Zubritski, Kerov, Mitropolski…



15-11-2014 08:11


Metin Çulhaoğlu

Politzer…

Zubritski, Kerov, Mitropolski, Kuznetsov, Gretski, Lozovski ve Kolossov…

Bir de Nikitin var…

Kimdir bunlar?

Rus milli takımının gençleştirilmiş kadrosunda yer alan futbolcular mı?

Hayır, hepsi yazardır; kitapları vardır.

İlki, Politzer, Türkiye’de 1966 yılında “Felsefenin Başlangıç İlkeleri” ile tanınmıştır (Sol Yayınları, çeviren: Cem Eroğul). Sonra, “Felsefenin Temel İlkeleri” gelmiştir. Nikitin’e kadar olan diğerleri, 60’lı yılların sonunda yayınlanan “İlkel Toplum, Köleci Toplum, Feodal Toplum” (1968) ve “Kapitalist Toplum” (1969) adlı kitaplarıyla bilinmektedir (Sol Yayınları, çeviren: Sevim Belli). Nikitin’in kitabının adı ise “Ekonomi Politik”tir (Sol Yayınları, 1968, çeviren: Hamdi Konur).

Türkiye solu 1960’lı ve 70’li yıllarda bunları okumuş, bunlarla yetişmiştir.

Ardından, 1980 sonrasında başlayan ipe sapa gelmez “iç hesaplaşmaların” bir parçası olarak bir dönem okunan kitapları küçümseme modası alıp yürümüştür:

“Politzer’in elementer düzeydeki kitabını okuyup felsefeyi kaptığımızı sandık…”

“Bir sürü adam insanlığın tarihsel gelişimini Engels’in basit şemasını izleyerek anlatmış; biz de okuduk, bu yüzden ‘ilerleme’ gibi garip fikirlere kapıldık, ‘teleolojik’ bile olduk vallahi…”

“Ucuz ekonomi politik kitaplarından edinilmiş bilgilerle olsa olsa bu kadar olur…”

Bu küçümseme furyası etkili olmuş olacak ki göründüğü kadarıyla bugün yukarıda örneklenen kitaplar pek okunmuyor. Okunmayınca ne mi oluyor? Politzer bile okunmayınca ortalama solcunun diyalektik anlayışı “her şey değişiyor” edebiyatından öteye geçmiyor. Zubritski ve diğerleri okunmayınca bir “proleter devrimciye” burjuva devrimlerin tarihsel bir ilerleme anlamına geldiğini anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor oluyor. Nitikin’inki dâhil aslında hepsi Kapital’in sadık bir özetini veren “ucuz” ekonomi politik kitapları okunmayınca da yaşanılan her musibet sanki sermayenin hareket yasalarından bağımsız olgularmış gibi görülüyor.

Kuşkusuz, bunlar okunduğunda her şeyin yerli yerine oturacağını söylemiyoruz. Ama böyle başlanmasında yarar vardır. Önce temeli sağlam kurup sonra üzerine eklemek, işe Spinoza ya da Hegel’le başlamaktan, insanlık tarihinin genel gelişim şemasını kafaya yerleştirmeden Hobsbawm, Dobb, Hill, Hilton ve başkalarına dalmaktan ve Kapital’i okumadan “Kapital’i Okumak”ın inceliklerine gömülmekten daha iyidir.

Kısacası, önce temeli sağlam kurun, sonra istediğinizi okursunuz…

Sonra, bu “el kitaplarını” o kadar küçümsemeyin. Dediğimiz gibi kimileri Kapital’in, kimileri de Marx-Engels’in tarihe yaklaşımının aslına sadık özetleridir. Peki, Politzer çok mu “yüzeysel”dir? Akademisyenliğinin yanı sıra direniş hareketinin kararlı bir militanı olduğu için Naziler tarafından kurşuna dizilen bu Macar asıllı Fransız’ın hiç mi değeri yoktur? Böyle düşünen süper entelektüelleri Politzer’e ısındıracak bir bilgiye sahibiz. Şöyle: “Ayrıca Politzer’in bu alandaki irdelemeleri de üzerinde önemle durulmayı gerektirecek nitelikte. Politzer’in Marksizm ve psikanaliz ilişkisi üzerine yazıları, F(rankfurt) Okulundan birkaç yıl daha önce.” (Selahattin Hilav, Felsefe Yazıları, Yapı Kredi Yayınları, 5. Baskı 2014, s. 247).

Bakın, psikanaliz de var…

Şimdi oldu mu?

***

Türkiye sosyalist hareketinin, kitleselleşme, topluma kök salma gündemi ölçüsünde önemli bir diğer gündemi kadrolaşmadır, yeni kadrolar yetiştirilmesidir.

Haziran’da ortaya çıkan, büyük bölümünü genç kuşakların oluşturduğu “potansiyelin” nicel ağırlığı ne kadar göz kamaştırıcı ve umut verici ise aynı niceliğin “temel formasyon” eksikliği de o kadar belirgindir ve ciddi bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.

Eğer sorun buysa, okumaya Politzer’den Nikitin’e uzanan bir ön listeyle başlamanın hiçbir sakıncası yoktur…

***

Dikkat ettiyseniz, anılan kitapların hepsi Sol Yayınları’ndan çıkmıştır.

12 Eylül’ün cellatları durumu bugünün kimi zamane solcularından daha iyi kavramış olacaklar ki Muzaffer Erdost’la İlhan Erdost’a “bu gençleri siz zehirlediniz” kiniyle saldırıp İlhan’ı katletmişlerdir…

Bir hafta önce ölüm yıldönümüydü, saygıyla anıyoruz…