Teorinin grisinden yaşam ağacının yeşiline Metin Çulhaoğlu

Teorinin grisinden yaşam ağacının yeşiline Metin Çulhaoğlu

Metin Çulhaoğlu Marksizmde ezberlerin ötesinde bir derinleşmeyi, ulaşılmaz bir yerden alıp, sizin için mümkün kılar.

Ali Burak Yılmaz

Kişisel olarak Metin Çulhaoğlu’nu keşfim, Gezi Direnişi ile birlikte sosyalizm mücadelesi saflarına katılmam ile başlamıştı. Ve bu karşılaşmaya dair hatırladığım ilk şey, Haziran Direnişi ile bazı kafaların karışık olduğu günlerde Metin Abi’nin Gezi kuşağı için söyledikleriydi: “Haziran gençlerine minnet duymanın bir başka nedeni daha olsa gerek: Bizleri, “Komer’in arabasını nasıl yaktığımızı” anlatma meşakkatinden kurtardılar!”

Bu kuşak, bir tarafta Gezi Direnişi tüm sıcaklığıyla sürerken, solun bir bölümünün daha çekingen yaklaştığını da gördü; Ankara’da direniş sırasında barikatlarda olduğunun haberini aldığımız Çulhaoğlu’nu da gördü, tanıdı, çok sevdi… 

Metin Çulhaoğlu Haziran Direnişi sürecinde ve sonrasında, sosyalist siyasetin bütününe, gelecekte sola açık ve dalgalı yeni bir kuşak ortaya çıktığında, ondan çekinmek yerine, ona nasıl yaklaşılacağının yöntemini de bize göstermektedir. O’dan öğrenen, üstten bakmayan, yanlışları da deneyimlemesini izin veren, alan açan, coşkusunu dikkate alan…

Bugün ise bu kuşağın bir kısmı ülkede mücadeleye devam ediyor. Bir kısmı ülkesinden, bir kısmı ise örgütlü siyasetten uzakta. Fakat hepsi aynı kederi, benzer hisleri paylaşıyor Metin abinin arkasından kendileri gibi tüm genç kuşaklara koşulsuz güven ve şefkat ile yaklaşan bir kutup yıldızını kaybetmenin üzüntüsünü. Kutup yıldızıydı, çünkü hayat boyu size eşlik edecek bir öğretiydi O’ndan gördüğümüz.

Bu yazının başlığında da bulunan Lenin’in Nisan Tezleri’nde, Faust’tan yaptığı bu alıntı oldukça meşhurdur. Bu söz bana hep Metin Abi’yi anımsatmıştır. Çünkü Metin Abi, teorinin griliklerini size her zaman yaşam ağacının en yeşilinde sunar... Bunu tercih etmeyenlerin pek kıymet gördüğü, teorinin griliklerinde kaybolarak, kendi konumunu mistifize ederek, kendini anlayanların dar ve özel bir çevre olduğunu düşündürerek örgüt yönetenlerin de olduğu bir yerde, Metin abi tam aksine, bu grilikleri yaşam ağacının en yeşilinde, bütün berraklığıyla ve onu dar bir çevreye değil, kendini mücadelede donatmak için okuyan herkese sunar. Heybenize doldurursunuz o ağacın meyvelerini…

Çok küçük bir örnek vereyim, mesela herkesin hoyratça kullandığı, ancak birçok devrimcinin tanımlamakta güçlük çektiği ya da karmaşık sandığı bir konu olan eşitsiz gelişimi tarif etmek bazen güç bir iştir, bazıları onu anlaşılmaz bir ilişki olarak anlatmayı da tercih edilebilir. Ancak Çulhaoğlu için çok basittir, “bütünün gelişiminin ve hareketinin, bütünün içerisindeki unsurlara, eşitsiz bir biçimde yansımasıdır”. Bu tarifteki ustalık, zor bir meseleyi derinliğinden ödün vermeden basitçe, herkesin anlayabileceği biçimde tarif edebilme yeteneği, bu yazı için seçilen başlığa verilebilecek binlerce örnekten yalnızca bir tanesidir.

Metin Çulhaoğlu sizi yetiştirir, size bir öyle bir yöntem ve kavrayış sunar ki, örgütlü mücadele içerisinde o öğretiyi uygulamaya kalktığınız an kendinizi O’nunla ömür boyu sürecek bir usta-çırak ilişkisi içerisinde bulursunuz. Hayatınız boyunca bu öğreti sizi hem en rahat hem de en radikal gözüken konumlanmalara ihtiyatla yaklaşmayı, ama devrim için ihtiyacından emin olduğunuz an, onu gerçekleştirmekten bir adım dahi geri durmamayı öğretir. Marksizmi “altyapı ekonomidir, geri kalan şeyler üstyapıdır” sığlığından, beylik laflardan, kof bir akademik uğraştan öte, bulunduğunuz ülkenin şartları içerisinde devrimi ararken, yöntemle, bütünlük-dolayım ilişkisi ve elbette ezberlerin ötesinde dinamik ve analitik bir diyalektik yaklaşımla kavramayı öğretir. Sosyalizm mücadelesini, alaylı bir biçimde sosyal bilimlerin ve Marksizmin tornasından geçirmenin yöntemini size verir, işte bu, sizi yetiştirir ve bir çeşit usta-çırak ilişkisi tesis eder.

Metin Çulhaoğlu Marksizmde ezberlerin ötesinde bir derinleşmeyi, ulaşılmaz bir yerden alıp, sizin için mümkün kılar.

Leninizm dendiğinde Marksizme devrimcilik katan, demir çelik bir örgüt teorisi ezberlerini sunanların karşısında, Marksizmin, Leninizmin soyutlanmış hali olduğunu, sözgelimi Marksizmin bir bilim Leninizmin ise kuvvetli bir aşı olduğunu ve devrimci özünü Marksizmden aldığını size öğretir. Leninist örgüt dendiğinde akla orman kanunları önerenler de vardır; Metin Çulhaoğlu ise Leninizmi bir öncülük teorisi olarak kavrayıp, devrimi hep aramak, “özgül bağlamlı devrim teorisi” ile ayağı yere basar hale getirerek, sosyalizme insanları çağırmak değil, sosyalizmi o ülkedeki parçalı mücadelelerin tam ortasına girip oradan çıkartmak olduğunu söyleme cüretidir.

Bu usta-çırak ilişkisinin bütünü, bal gibi bir formasyondur ve bu formasyon sadece kitabi değildir, tam da başlıktaki gibi, teorinin grisinden yaşam ağacının yeşiline kadar uzanır… Ve bu durum formasyonu o kadar gerçek kılar ki, nereye giderseniz gidin, sizinle gelir, içinize işler.

Şanslıyız, Gezi’nin ülkesini kurma yolunda ne mutlu ki Çulhaoğlu formasyonu ile kuşanabildik; ancak bir o kadar da şanssızız, çünkü bu alçak rejim ömrünün sonuna gelmişken O’ndan mahrumuz. Saray Rejimi devrilirken, Çulhaoğlu bunu hayattayken görmeyi en çok hak edenlerden biriydi, hem de en ihtiyacımız olan rehberimiz, kahredici ama mümkün olmadı. Sana sözümüz olsun, bu alçak rejim yıkılır yıkılmaz Berkin’in, Ali İsmail’in, Ethem’in ve diğer kardeşlerimizin gülüşünü, selamını sana, Karşıyaka’ya getireceğiz Metin abi…