Zorunlu ve can sıkıcı bir yanıt yazısı



01-03-2015 13:08


Emre Gürcanlı

Bu hafta biraz canınızı sıkacağım için üzgünüm. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği'nde öne çıkan bilim kadınları ve aktivistlerden söz edecektim haftaya kaldı. Bu hafta gerek benim, gerekse de İleri Haber Portalı'nın hepsi sonradan geri alınsa da hırsızlık, kadın emeği gaspçısı, kadın yazıları üzerinden prim yapıp kadın emeğine saygı duymayan gibi daha hafif ve daha ağır ithamlarla karşı karşıya bırakan bir olayı ayrıntılarıyla anlatmak zorundayım. Sadece benim ve haber portalımız için değil, aynı zamanda bu ithamları yapıp sonra geri alan ve aramızda sorun kalmayan kişi veya kişilerin de üzerinde herhangi bir tartışma olmasın onlar da rahatlasınlar diye yazmak zorundayım, kusura bakmayın. Anlatacağım olay, benim yalnızca yazar olarak word'de yazıp verdiğim ve çoğu "racon"undan haberdar olmadığım internet yayıncılığına dair de pek çok husus içeriyor, o bakımdan sıkılmadan okursanız çok mutlu olurum.

Olay şöyle başlıyor, geçen hafta yazmış olduğum "Fosforlu saatler, yitip giden yaşamlar, şirket suçları ve… Radyum Kızları" başlıklı yazı, Evrensel ve Radikal gazetelerince internette farklı bir şekilde yayınlanıyor. Peki nasıl? Bu yazı kaynakça kısmı silinmiş, yazının içindeki referanslar silinmiş bir şekilde, yeniden kurgulanarak, belli başlıklar ve paragraflar öne çıkarılarak yayınlanıyor. Biliyorsunuz bu köşenin teması "işçi sağlığı ve iş güvenliği" ve tüm yazıları bu tema üzerinden yazmaya çalışıyor, farklı olaylarla bağlantı kurmaya çalışıyorum. Bu yazıyı yazarken bizzat başlangıç kısmında esinlendiğim, alıntılarla da bizzat gösterdiğim (bu alıntılara dair eleştiriler ilerleyen kısımlarda anlatılacak) Açık Bilim dergisinde yer alan "Radyum Kızları" yazısının yazarı Dr. Işıl Arıcan, Evrensel ve Radikal'de çıkan versiyonunu okuyor, hiç bir referans verilmeyen, isim geçmeyen bu yazılara ilişkin her iki gazeteye de eleştirilerini iletiyor.

Sonrasında Evrensel ve Radikal gazetesinde çıkan değiştirilmiş haldeki yazının kaynağının benim yazım olduğu ortaya çıkıyor ve bu kez İleri Haber ve ben suçlanmaya başlanıyoruz.

Bir sonraki aşamada Evrensel gazetesi değiştirilmiş haldeki yazıya ilk önce yalnız benim ve sonrasında da Işıl Arıcan'ın imzalarını atıyor. Yazı iki imzalı gibi görünüyor, bu durum da eleştiriliyor ve uyarılar yapılıyor.

Sonraki aşamada gerek Işıl Arıcan ile, gerek onun twitter paylaşımlarını paylaşanlar ile, gerekse de Evrensel ve Radikal gazeteleri ile temasa geçerek, yazının orijinalinin İleri Haber'de pazar günü yayınlandığını, bir tartışma yürüyecekse bu yazı üzerinden yürümesi gerektiğini, bu yazıda da gerekli kaynakçanın gerek yazı içinde gerekse de yazı sonunda ayrıntılı bir şekilde verildiğini söylüyoruz. Zira o ana değin kimse benim orijinal yazımı okumuyor ve onun üzerinden yorum yapmıyor.

Tabii bu aşamada sosyal medyada yazının orijinali yerine Evrensel ve Radikal versiyonları dolaşıyor, "aynen alıp adını yazmış ya" şeklinde veya "bu kadar da esinlenme pes doğrusu" tarzında pek çok eleştiri (bana kalırsa hakaret boyutuna taşmaktadır) bana ve İleri Haber sitesine yapılıyor.

Sonunda işin bu faslı tatlıya bağlanıyor, Işıl Arıcan ile benim yazımın iki farklı yazı olduğu, kaynakça kısmının yazının içinde de sonunda da verildiği ancak atıf sistematiğinde eksik ve hatalar olduğu, tartışmaların kaynağının Evrensel ve Radikal gazetelerinin benim yazımı paylaşım tarzı olduğu konusunda mutabakata varılıyor.

İşin aslının öğrenilmesi benim iki günümü alıyor, bu süreçte hem ben hem de muhtemelen Işıl Arıcan ciddi anlamda yıpranıyoruz.

Evrensel gazetesi bana eposta atarak özür diliyor, yazının kaldırılıp kaldırılmaması gerektiğini soruyor ben de Işıl hanıma da bizzat yazdığım gibi yazının bu haliyle kaldırılması gerektiğini Evrensel gazetesine iletiyorum. Kendisini tanımadığımı, kendisiyle ortak çalışmamız olmadığını, bu haliyle iki isimli kaldığı takdirde tartışmaların da devam edeceğini ve sanki ortak çalışan iki kişi gibi göründüğünü yazıp iletiyorum. Radikal gazetesinden ise herhangi bir özür GELMİYOR!

Sonuçta iki gecemi mahveden ve yurt dışında yaşadığı için muhtemelen saat farkı nedeniyle farklı saatlerde benzer duyguları hisseden Işıl Arıcan'ı da yıpratan sürecin bir aşaması bitiyor...

Tartışma bitmiyor: Açık Bilim'de Çıkan Yazıya Dair Yanıtlar

Sosyal medyadaki ciddi tartışma ortamı bitmişken bu kez Işıl Arıcan'ın yazısını yayınlayan Açık Bilim dergisinde kendi ifadesiyle "yayın yönetmeni sıfatıyla" Kaan Öztürk "Referans ve İntihal: Bir Açık Bilim Alıntısına Dair Notlar" (http://www.acikbilim.com/2015/02/incelemeler/referans-ve-intihal-bir-acik-bilim-alintisina-dair-notlar.html)* başlıklı bir yazı kaleme alıyor.  Yazıdaki eleştirilere yanıt vermeden önce şunları belirtmek bir zorunluluk. 1. Söz konusu yazı tartışmaların nasıl başladığına dair yukarıda anlattığım hiç bir husustan söz etmiyor 2. Yazı Evrensel ve Radikal gazetelerine dair hiç bir eleştiri de içermiyor, onların isimleri dahi zikredilmiyor 3. Yazının Twitter ve Facebook grubu üzerinden paylaşımı doğrudan bana dönük bir eleştiri içerdiği gibi yanlış yönlendirme ve eksik bilgilendirme yapıyor 4. Yazının uzun girizgahı ve bazı ifadeler eleştirilen kişinin yazı içinde "samimiyetine inanıyorum" diye belirtilmesine karşın samimiyetine güvenilmediğini açıkça gösteriyor.

Şu bilgiyi de vermeden devam edemem; İleri Haber sitesinde yazdığım yazılar güncel politik, güncel işçi sağlığı ve iş güvenliği yazıları. Haber portalıyla profesyonel anlamda bir ilişkim yok, yani ücret almıyorum, bir siyasal yapının emektarları olarak katkı koymaya çalıştığımız bir portal. Keza, bu yazıların bilimsel bir bildiri ve makale olma iddiası da yok. Kendimce tek iddiam işçi sağlığı ve iş güvenliği meselelerini yalnızca ölüm ve yaralanma sayıları üzerinden değil, ilgi çekici vurucu yazılarla pek çok kişiye ulaştırmak farkındalığı artırmak ve bu konuda benim gibi mücadele eden tüm yol arkadaşlarıma yardımcı olmak.  Yazılarımda bir köşe yazısından beklenmeyecek bir uzunluk var, bu haber portalından arkadaşların itirazlarına karşın benim tercihim ve bu uzun haliyle daha yararlı olduğunu düşünüyorum. Keza bir köşe yazısından beklenmeyecek kadar kaynakça, atıf ve benzeri konulara dikkat ediyorum, kuşkusuz bir bilimsel bildiri veya makale yazsam çok daha ayrıntılı bir dikkat ve titizlikle yapacağım bu işi, zira bir hafta içinde yazılarımı hazırlıyor iletmeye çalışıyorum. Bu bilgiler önemli çünkü yazılarıma bilimsel bir makale muamelesi yapılmasının doğru olmadığı çok açık öyle bir iddiam yok ve olmayacak.

Kaan Öztürk'ün yazısı üzerine

"22 Şubat 2015’de de Doç. Dr. Emre Gürcanlı İleri Haber sitesinde “Fosforlu saatler, yitip giden yaşamlar, şirket suçları ve… Radyum Kızları” başlıklı bir yazı yayınladı. Dr. Gürcanlı, Işıl’ın yazısındaki konuları biraz daha ayrıntı ekleyerek işliyor, olaya iş güvenliği açısından bakarak başka örnek vakalar da aktarıyor."

Çok şükür, sonunda en azından bu noktaya gelebilmek yazımın ayrı ve kendine has bir yazı olduğunun açıkça söylenmesi bile şu anda beni mutlu ediyor. Zira kadın emeği gaspçısı, hırsız gibi pek çok şiddeti az veya çok hakarete varan ifadeden ve bunların geri alınmasından sonra, birisinin hem de bizzat tartışma konusu olan sitede benim yazımı ayrı ve bağımsız bir yazı olarak görmesi sevindirici. Zira yukarıda ayrıntılarıyla anlattığım gibi "aynen almış”, “kendi ismini yazmış, çalmış" noktasından bu noktaya gelebilmek için sosyal medya üzerinden yazarın kendisi dahil pek çok kişiyle yazışma yapmak zorunda kaldım ve tarafıma yönelik ifadeler ya geri alındı, ya maksadını aşmış olduğu söylendi ya da anlık fevri bir heyecanla yapıldığı iletildi. Burada bitirip, daha "incelikli" bir eleştiriye ayrıntılarıyla değinmek istiyorum.

"İncelikli" intihal

Yazının içeriğine bir türlü giremiyoruz çünkü herşeyi bir yana bırakın, bu suçlamaya yapan yazının içeriğinden de bağımsız olarak, yazının @acikbilim Twitter hesabındaki paylaşım şu şekilde:

"'İncelikli intihal' diye bir şey duymuş muydunuz? Duymadıysanız şu yazıya bir göz gezdirmenizde fayda var."

Bir yazının ilgi çekmesi için paylaşım son derece önemlidir. Ama daha tartışılmadan, yanıtlar beklenmeden bu şekilde bir paylaşım iyi niyetten uzak diye düşünüyorum. Yazının bizzat başlığı olan "Referans ve İntihal: Bir Açık Bilim Alıntısına Dair Notlar" şeklinde paylaşılsa belki de çok ilgi çekmeyecek ve çok retweet edilmeyecek diye düşünülmüş anlaşılan. Başlık son derece yerinde ve bir bilim insanının objektif bakış açısını yansıtıyor, ama internetteki yazılar biliyorsunuz Twitter ve Facebook üzerinden paylaşılıyor çoğunlukla, kimse sizin bizzat sitenizi ziyaret edip bakmıyor ve burada da "reklamcılık" önem taşıyor. Neyse diyoruz ve Facebook paylaşımında kullanılan ifadelere bakıyoruz:

"Dün Radikal ve Evrensel gazeteleri, yazarımız Dr. Işıl Arıcan'a ait olan Radyum Kızları başlıklı makaleyi "fazlasıyla andıran" bir haberi, kaynaklarını belirtmeden paylaşmıştı. Bu yazının Doç. Dr. Emre Gürcanlı tarafından kaleme alındığını öğrendik. Bu konu ile ilgili bir intihal yazısı kaleme aldık."

Bu ifadenin yanlış olduğu açıktı. Dolayısıyla Kaan beyin yazısının bu şekilde paylaşılması da etik değil diye düşünmekteydim. Açık Bilim Facebook grubuna mesaj atıp bunun düzeltilmesini istedim ve sağolsunlar aşağıdaki şekilde düzelttiler, teşekkür ediyorum:

"İlerihaber, Radikal ve Evrensel gazetelerinde yayımlanan, yazarımız Dr. Işıl Arıcan'a ait olan Radyum Kızları başlıklı makaleyi "fazlasıyla andıran" haberler üzerine Açık Bilim'de bir intihal yazısı kaleme aldık"

Ama yazıyı bu şekilde de paylaşmak sorunlu. Siz böyle tanıtılan bir yazıyı tıkladığınızda Radikal ve Evrensel gazetelerinin konuyla ne ilgisi var merak etmez misiniz? Ayrıca sanki üç yayın organında da sanki aynı yazı yayınlanmış izlenimi oluşmuyor mu? Yazının içinde uzun uzadıya bana yaşatılan sıkıntıları anlatmasını, benimle duygudaşlık içine girmesini beklemiyorum Kaan Öztürk’ün, sadece tek bir cümle ile bu iki gazete tek bir referans göstermeden ve yazı içindeki alıntıları silerek ve ayrıca yazının bütünlüğünü değiştirerek nasıl yayınladı konusunda bilgi verilmesi beklenirdi. Zira Kaan Öztürk yalnızca bir yazının yazarı değil bir yayın yönetmeni! Kuşkusuz niyet bir yazıya veya bir ifadeye yansır. Burada Kaan Öztürk'ün yazısının Twitter ve Facebook'ta yayılma tarzının da önemli olduğunun altını çiziyor ve geçiyorum.

Şimdi yazıya geçelim. Yazının girişinde hazırlanıyoruz, intihal örnekleri anlatılıyor ve benim yapmakla suçlandığım incelikli intihale geçiliyor. Örneğin baştaki uzun, itham edici giriş ve sosyal medyada yazının paylaşılırken kullanılan ifadeler yerine, bizzat yazarın yazısının maalesef en sonundaki şu ifadesi olsaydı çok daha sağlıklı bir tartışma zemin kurulabilirdi:

"Yazının geri kalanını incelemedim, ama bu kadarı da yazıda “incelikli intihal” sorunu olduğunu göstermeye yetiyor. Dr. Gürcanlı Twitter yazışmalarında böyle bir niyeti olmadığını, bir akademisyen olarak bu konuda çok dikkatli olduğunu söyledi. Samimiyetine inanmakla beraber, dünyada geçerli olan atıf ve intihal kriterleri hakkındaki bilgisini tazelemesi gerektiğini düşünüyorum."

Neden incelemediniz? İnceleyin lütfen, bu şekilde bir tarz son derece yakışıksız “bu kadarında bile varsa gerisini siz düşünün” anlamı çıkmıyor mu? Ben çok net söyleyebilirim, ben samimiyetime inanıldığını düşünmüyorum, düşünülseydi bu yazı bu tarzda kaleme alınmaz ve sosyal medyadan bu şekilde yayılmazdı. Evet düşünmüyorum sürecin bütün boyutları anlatılır, benim bizzat yazının sahibiyle yazışma ve görüşmelerime de yer verilirdi. Bunu da geçiyorum.

Kaan bey girişten sonra incelikli intihal tabirini yapıyor. “İncelikli” tabiri oldukça ilgi çekici değil mi? Tabir özellikle sosyal medya paylaşımlarında ilgi yaratacak şekilde bir tabir. Çünkü Kaan beyin kendi tanımının ötesinde, bu ifade şunları çağrıştırıyor: önceden planlanmış, dikkat çekilmesin diye azami gayret gösterilmiş, kurnazca yapılmış bir intihal! Oysa doğru veya yanlış, sosyal medya paylaşımlarında kendi tanımını kullansaydı ve kendi tanımını öne çıkarsaydı bağcıyı dövmek yerine üzüm yenilebilecekti. Yazının ayrıntısını okumadan veya hiç okumadan kurnazca Açık Bilim'deki bir yazıdan alıntılar yapılarak kendine maledilmiş bir yazı hazırlandığı izlenimi oluşturuluyor. Şimdi tek tek yanıt vermeye çalışayım, Kaan Öztürk'ün samimiyetime güvendiği ifadesi doğruysa, hem bu kadar uzun bir yazı kaleme almamı, hem de tek tek yanıt vermemi samimi bulacağını, kendisinin de benim yazımı aynı şekilde hem kendi hem de sitenin takipçilerine iletme sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.

"Dr. Gürcanlı “Açık Bilim internet sitesinde yine aynı başlığı taşıyan çok güzel bir yazı var oradan özetle alıyorum ve o yazıyı da okumanızı tavsiye ediyorum” diyor. Teşekkür ediyoruz, fakat burada ne Işıl’ın adı geçiyor, ne de yazının başlığı. Kullanım şartlarımızda referansların nasıl verilmesi gerektiği yazıyor, ve bu gayet yetersiz bir referans. Yazıya bağlantı bile verilmemiş, oysa bloglarda ve haber portallarında atıf yapılan yere bağlantı koymak teamüldendir, gayet kolaydır, ve yapmamak nezaketsizlik addedilir.

Yukarıdaki cümleden sonradan gelen üç paragraf Açık Bilim yazısından aynen kopyalanmış, ancak tırnak içine alınmamış. Okurun “özetle alınan” kısmın nerede başlayıp bittiğini, hangi cümlelerin yazara ait olduğunu anlaması imkânsız."

Burada Kaan Öztürk'ün ifadelerinde doğrular ve yanlışlar var. Doğru şudur ve yüzde yüz haklıdır, tamamen dikkatsizlik ve titiz davranmama sonucu Işıl hanımın ismi yazılmadan doğrudan yazı referans gösterilmiştir. Ancak yazıya bağlantı hem metin içinde pek çok yerde verilmektedir hem de yazının sonunda kaynakçalar kısmında verilmektedir. Bir diğer doğru bizzat yazıdan alınan kısımların tırnak (") içinde gösterilmemesidir. Kesinlikle haklıdır. Ancak alınan kısmın nereden başlayıp nerede bittiği son derece açıktır. "... o yazıyı da okumanızı tavsiye ediyorum" dedikten sonra alıntılar başlamakta ve alıntılar bitince parantez içinde bizzat internet sitesinin adresi verilmektedir. Son derece açık ve nettir. Burada net bir hata bu alıntıların tırnak (") içinde gösterilmemesidir. Bunun da herhangi özel bir niyetle yapılmadığını anlamamak için kötü niyetli olmak gerekmektedir.

"Bu kısmın ardından, parantez içinde Açık Bilim yazısının URL’si (link metni) var, ama bu tıklanabilir bir link değil"

Bu eleştiriyi kabul etmem mümkün değil, böyle bir şey nasıl kabul edilebilir ki! Ben yazılarımı word'de yazıyorum ve portala yerleştirilme aşamasında herhangi bir şekilde müdahale etmiyorum. Böyle bir şeyle de ilk kez karşılaşıyorum. Ben yazının linkini koyuyorum, ben çünkü internet yayıncılığı yapan birisi değil, bizzat yazı yazan birisiyim. Üzerine tıklanıp tıklanmadığını hiç bir zaman bakmam ki bunun da saçma olduğunu düşünüyorum. Link yanlış mı, hayır. Link eksik mi, hayır. Link yanlış yerde mi verilmiş, hayır. Bunu eleştiri olarak dahi görmüyorum. Öte yandan yazının sonunda yer alan kaynakça kısmına bakmamış anlaşılan Kaan Öztürk, zira buradaki linkte tıklanabiliyor (ben de sonradan bakıp gördüm tıklanıp tıklanmadığını bugüne kadar hiç kontrol etmedim verdiğim referansların(!) ) . Öte yandan (kesinlikle Işıl hanımı eleştirmiyorum), ama Kaan Öztürk "Radyum Kızları" yazısına bir kez daha bakmalı, yazının içinde herhangi bir alıntı olmadığı, tüm kaynakçaların yazı sonunda verildiği ve o şekilde tıklandığını görecektir. Sonuçta ben popüler bir bilim yazısı diye okudum ve bir bilimsel dergi makalesi gibi değerlendirmedim (benim yazımın bırakın popüler bilim yazısı, haftalık köşe yazısı olduğunu bilmemek ve bunu okurlarına açıklamamak da eksiklik). Demek ki Açık Bilim'de bu şekilde yazılabiliyor, bence sorun değil zira tüm kaynakçalar üzerinden yazıya baz teşkil eden herşeye ulaşılabiliyor. Benim yazımda da fazlasıyla olmasına karşın ikna olmuyor nedense Kaan bey. Yayın yönetmeni sıfatıyla, başka portallardaki yayınları eleştirmeden önce kendi sitesindeki yayınlar konusunda da titiz davranması gerekirdi. Yapmamış, bundan sonra yapar önemli değil diyoruz geçiyoruz.

"Ardından gelen kısımda Işıl’ın paragrafı yeniden yazılmış. Üstelik bir fizik hatası da var, “zayıf titreşimli bir ışık”tan bahsediliyor. Atomların titreşimleri ile onların ürettiği ışığın titreşimini karıştırmış. Işık zayıf olmasına zayıf, ama titreşmiyor."

Burada Işıl hanımın paragrafının yeniden yazıldığı tamamen yanlış. Gerek Işıl hanım gerekse de benim yazımdaki kaynaklardan bizzat çevirdiğim (çevirmeye çalıştığım) ve uygun cümlelerimle ifade etmeye çalıştığım bir kısım. Bir fizik hatası vardır, bu da zaten çeviriyi benim yaptığımı gösterir, benim fizik konusunda uzman olmamam ve yanlışlık yapmam doğal olmasa da olasıdır. Bir fizikçi olarak beni düzeltmesinden büyük memnuniyet duyarım.

"Yazının devamında, yine Açık Bilim’den bu sefer referanssız olarak iki koca paragraf kopyalanmış, hatta italik vurgu bile aynen alınmış"

Burada iki paragraf ifadesi yanlıştır, bir paragraf alınmış ve orada açıkçası referans yazılması (ve tırnak) gözden kaçmıştır, yukarıda söylediklerimi yineliyorum. ANCAK ikinci paragrafın kopyalanması iddiası kabul edilemez, çünkü bizzat kaynağından da incelenmiş ve Işıl hanımın yazısındaki bir yanlışlık düzeltilmiştir. Zira yazıda davanın sonuçlandığı belirtilmektedir. Ama benim yazımda davanın uzadığından dolayı sonuçlanmadığı mahkeme dışı arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulduğu düzeltmesi yapılmaktadır (benimki hatalıysa isteyen ayrıntılı bir şekilde düzeltebilir).

"Bu tür “incelikli intihal”ler sadece Açık Bilim’den değil, TIFO isimli İngilizce bir kaynaktan da yapılmış, cümleler alıntı oldukları açıkça belli edilmeden birebir çevrilmiş"

Bu ifade eksiktir. Zira söz konusu kaynaktan yapılan alıntı paragrafın sonunda link olarak verilmektedir. Birebir çeviri olduğu doğru değildir zira cümlelerde ve bazı sözcüklerde kendime göre daha anlaşılır olması için değişiklikler yaptım ve ufak tefek çeviri hataları da var. Burada özellikle birden fazla paragraf halindeki orijinal kısmı tek bir paragraf haline getirip sonuna referans koydum ki o kısmın bizzat ilgili siteden alındığı belli olsun. Bu doğru bir tarz mıdır, hayır iddia etmiyorum, eksikliğimi kabul ediyorum, zira bir bilimsel makale yazsaydım yapacağım şey cümleleri tamamen değiştirmek ve sonrasında referans vermek veya birebir çeviri yapıp tırnak içinde belirtmek olacaktı.

Öte yandan burada yine "tıklanamama" sorunundan söz edilmektedir. Yukarıda ayrıntısını yazdım, bir kez daha yinelemiyorum. Öte yandan link verilmesine karşın yazarın ismi verilmemiş kısmı için keşke verseydim, bir internet güncel yazısı olduğu için gözden kaçmış demek haricinde diyebileceğim hiç bir şey yok, kesinlikle katılıyorum. Ama şu soruyu sormam gerekiyor Kaan Öztürk'e, yayın yönetmeni olduğunuz bir sitede yayınlanan Radyum Kızları yazısına neden aynı hassasiyeti göstermiyorsunuz? Pek çok kaynak için aynı şey söz konusu, söz gelimi benim de yararlandığım wired.com sitesinden bu yazıda da yararlanılmış ama yazar ismine yer verilmemiş, ya da NY Times yazısından yararlanılmış ama bu yazının da yazarı zikredilmemiş, dikkat ettiniz mi? Şu aşamada dedektifçilik yapmanın, hangi cümlenin birebir çevrildiğinin peşine düşmenin hiç bir alemi yok benim böyle bir niyetim ve zamanım yok. Zira alıntı yaptığım kaynakların referanslarına mutlaka bakmak, eğer ilgili kaynak yeterli şekilde değerlendirip, yazdıysa veya özetlediyse o kaynaktan alıntı yapmayı tercih ederim.  Ama Kaan Öztürk'ün yazısı niyetinden bağımsız olarak itham edici ve küçük düşürücü bir hale geliyor. Eleştirilerinin yanlış olanlarına dair bir şey söylemiyorum, yanlışlık yapılabilir, ben nasıl kabul ediyorsam kendisi de kabul etmelidir.

Peki ne yapmalı, yapılmalı?

Peki Kaan bey ne yapmalıydı? Ciddi bir Facebook ve Twitter takipçisi olan bir sitenin yayın yönetmeni olarak açık açık itham etmek yerine bizzat yazısının sonundaki ifadeyi kullanabilir ve benden bir açıklama isteyebilir veya bu kısmı paylaşabilirdi:

" Dr. Gürcanlı Twitter yazışmalarında böyle bir niyeti olmadığını, bir akademisyen olarak bu konuda çok dikkatli olduğunu söyledi. Samimiyetine inanmakla beraber, dünyada geçerli olan atıf ve intihal kriterleri hakkındaki bilgisini tazelemesi gerektiğini düşünüyorum.

Peki ne yapsaydı? Çok basit: Birebir alıntıladığı yerleri (Türkçe veya İngilizce), yazarın adını açıkça zikrederek tırnak içinde göstermeliydi. Nitekim Doç. Dr. Gürcanlı bunu bilmiyor değil, çünkü U. Akbulut’tan yaptığı alıntıyı tam da bu şekilde, akademik kurallara mükemmelen uyarak düzenlemiş. Aynı nezaketi, akademik disiplinle popüler bilim yazıları üreten Açık Bilim’den esirgememiş olmasını dilerdik."

Şunu bir kez daha söyleyeyim, eğer bir nezaketsizlik yaptıysam binlerce kez özür dilerim, yukarıda ayrıntılarını, eksik yanlış olduğum kısımları belirttim. Haftalık güncel bir yazı da olsa, bilimsellik iddiası taşımasa da daha titiz davranılması gerektiği konusunda bizzat yazarın kendisiyle de yazıştık. Bu yazı yayınlanmadan gerekli düzeltmeleri yapmayacağımı Açık Bilim sitesine de ilettim, gerekçem basit, her şey açık olsun ki Kaan beyin yazdıkları benim yazım üzerinden takip edilebilsin. Bu yazının yayınlanmasını müteakiben pazartesi veya salı günü formata uygun olmayan kaynak gösterimi ilgili gerekli bir kaç düzeltme yapıldıktan sonra yeniden yayınlanacak. Çünkü ortada farklı ve özgün bir yazı olduğuna dair bir eleştiri çok şükür ki kimseden gelmiyor...

Ama aynı nezaketi ben de sizden dilerdim Kaan bey. Keşke “samimiyetime güveniyorum” derken gerçekten güvenseydiniz ve bu yazıyı yazmadan önce bana ve İleri Haber sitesine yazının düzeltilmesi konusunda yazsaydınız. Keşke “incelikli intihal” suçlaması yapmadan önce, kendi okurlarınızı incelenen yazının bir bilimsel makale veya bildiri olmadığı, bir köşe yazısı olduğu konusunda da bilgilendirseydiniz. Keşke uzun uzun suçlayıcı bir yazı yazarken ve bunları sosyal medyada paylaşırken (siz veya başkası) "peki ne yapsaydı..." ile başlayan samimi cümlelerle başlasanız, ayrıca yaptığınız eleştiriler konusunda, çuvaldızı bana batırırken kendi sitenize de iğne batırsaydınız. Ve çok ama çok önemli, bu kadar titiz birisi olarak tamamen kaynakçasız bölük pörçük yazı yayınlayan gazeteler hakkında bir kaç cümle sarfetseydiniz, onları uygun bir şekilde itham etseydiniz veya eleştirseydiniz ve süreci kısa da olsa anlatsaydınız. Son olarak en ufak bir ithamın, yanlış yönlendirmenin, bazı şeylerden söz etmezken bazı şeyleri öne çıkarmanın, bir yazının tanıtım tarzının  sosyal medyada ne hale geldiğini bir internet sitesi yöneticisi olarak bilmeniz gerekmez miydi?

*Kaynağı verdim ama tıklanıp tıklanmadığına bakmadım, umarım buradan da incelikli intihal suçlamasıyla karşı karşıya kalmam(!)