Onur Bütün yazdı | Diallo’dan Leyla Salinger ve Pelin Buzluk’a feminist güzergâh



10-12-2020 13:45

Tarih 14 Mayıs 2011, tecavüze uğradığını iddia eden otel kat görevlisi Nafissatou Diallo için 911’den cinsel saldırı şikâyetiyle yardım talep ediliyor. İlk cümlemden hemen sonra aklımda çağrışımlar uçuşuyor; Metro Turizm'in kadın yolcularının başına gelenler, KESK’teki taciz tartışmaları, yayınevlerindeki taciz olayları ve daha niceleri…

Dominique Strauss-Kahn, 2011’de olay günü Sofistel Otel’de kalıyor, Fransa’nın eski Ekonomi Bakanı ve yeni başbakanı olmaya en yakın sosyalist aday… Hikâye uluslararası…

Nafissatou Diallo, Gine’den Amerika’ya daha iyi bir hayat için göç etmiş, bir çocuğunu kaybetmiş ve diğer çocuğuyla yaşayan, sendikalı olarak çalıştığı işini seven yoksul bir işçi. Dominique Strauss-Kahn gibi dünyanın en önemli isimlerinden birinin odasını temizliyor, şans bu ya…

Netflix’te Skandal Odası No: 2806 adlı bir dizinin ilk bölümünde konuşuyor Nafissatou Diallo; “İnsanlara kim olduğumu anlatmalıydım,” diyor.

Diallo, ailesinin izin vermemesi nedeniyle okula gitme şansı olmayan ancak hizmet sektöründe iş bulabilmiş bir kadın. Diallo, 8-9 Aralık 2020’de Türkiye’de Twitter'da ortaya çıkan edebiyat #MeToo’muzu okuduysa “kim bilir neler aklına gelmiştir” diye düşünürken bu yazıyı yazıyorum. Bugün konuşmazsam ne zaman konuşacağım!

Leyla Salinger (takma) adlı bir kadının Twitter’da Hasan Ali Toptaş‘la ilgili attığı tweetin ardından, Pelin Buzluk, Aslı Tohumcu, Milya İpek Nuraydın, Perçem Yıldızbaş ve niceleri konuştu. Sözleri önce onların sonra bizim canımızı yaktı. Onların sözlerine sözlerimizi kattık, yaşadıklarımızı anlattık. Kadınların susmaya niyeti yok, bu işin de şakası yok…

Feminizmi, kadın hareketini liberal ya da küçük burjuva bulanların, “Bunlar zaten ahlaksız, çirkef, geçimsiz kadınlar,” diyenlerin sesi soluğu kısıldı. Birçok erkek bu ifşaların kendilerinde yarattığı tedirginliğin farkında. Çünkü sadece ifşa etmiyoruz, başımıza gelen her türden taciz ve tecavüz olaylarının hukuki, yaşamsal tüm sonuçlarını takip de ediyoruz. Aslında feministliğimiz, araştırma gücümüz, dayanışmamız, sorgulayarak öğrenmeye açık olmamız gibi konularda da ısrarcıyız. Takip edebilme kapasitemiz, birbirimizin yanında olduğumuzu bilmek ve hissetmekle ilgili.

Şimdi Diallo, Leyla, Pelin, Aslı, Milya ve Perçem nasıl hissediyorsa hepimiz o hisse dâhil oluyoruz. Uzun süredir birikmiş, bastırılmış duygularımız da bizimle… Kadınların duygusal, erkeklerin akıllı olduğu kabul edilen dünya hakikaten çözülüyor. İnsana bakışımız bütünlüklü olduğu için hiç kimsenin duygularını küçümsemiyoruz. Bizim dayanışmadaki, örgütlenmedeki başarımızın en önemli nedenlerinden biri bu; duygudaşlık kurabilmek.

Daha çok konuşacağız, uzun uzun, tane tane birbirimize anlatacağız. Sonra herkes duyacak! Kendimizi gözden geçireceğiz. Daha iyi hissedeceğiz ve umudumuz kolay kolay kırılmayacak.

Türkiye’de yaşayan bazı kadınlar bu sabah daha iyi uyandılar biliyorum. Sabah sosyal medya hesaplarıma şu notu düştüm;

“Bu sabah, dünya kadınlar için daha güvenli bir yermiş hissiyle uyandım, binlerce kadınla yan yana, dayanışarak...”

#SusmaBitsin