Bir Kimyasal Saldırı Yalanı Daha: Klişeler, Dekorlar, Sahneler

Emperyalizm ve onun insanlık düşmanı çetelerinin karşısında direnen Suriye halkı, ülkesini kurtarmak için yalnızca mermilere bombalara karşı değil yalana karşı da bir savaş veriyor. Bugün çok daha büyük bir savaşın eşiğine sürüklenen bölgemizde gerçekler devrimcidir.



13-04-2017 00:59
Serhan Kayır

4 Nisan sabahına uyandığımız saatlerde ilk olarak BBC, Suriye’de Esad hükümetinin Idlib’e bağlı Han Şeyhun kasabasında kimyasal saldırı düzenlediğini son dakika haberi olarak girdi. BBC’nin ardından hızla Reuters ve Anadolu Ajansı bölgeden fotoğraflar servis etmeye başladı. Haberin kaynağı İngiltere merkezli ve fonlu SOHR(Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü) adlı örgüt idi. Şu meşhur Oscarlı “Beyaz Baretliler”, gündüzleri  ‘insani yardım’ geceleri cihatçı olan örgüt…Bilindik klişelerle bir haber bombardımanı başladı. Troller ve batı medyası sosyal medya üzerinden bölgeden fotoğrafları dolaşıma soktu. Haberler onlarca ölü ve yüzlerce yaralıdan bahsediyordu.

Rusya ve diğer müttefiklerinin yardımıyla ülkenin pek çok bölgesini teröristlerden temizleyen Esad’ın böyle bir saldırıyı gerçekleştirmesi için tek bir mantıklı neden dahi bulunmuyordu. 2013 yılında da Suriye hükümeti Guta’da kimyasal silah kullanmakla suçlanmıştı fakat BM gözlemcileri yaptıkları denetlemeler sonucunda Suriye hükümetinin değil muhaliflerin kimyasal silah kullandığını rapor etmişti. Daha savaşın ilk günlerinden bu yana Suriye tüm askeri tesis ve mühimmat depolarını BM gözlemcilerine açık tutuyor. Saldırının hemen ardından Suriye hükümeti saldırıyı kınayarak BM gözlemcilerini bir kez daha ülkeye davet etti. Hükümet yetkilileri teröristlerin Irak ve Türkiye’den kimyasal silah getirildiğini iddia etti.

Rusya saldırının hemen ardından yaptığı açıklamada cihatçıların kimyasal silah ürettiği bir depoyu vurduğunu belirtti. Suriye’nin kimyasal silah kullandığını reddederek ABD’yi Irak Savaşı’ndaki senaryoyu tekrar etmekle suçladı.

Rusya'nın açıklamasının ardından İngiltere’nin eski Suriye Büyükelçisi Peter Ford, kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıyla başlatılan İkinci Irak Savaşı’nı hatırlatarak, Suriye’nin kimyasal silah kullanarak bir saldırı gerçekleştirdiğine yönelik herhangi bir kanıt bulunmadığını ifade etmiş, "Esad’ın kimyasal saldırı gerçekleştirmiş olması mantıklı gelmiyor. Kanıtları incelerken beynimizi devre dışı bırakmayalım. Böyle bir şey Esad’ın kendi yenilgisine yol açardı. Esad deli değil." şeklinde açıklama yapmıştır.

Batı medyasının “Idlib’de Suriye hükümeti kimyasal silah kullandı” haberi dünyayı ikna edemese de ABD bildiğini okumaya devam etti ve aradan birkaç gün geçtikten sonra 7 Nisan sabahı Suriye’nin Şayrat hava üssünü bombaladı.

Henüz BM’de Suriye’nin kimyasal kullandığına dair iddialar görüşülmeden gerçekleştirilen bu operasyon İran ve Rusya’dan büyük tepki gördü. Şayrat hava üssü Batı medyasında sözde kimyasal saldırıyı düzenleyen uçakların kalktığı hava üssü ve kimyasal silah deposu olarak lanse edilmişti. Bu saldırıda üste bulunan 6 Suriye savaş uçağı imha edildi. Bombalamanın birkaç saat ardından hava üssü tekrar faaliyete geçti Suriye hava operasyonlarına ara vermeden devam etti.

Kimyasal saldırı yalanı uluslararası kamuoyunda arzu ettiği ilgiyi görmeyen ABD’nin Suriye saldırısı, kendi iç kamuoyunda da büyük tepki gördü. Kimi senatörler saldırının hemen ardından Trump yönetimini yüksek perdeden kınadılar ve ABD’nin pek çok kentinde savaş karşıtı gösteriler düzenlendi.

Tesadüfe bakın; ABD saldırısıyla tamı tamına aynı dakikada IŞİD, Şayrat hava üssüne giden otoyola bir saldırı düzenledi. ABD saldırısını takip eden dakikalarda Suriye’nin dört bir yanında cihatçılar Suriye hükümetine ait mevzilere saldırıya geçtiler ancak hepsi birkaç saat içinde geri püskürtüldü.  ABD’nin saldırısı teröristlere yardım etmekten başka hiçbir amaca hizmet etmedi.

ABD’nin kimyasal saldırı yalanının peşini hemen bırakacağını düşünmek iyimserlik olur. Bu yalanı sürdürecek ve Rusya’yı Esad’sız bir çözüme zorlamaya devam edecektir. Putin cihatçıların farklı yerlerde kimyasal silahlı saldırı düzenleyerek suçu Suriye’nin üzerine atacaklarına ellerinde ciddi istihbarat bilgilerini olduğunu açıkladı.

Idlib Yalanları ve Gerçekler

Idlib’te sergilenen kimyasal saldırı yalanını yakından inceleyelim. Bu olayı sağlıklı bir şekilde inceleyebilmemiz için tanıklar, kanıtlar ve bulgulara bakmamız gerekiyor. Bu olayın tanıklığını El Nusra yanlısı “Beyaz Baretliler” yapıyor. Idlib’teki teröristler ve Beyaz Baretliler dışında olayın başka herhangi bir tanığı bulunmuyor. Bölgede görev yapan bağımsız hiçbir kuruluş olmadığı gibi BM gözlemcileri de bulunmuyor. Olayın daha en başından bu yana savaş suçlusu teröristlerden başka elimizde tanık yok. Bunu not ettikten sonra şimdi de kanıtlara bakalım.

Bu olayda bizlere kanıt olarak sunulan şeyler yine Beyaz Baretlilerin çektiği fotoğraflar ve görüntüler. Görüntülere baktığımızda yerlerde yatan yarı çıplak cesetleri ve yaralıları görüyoruz. Beyaz Baretliler hiçbir koruyucu giysi giymeden ve gaz maskesi takmadan yerde yatan yaralıları bahçe hortumuyla sulayarak tedavi etmeye çalışıyorlar. Eğer gerçekten orada bir sarin gazı saldırısı gerçekleştirilmiş olsaydı yaralılara müdahale eden Beyaz Baretlilerin tamamının şu an ölmüş olması gerekirdi. Yerde yatan yaralılar eğer ki sarin gazına maruz kalmış olsalardı burun ve ağızlarından kan geliyor olması gerekirdi ancak tüm fotoğrafları inceleyin hiçbirinde bunu göremeyeceksiniz.

Sarin gazı, maruz kalan kişinin birkaç saniye içerisinde sinir sistemini felç ederek 1 ile 10 dakika arasında ölümüne yol açar. Görüntülerde pek çok kişinin bahçe hortumuyla sulandıktan sonra canlandığını ya da ellerini kollarını oynattığını görmüşsünüzdür. Bir diğer ilginç detayda görüntülerde hiç ölü hayvanın bulunmaması, iddia edildiği gibi bir sarin saldırısı gerçekleşmiş olsaydı en azından birkaç serçe ya da güvercin ölüsü görmemiz gerekiyordu.

Aynı zamanda Beyaz Baretliler, saldırı sonrasına dair yüzlerce fotoğraf ve dakikalarca video yayınladı ancak saldırı anına dair hiçbir görüntü yayınlayamadılar.

Ya peki görüntülerdeki ölüler; bu insanlar nasıl öldüler. El Nusra ve Beyaz Baretliler sadece Suriye hükümetini suçlamak için kendi insanlarını öldürmüş olabilir mi, ne yazık ki bu sorunun yanıtı oldukça acı.

Bu olaydan yaklaşık bir hafta önce Hama kırsalından 250 kadın ve çocuk El Nusra tarafından kaçırılmış ve Idlib’e götürülmüştü. İşte fotoğraflarda gördüğünüz ölü çocuklar El Nusra’nın başka bir bölgeden kaçırarak bölgeye getirdiği çocuklar. Belli ki bu kimyasal saldırı yalanı önceden planlanmış ve bu mizansen için kaçırılan bu çocuklar El Nusra tarafından katledilmiştir.  Ne yazık ki kaçırılan bu kadın ve çocukları tanıyanlar fotoğraflardan tanıdıklarını teşhis ederek bu bilgiyi doğruladılar.  

Emperyalizm ve onun insanlık düşmanı çetelerinin karşısında direnen Suriye halkı, ülkesini kurtarmak için yalnızca mermilere bombalara karşı değil yalana karşı da bir savaş veriyor. Bugün çok daha büyük bir savaşın eşiğine sürüklenen bölgemizde gerçekler devrimcidir.