Erdoğan rüyalar aleminde: Şanghay İşbirliği Örgütü bir alternatif mi?

Erdoğan’ın çıkışını, Türkiye kapitalizmi ve onun siyasal temsilcisi AKP/Saray Rejiminin emperyalist sistemdeki güç mücadelelerinin boşluklarına yerleşerek kendini alanını genişletmeye dönük politikaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.

21-11-2016 00:58

Çağdaş Oklap

"50 yıllık tecrübe. Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın."(1) Bu sözler, o zaman başbakan bugün ise padişah bozuntusu olan zat tarafından 21-22 Kasım 2013'te St. Petersburg’da Türkiye-Rusya arasında düzenlenen Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin (ÜDİK) dördüncü toplantısında, Putin’in Türkiye’nin AB’ye girme çabasının uzamasına ilişkin yaptığı göndermeye karşılık olarak verilmişti.

Aradan geçen üç yılın sonunda, AB ile yaşanan gerilimli süreç göz önüne alındığında Şanghay İşbirliği Örgütü ya da bilinen adıyla Şanghay Beşlisi RTE’nin, "Şanghay Beşlisi içinde Türkiye neden olmasın?" cümlesiyle yeniden gündeme geldi.(2)  

Daha önce, Musul operasyonu bağlamında Türkiye’nin ekseninin kaymasının mümkün olmadığına değinmiştik.(3) Bu noktada, Türkiye’nin Atlantik İttifakı’na yapısal olarak bağlı olduğunu ve bu yapısallığın ortadan kalkabileceğini düşünmenin rüya aleminde yaşamak olduğunu belirtmekle yetinelim.

Buradan hareketle bu yazı çerçevesinde, Şanghay Beşlisi’nin Türkiye kapitalizmi ve Saray Rejimi için bir "alternatif" olup olmadığını tartışmaya çalışacağız.

Ama önce ‘nedir Şanghay Beşlisi’ sorusuna kısa bir cevap vermekte fayda var.

Şanghay İşbirliği Örgütü: Kısa Bir Tarihçe

ŞİÖ, Nisan 1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında Şanghay’da sınır sorunlarını çözmek ve sınır güvenliğini inşa etmek amacıyla Şanghay Beşlisi olarak kuruldu. Haziran 2001’de Özbekistan’ında katılmasıyla Şanghay Beşlisi, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne dönüştürüldü. ŞİÖ’nün Haziran 2002’deki tüzüğünde Örgüt’ün temel hedeflerinden birinin “üç şer” olarak adlandırdıkları terörizme, aşırılığa ve ayrılıkçılığa karşı ortak mücadele etmek olarak belirtildi. Bugün ise, ŞİÖ’nün tam üyeleri şunlardır: Çin, Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Hindistan ve Pakistan’dır. Örgüt’ün gözlemci üyeleri ise Afganistan, İran, Moğolistan’dır. Belarus, Türkiye ve Sri Lanka ise Örgüt’ün diyalog ortakları statüsündedir.

Bu yapısı ile ŞİÖ, coğrafi olarak 37 milyon km2’lik bir alan ile Avrasya’nın yüzde 74’ünü kapsamaktadır. 2,7 milyar nüfus ile dünya nüfusunun yüzde 40’ını teşkil etmektedir. Eğer Pekin yönetiminin üye ülkeler arasında planladığı serbest ticaret ve ekonomik entegrasyon projesi (İpek Yolu  projesi) gerçekleşirse, 2020’de örgütün GSYİH’si dünya ekonomisinin yüzde 30’una denk gelecektir. Kısaca ŞİÖ, planlanan projelerin gerçekleşmesi halinde dünyanın en büyük ekonomik ve güvenlik teşkilatı olmaya aday bir yapılanmadır. Bununla birlikte, Orta Asya’da devam eden hegemonya savaşları ve Asya-Pasifik coğrafyasında sıcak çatışmaya doğru evrilme potansiyeli barındıran sürtüşmelerin varlığı ile örgütün işlevsellik konusunda yaşadığı sorunlar, örgütün ciddi açmazları olarak durmaktadır. (4)

Başat Ülkeler: Rusya ve Çin

ŞİÖ’nün, Atlantik İttifakı’ndaki muadili olarak tanımlayabileceğimiz AB’den temel bir farkı bulunuyor. Bu fark kısaca, ŞİÖ’nün, AB gibi bir kurumsallık değil tam tersine hala oluşmakta olan bir örgüt konumda olmasıdır. Bunun temelinde, iki başat ülke olarak Rusya ve Çin’in örgüte dair gündemlerinde ciddi bir açı olduğunu söylebiliriz.

Emperyalizmin yaşadığı krizin varlığı, Rusya ve Çin’i stratejik ve taktisel olarak birbirine yakınlaştırdı. Bununla birlikte, ABD-Çin ve ABD-Rusya rekabeti daha görünür halde olsa da eskiye dayanan bir Rus-Çin rekabetinden de bahsetmek mümkündür. Bu rekabetin bugün, mevcut konjonktürel nedenlerden sıcak bir çatışmaya dönüşme potansiyeli imkansıza yakınsa da, 1969 yılında sınırlı sıcak çatışmaya dönüştüğünü unutmayalım. Bugün Çin-Rus ilişkilerinin olumlu seyrinin oluşmasında en önemli nedenlerinden biri mevcut krizdir. Kriz, iki  komşu kapitalist gücü müttefikliğe zorlamaktadır. 

Bununla birlikte her iki ülkeyi birbirine yakınlaştıran kırılma noktası, 2001 yılında gerçekleştirilen Afganistan’ın ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilmesidir. Bu işgalin,  ABD ve müttefiklerinin Orta Asya coğrafyasına girişi anlamına geldiğini biliyoruz. Çin ve Rusya, ABD’nin Kırgızistan ve Özbekistan’da askeri üsler açması nedeniyle hinterlandları olarak kabul ettikleri bölgelerindeki hegemonyalarını yitirmek istemiyor. Dolayısıyla, ABD’nin emperyalist politikaları, Çin’i ve Rusya’yı kendi bölgelerinde işbirliğine zorunlu kılıyor. Bu açıdan, ŞİÖ, hem Rusya’nın hem de Çin’in ajandasında diğer üye oldukları bölgesel örgütlerin bir tamamlayıcısı konumundadır.Dolayısıyla, ŞİÖ stratejik anlamda Çin’in ve Rusya’nın ana hedeflerine ulaşmalarında kullandıkları basamaklardan birisidir.

Bu noktada, Çin’in ŞİÖ’ye bakışını, ASEAN, EAS (Doğu Asya Zirvesi), APEC gibi bölgesel örgütlerle ile birlikte düşünmek gerekiyor. Diğer yandan, Çin’in ŞİÖ’deki ana gündemini, Orta Asya ile ekonomik entegrasyon ve serbest ticaret yoluyla hegemonya kurulması olarak tanımlamak yerinde olacaktır. Örneğin Çin, 2005’te gerçekleştirilen Astana Zirvesi’nde, Çin ürünlerinin alınması şartıyla, örgüte üye ülkelere sıfır faizli 900 milyon dolarlık kredi sağlanmasını önermiştir. Bu öneri Kırgızistan ve Özbekistan tarafından kabul edilmiş, Moskova tarafından ise ucuz Çin mallarının Orta Asya’yı ve Rusya’yı istila edeceği ve bunun da ulusal ekonomiye ve toplumsal yapıya zarar vereceği gerekçe gösterilerek veto edilmiştir.(5)

Bu hamlenin Rusya tarafından, kendi hinterlandı olarak Orta Asya’daki çıkarlarına göz dikme girişimi olarak görüldüğünü biliyoruz. Bu hamle, Orta Asya başta olmak üzere üye ülkeleri Çin için bir ekonomik pazar haline getirecektir. Diğer yandan, Çin ekonomisi için önemli bir unsur olan enerjiyi, dünya petrolünün %21’ini, doğalgazının ise %45’ini barındıran Orta Asya’dan daha kolay temin edecektir. Fakat bu güne kadar Orta Asya enerji politikaları ŞİÖ çerçevesinde değil daha çok ikili ilişkiler bağlamında yürütülüyor. Dolayısıyla ŞİÖ, Çin’in enerji konusunda beklentilerini karşılayacak ölçüde cevap verebilecek konuma gelebilmiş bir örgüt değil. Diğer yandan da Rusya’nın, Çin’in aleyhine olacak şekilde Orta Asya enerjisinin kontrolünü arttırma peşinde olduğunu biliyoruz.(6)

Rusya için ŞİÖ’nün gündemi oldukça farklı olduğunu belirtelim. Putin’in bölgeye ilişkin temel motivasyonun ‘Avrasya Birliği’ olduğunu söylemememiz için bir neden yok. Dolayısıyla Rusya,  ŞİÖ’nün genişlemesine dönük bir politika geliştirirken, Çin bunun tam tersi daha doğrusu genişlemeye dair soğuk bir politika izlemektedir. Bu politika farklılıkları örgüt içerisinde şimdilik ihmal edilebilir olsa da sürtüşmeleri beraberinde getirmektedir. Özetle, Rusya ŞİÖ’yü Orta Asya’daki stratejik varlığını korumada bir araç olarak görürken, Çin ekonomik alanını genişletebileceği ve kolay enerji sağlayabileceği bir araç olarak görmektedir.

Şanghay İş Birliği Örgütü Doğu’nun Nato’su mu?

ŞİÖ’yü üzerine batı basınını incelediğinizde gözüne çarpan temel değerlendirme Örgütün Doğu coğrafyasının Nato’su olduğudur. Oysa ki, ŞİÖ üyeleri aralarında birden çok askeri tatbikat yapmış olmasına rağmen NATO gibi bir örgüte dönüşmekten ‘şimdilik’ uzaktır. Örgüt, daha çok uluslararası terör gruplarından gelme ihtimali olan saldırılara karşı koymayı ana hedef olarak gözeten bir güvenlik teşkilatı görüntüsü vermektedir. ŞİÖ, ne bir askeri kuvvete ne merkezi bir planlama komitesine sahiptir. ŞİÖ yetkililerinin yaptığı birçok açıklamalarda da böyle bir hedeflerinin olmadığı sıklıkla vurgulanmaktadır. Diğer yandan, Orta Asya ülkeleri, daha çok Rusya’nın öncülük yaptığı ve bölgenin en büyük güvenlik örgütlenmesi olan “Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü” (CSTO) çerçevesinde düzenlenen tatbikatların iştirakçısıdır. Yukarıda bahsedilen, Çin-Rusya arasındaki görüş farklılıkları ve diğer aktörlerin Çin nüfuzundan duyduğu endişeler, ŞİÖ’nün Doğu’nun NATO’suna dönüşmesine ‘şimdilik’ engeldir.

Şanghay İş Birliği Örgütü versus Avrupa Birliği Üzerine Bir Not

AB ile Şanghay İş Birliği Örgütü arasındaki temel farkın kurumsallaşmama olduğunu söylemiştik. Diğer yandan en az onun kadar önemli bir başka farka da değinmemiz gerekiyor. Avrupa Birliği, bugün her ne kadar çatırdama sinyalleri vermiş olsa da, ‘liberal bir burjuva demokrasi’nin temel olarak alındığı bir ideolojik-siyasal bir homojenliğe sahiptir. ŞİÖ ise, üye ülkeler düşünüldüğünde siyasal ve ideolojik bir homojenliğe değil, heterojenliğe işaret etmektedir. Bu durum aslında, ŞİÖ’nün taktisel ve sınırlı bir stratejik ortaklık olarak kısıtlarını da göstermektedir. Bugünden, orta ve uzak vadeye doğru bir projeksiyon tutulduğunda, emperyalizmin krizinin ve onun sonucu olarak güç mücadelelerinin dozajındaki artma eğilimin belirginleşmesi, bu kısıtların giderek silikleşmesine zemin sunma olasılığı barındırdığını ekleyelim.

Son Söz Ya da Şanghay İş Birlği Örgütü Alternatif mi?

Erdoğan’ın bu çıkışını, Türkiye kapitalizmi ve onun siyasal temsilcisi AKP/Saray Rejiminin emperyalist sistemdeki güç mücadelelerinin boşluklarına yerleşerek kendini alanını genişletmeye dönük politikaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor. Yukarıda söylediklerimizden hareketle, ŞİÖ ne NATO’ya ne de Avrupa Birliği’ne alternatif olma konumundadır.Dolayısıyla ŞİÖ’nün, AKP Rejimi için AB ve NATO’ya alternatif bir yapı olmasından ziyade, bir tehdit enstürmanı olarak kullanacağını söylebiliriz.

Son olarak, ŞİÖ üyesi bir Türkiye’nin Atlantik İttifakı için bir kriz dinamiği olmasından ziyade, Rusya ve Çin’in çevrelenmesine dönük politikalar açısından ‘kullanışlı aptal’ olabileceği akıllarda tutulmalıdır.

1-http://www.turkrus.com/63367-st-petersburg-zirvesi-gorus-ayriliklari-ekonomik-isbirligini-yine-golgelemedi-xh.aspx

2-https://tr.sputniknews.com/turkiye/201611201025892702-erdogan-ab-sanghay-beslisi/

3-http://ilerihaber.org/icerik/cagdas-oklap-yazdi-musul-operasyonu-ve-anti-emperyalizm-turkiyenin-ekseni-kayar-mi-62010.html

4-http://ilerihaber.org/icerik/emperyalizmin-asya-pasifik-yonelimi-neler-oluyor-53081.html

5-http://thediplomat.com/2013/09/the-shanghai-cooperation-organization-chinas-nato-2/

6-https://www.fas.org/sgp/crs/row/97-1058.pdf