Peyami Arıırk yazdı | TİP ve Behice Boran'ın 12 Eylül'e ilişkin tavrı: Doğan Özgüden'in iddialarına yanıt

"Darbenin niteliğine ilişkin saptama TİP Merkez Komitesi’nin kararıdır. TİP Genel Başkanı Behice Boran’ın her zamanki titiz yaklaşımı onu 12 Eylül’ün hemen ertesinde bir süre için darbenin niteliği konusunda bazı kuşkulara yöneltmişti. Boran Merkez Komitesi’ne bir yazı yazarak Komite’nin yapmış olduğu ”faşist darbe” saptamasına ilişkin olarak kendisinin bir ”rezerv”i olduğunu bildirmiş, bununla birlikte Parti Merkez Komitesi’nin kararına da elbette uyacağına ilişkin tavrının altını çizmişti..."



18-09-2020 02:14

Peyami Arıırk - TİP Eski Merkez Yürütme Kurulu Üyesi

Metin Çulhaoğlu arkadaşımızın ilerihaber.org’daki 15.9.2020 tarihli "12 Eylül ve üç tanık" başlıklı yazısında "TİP’in 12 Eylül darbesinden bir ay sonra yaptığı açıklama (Çark Başak) net bir biçimde askeri faşist darbeden ve faşizmden söz ediyor” denildikten sonra, Doğan Özgüden’in tanıklığına başvurularak ve onun kitabından (Vatansız Gazeteci, Cilt 2 Belge Yayınları, 2011) yapılan bazı alıntılara dayanılarak "bu net tavrı daha sonra pek sürmüyor” iddiasında bulunuluyor.

Doğan Özgüden’in söz konusu anılarında iddia edildiği gibi TİP’in bu net tavrı daha sonra hiçbir zaman sulandırılmadı ya da bulanıklaştırılmadı ya da sürdürülmesinden vazgeçilmedi. TİP tarafından yayımlanan bütün Çark Başak Dergileri ya da diğer parti yayınları bunu belgeler.

Türkiye İşçi Partisi’nin Ekim 1988 tarihinde yapılan 8. Kongresi’nde bu net tavır şu sözlerle anlatılıyor:

"Darbenin niteliği Çark Başak’ın Ekim 80 sayısında kapsamlı biçimde açıklandı ve sonraki sayılarda da gündemde tutuldu. Bu saptamalar, Merkez Komite’nin Kasım 80 toplantısına sunulan Politik Büro Raporu’na, bu rapora dayanılarak hazırlanan üyelik yenileme belgesinin ilgili bölümüne kaynaklık etti.” (Türkiye İşçi Partisi 8. Kongre Belgeleri, Ekim 1988, Tüstav Yayını.)

Darbenin niteliğine ilişkin saptama TİP Merkez Komitesi’nin kararıdır. TİP Genel Başkanı Behice Boran’ın her zamanki titiz yaklaşımı onu 12 Eylül’ün hemen ertesinde bir süre için darbenin niteliği konusunda bazı kuşkulara yöneltmişti. Boran Merkez Komitesi’ne bir yazı yazarak Komite’nin yapmış olduğu ”faşist darbe” saptamasına ilişkin olarak kendisinin bir ”rezerv”i olduğunu bildirmiş, bununla birlikte Parti Merkez Komitesi’nin kararına da elbette uyacağına ilişkin tavrının altını çizmişti. Boran’ın bu konunun parti içinde tartışılmasına ya da alınmış olan kararın değiştirilmesine ilişkin bir talebi de olmamıştı. Dolayısıyla TİP’in Merkez Komitesi’nin tavrında ya da parti merkez organı yayınlarında darbenin niteliği konusunda hiçbir değişiklik ya da bulanıklık olmadı.

Zaten Behice Boran kısa bir süre sonra bu ”rezerv”ini kaldırdığını ve Merkez Komite’sinin darbenin niteliği konusundaki kararı ile  aynı fikirde olduğunu bildirdi.

Parti içinde 1981 yılında Doğan Özgüden ve onun küçük grubu ile bir ayrılık ortaya çıktığı zaman Tek Cephe Dergisi’nde Doğan Özgüden bu "tavır bulanıklığı” konusunu gündeme taşıdı ve TİP’in, darbeyi "faşist”  olarak nitelendirmeyen TKP ile birleşebilmek için bu konudaki tavrını da değiştirmeye başladığı imasını ya da suçlamasını gündeme getirdi.

Bu konudaki suçlamalara 81 yılının sonbaharına doğru Behice Boran partililere gönderdiği bir yazıda cevap vererek şunları yazdı: 

"Sorun, ’cuntaya faşist demekten korkup korkmamak’ değil, faşist cuntaya karşı bütün rizikoları, gerektireceği özverileri göze alarak etkin bir mücadele vermekten korkup korkmamaktır. Cuntanın faşistliğinin ete kemiğe büründüğü, somutlandığı, emperyalizm, tekeller ve büyük burjuvaziden yana, işçi emekçi kitleler, tüm ilerici demokratik güçler düşmanı iç ve dış politikalarına, yaptığı ve tasarladığı işlere, yürüttüğü devlet terörüne karşı birleşik etkin bir mücadeleyi olabildiğince çabuk rayına oturtmak, oturtabilmenin koşullarını hazırlamaktır. Mücadelenin lafazanlığını yapmak değildir.”*

Tarih yazımı bilindiği gibi öncelikle belgelere dayanılarak yapılır. Türkiye İşçi Partisi Doğan Özgüden’in anılarında anlattığı bu olaydan (1980) sonra yıllarca mücadelesini sürdürdü; pek çok parti belgesi ortaya çıktı; Behice Boran ve Nihat Sargın pek çok konuşma yaptı, yazı yazdı; bunlar daha sonra TÜSTAV’da arşivlendi, herkesin kullanımına açıldı. Durum böyleyken Doğan Özgüden acaba neden yıllar sonra "duydum, dediler, tahmin ediyorum” tarzı söylemini bunca yaşanmışlıktan, belgeden daha önemli ve ağırlıklı görerek anılarında (Kasım, 2011) ona yer verdi? Üstelik anılarında yer verdiği bu görüşmelerin diğer tarafı olan Boran’ı ve Sargın’ı da kaybettikten sonra (Ekim 1987; Kasım 2010).

Dahası iddiaların ve ortalığı bulandırmayı amaçlayan lafların tersine bu konuda birkaç yıl sonra tavır değişikliği içinde olan TKP oldu. TKP 1983 yılına gelindiğinde artık darbeyi "faşist” olarak nitelendirmeye başlamıştı.

Hiç olmazsa bunu öğrenemez miydi?

-----------------------------------------------------

Türkiye İşçi Partisi Antetli,  12 EYLÜL’DEN ÖNCE TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ’NE KAYDOLMUŞ DEMOKRATİK ÖRGÜT ÜYELERİNE diye başlayan yazı (sayfa 7) .