir döneminde tacize uğramayan bir kadına rastlamak pek mümkün gözükmemektedir. Taciz, kadınlarda büyük travmalara yol açmakta, yaşamını olumsuz yönde etkilemekte, acının içselleşmesine yol açmaktadır. İnsana dair umut ve güven duygusunu sarsıcı etki yaratmaktadır. Taciz, yukarıda sayılan kadınlara yönelik baskı ve dışlama biçimlerinden en yaygını olma özelliğine sahiptir. Tacizi teşhir etmek ise çeşitli nedenlerle çok kolay gözükmemektir. Şokun etkisi, ne yapacağını bilememe, kadınlara olan genel bakış, hukuk siteminin erkek lehine karar vermesi vb pek çok neden bunda etkili olabilir.

Son zamanlarda sosyal medyada ifşa edilen taciz olaylarının ortak özelliği tacizcilerin yazar çizer takımından olmasıdır. Edebiyat alanında ünlü bir ismin ifşa edilmesi diğer tacize maruz kalan kadınları da cesaretlenmiş ve peş peşe ifşa olayları sosyal medyada yer almıştır. Taciz deşifre edildikçe tacize maruz kalanlar “Ben de bu kişi tarafından taciz edildim” diyerek haykırmakta ve kadınlar toplumun pek çok kesiminden erkeklerin tacizini cesaretle ifşa etmektedir. Siyasi partilerden ve akademi dünyasından da pek çok taciz açıklaması gelmektedir. Sanırım burada tacizciler mevki, güç ve etki alanlarını kullanarak, statülerine güvenerek bu iğrenç teşebbüste bulunmuşlar. Tacizciler arasında bir zamanlar sola bulaşan ve çeşitli TV kanallarında program yapan biri de yer almaktadır. Bu tacizciler eğer ifşa edilmeseydi tacizlerine devam edeceklerdi büyük ihtimal. Çeşitli kadın platformlarının ve çoğunlukla kadınların olayı sahiplenmesiyle taciz haberi yaygınlaştırılmış ve yayın dünyasından haklı bir tepki gelmiştir. Örnek alınması gereken kadın platformları konunun ısrarlı takipçisi olmuşlardır.

İnsanın bu alçakça fiili yapmasına cesaret veren toplumsal iklim elbet parçalanmalıdır. Ancak belli ki onur gibi, ahlak gibi birtakım değerleri olmayan bu tecavüzcülerin yaptıklarının hiçbir hafifletici nedeni olamaz. Ahlaki tutum kişisel bir karardır ve ahlak tabii ki tarihseldir ancak burada kişinin erdemli olup olmamasının taciz ve şiddet durumunda bir önemi yoktur. Erdemsizliği, sapıklığı seçen erkek bu fiilinin karşısında her zaman kadın hareketinin güçlü yumruğunu bulmuştur ve bulacaktır.

Peki erkeklerin bu alçakça fiilini engelleyecek unsurlar neler olabilir? Dini düşüncenin buna engel olmadığı birtakım yurtlarda yaşanılan ve açığa çıkan örneklerle ortada. Sosyalist düşüncenin de engel olmadığı yukarıdaki şahıs ve daha önce yaşanılan birtakım olaylardan belli. Peki ne yapılabilir? Sosyal medyada teşhir ile başlayan süreç devam etmektedir. Bu durum belli alanlarda mevki sahibi olanların etkinlik alanlarını sınırlayıp bu alçakların yalnızlaştırılmasını sağlayabilir. Tacizcinin eş dost çevresi nezdinde gerçek yüzünün ortaya çıkarabilir. Böylece bundan sonra yapacakları tacizin engellenme imkanını güçlendirebilir ama taciz ettiği kadınlarda ve çevresindeki insanlarda yıllar boyu ve belki de ömür boyu sürecek travmayı önleyebilir mi?

Tacizin gündemden düşmesi için ise her ortam ve koşulda erkek egemenliğinin safsata olduğu meselesinin yanı sıra erkeklerin parti, platform, STK, iş yerleri vb. her ortamda kadınlar tarafından eğitilmesinin ve tacizcilere karşı sert tepkiler, yaptırımlar geliştirilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Kadın mücadelesi erkek şiddeti ve tacizi konusunun yanı sıra eşitsizlik ve ayrımcılığa karşı mücadelesinde etkilidir ve etkili olmaya devam ediyor. Dünyayı kadınların kurtaracağını ve güzelleştireceğini düşünüyorum. Hemcinslerinden utanan erkeklerin de bu mücadeleye katkı vermesi elzemdir.