Zemberek boşaldı



18-02-2016 10:49


Doğan Ergün

Ankara saldırısının kimin eliyle gerçekleştiğine ilişkin şu anda bir bilgiye sahip değiliz. Henüz saldırıyı üstlenen olmadı. Daha önceki pek çok saldırı ve katliamda olduğu gibi bu olay da faili meçhul olarak resmi kayıtlara geçebilir.

Ancak bu durum, olayın nedenlerine ve ortaya çıkabilecek sonuçlara ilişkin soğukkanlı değerlendirmelerden bizi alıkoymuyor. 

Bu yapılmadığında, at izi it izine karışıyor, yolunuzu kaybediyorsunuz ve her türlü manipülasyona açık hale geliyorsunuz. Veriye boğuluyor, boğulmamak için de en sık propaganda edilene teslim oluyorsunuz. 

***

Saray Rejimi'nin üzerine oturduğu zemin, Türkiye'yi dün itibariyle "başkentsiz" bırakmıştır.

Kurtuluş Savaşı'nın özgün koşullarında, savunmasız ve her tür dış müdahaleye açık İstanbul'un yerine başkent haline gelen/getirilen Ankara dün itibariyle bu vasfını yitirmiştir. Tarihte hep böyle olmuştur. Önce eylem gerçekleşir sonra adı konur. 

Ankara'nın artık nasıl adlandırılacağını, yeniden başkent olup olamayacağını zaman gösterecektir.

***

Bir yandan AKP'yi iktidara taşıyan dış destek ve yayılmacı, gerici ve faşist Saray Rejimi'nin meşruiyet kaynakları; diğer yandan emperyalist-kapitalist dünya düzeninin geldiği kriz aşaması ve bölgedeki dinamikler bir olmuş Türkiye'de zembereği boşaltmıştır.

Zemberek boşalma şiddeti yıkıcı, dağıtıcı, savurucudur. 

Bugün yapılması gereken, zembereğin neden boşaldığını ve sonuçlarını kimin kullanabileceğini anlamaya çalışmaktır. 

İlkini çok yaptık. 

AKP'yi doğuran nedenleri, AKP'nin Suriye hamlesinin mantığını, emperyalist güçlerle AKP arasındaki ilişkinin karakterini çok işledik.

Şimdi yapılması gereken, ortaya çıkacak sonucu kimin nasıl kullanabileceğine, kullanmak isteyeceğine odaklanmaktır.

***

Rusya'nın başını çektiği tarafın bu saldırıyı nasıl kullanmak isteyebileceği açık olsa gerek. Rusya ile Türkiye neredeyse adı konmamış bir savaş halindedir.  

***

Saray kendisinde, ortaya çıkan sonuçlar üzerine hamle planlayabilecek bir güç görmektedir. Dahası, bir hamle planlamadığı durumda yıkımla karşı karşıya kalabileceğini de muhtemelen hesap etmektedir. 

Saray'ın bir numaralı danışmanlarından Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni "Açık konuşalım, artık savaştayız" başlıklı yazısında, Suudi Arabistan'ın ve Türkiye'nin hedefte olduğunu, Suriye krizinin bu iki ülkeyi vurmasının an meselesi olduğunu, savaşı Cizre'de değil Halep'te karşılamak gerektiğini yazmaktadır.

Bu fanatiğin sözlerini, Saray'ın da sözleri ve korkuları olarak görmek mümkündür ve Ankara saldırısı, özellikle askerin Suriye müdahalesine ikna edilmesi ve Körfez sermayesi ile Türkiye faşizminin ortak cephesinin inşası için kullanılmak istenecektir.

***

ABD tarafı ise kontrol edebildiği bir müttefik istemektedir. Cenevre sürecindeki sürtüşmeler, Suriye'nin geleceği konusunda ABD ile Türkiye arasında yer yer ortaya çıkan asimetri ve Suud-Türk yakınlaşması dikkat çeken unsurlardır. Zembereğin boşalmasının ardından ortaya çıkan tabloda yine askerin davranışları önem kazanacaktır ve ABD geleneksel olarak bu konuda en avantajlı aktördür.

***

Düzen güçlerinde durum budur.

Emekçi halkın payına bugün en fazla korku düşmektedir.

Korku emekle, güven ve umut vererek, direnenlerin sayısını artırarak, dayanışmayla, emekçileri yalnız bırakmadan dağıtılabilir, dağıtılmalıdır.

Yukarıda yazılanlar Saray Rejimi'nin yalnız gücüne değil, güçsüzlüğüne, korkularına da işaret etmektedir. Hiç unutulmamalıdır.

***

Şimdi bize, yayılmacı, gerici faşizmin başkentsiz bıraktığı bir ülkeyi yeniden kurma görevi düşmektedir. 

Bu toz bulutunun arasında laiklik için, özgürlük için, adalet için, barış için harekete geçirilecek milyonlar vardır. 

Yeter ki korkunun üzerine gidelim...