Yürümek



14-12-2014 08:20


Barbaros Tantan

Evrim, canlı türlerinin popülasyonlarının nesiller içerisindeki değişimi sürecidir. En kısa tanımı bu.

Genellikle kısa vadede genlerdeki, uzun vadede ise bu gen değişimlerine bağlı olarak fiziksel özelliklerdeki değişimdir. Ancak bu sürecin tanımlanabilmesi için dikkat edilmesi gereken çok önemli iki nokta bulunmaktadır:
Evrim, tekil bireylerin değişimi demek değildir! Evrimsel süreçlerde değişen, popülasyon içerisindeki özelliklerin genel dağılımıdır.

Ve,

Evrim, bireyin ömrü içerisinde geçirdiği değişimler değildir! Evrimsel süreçlerde, nesiller içerisinde olan değişimden bahsedilir.

Bu kez, evrimleşme üzerinden yürüyerek başlayalım istedim. Çünkü, Kocaeli Üniversitesi bünyesindeki Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) üyesi öğrenciler,

bu süreçleri konuşmak, reddini gündeme getiren yeni eğitim modelinin yaratacağı etkiyi tartışmak için yarına bir konferans düzenledi.

Konferansın genel başlığı ‘’Neden evrim’’…

FKF’li öğrenciler, bu soruya şu yanıtı veriyor:

"Ülkemizde, gençliğin gerici safsatalarla ve bilimsel olmayan bir takım unsurlarla doldurulmuş bir sistem içinde eğitim görüp var olma çabası içinde olmak, tabii ki ilk sebebimiz. Evrim, aydınlanmacı, ilerici, laik ve bilimsel bir eğitim sisteminin mihenk taşlarından biridir. İnsanlık tarihinin aydınlatılabilmesindeki en önemli etmendir.

Evrim, bazılarının düşündüğü gibi sadece ‘maymundan insana’ gelinen süreci değil, çok daha geniş ve bütünlüklü olarak dünyanın ve dünyadaki canlıların toplumsal ve bilimsel süreçlerini izler, anlamlaştırır ve kapsar."

Konferansın konuşmacıları Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu, diğeri akademisyen Ergi Deniz Özsoy, bir diğeri ise yazar Alaeddin Şenel.

Her üç isim de, konu hakkında bilimsel etkiye sahiptir.

Kolay olmadı bu konferansın düzenlenmesi,

FKF üyeleri salon bulmakta zorlandı, konuşmacıların konferans tarihine ilişkin takviminin netleştirilmesi de zorlu bir süreçti. Ama, en ilginci, Recep Tayip Erdoğan’ın TÜPRAŞ’taki törene katılacağı tarih olan bugüne denk gelmesidir.

Bilinir ki, Erdoğan evrim meselesine kökünden karşıdır. Bu konferans ‘yapılmaya’ diye talimat verebilir(di).

Buna gerek duymazsa, doktoru olan Prof. Sadettin Hülagü’yü Rektörlük makamında ziyaret edip kutlamak isteyebilir(di). Bu durum da, üniversitenin Umuttepe Yerleşkesi’nden gereksiz ve büyük ölçekli bir gerginliğe neden olabilir(di).

Hatta, Evrim Konferansı’nın fiilen sabote edilmesi sonucunu bile yaratabilir(di).

Yarın birlikte göreceğiz…

‘Evrim’leşme sürecini tamamlayan insanoğlunun, farklı düşünceler konusundaki yaklaşımı, toplumların gelişmesi açısından çok önemlidir. Bu önemli gelişmenin canlı tanıkları arasına Kocaeli Üniversitesi’nin öğrencileri de girecek.

Yarın, hem konferans düzenleyen öğrenciler, hem Prof. Hülagü, hem de Erdoğan’ın ciddi bir sınavı olacak.

Bir bilim yuvasında sınavdan geçememe halini düşünmek bile istemiyorum.

Ne dersiniz ?

*********

Kanser riski

Bu kentte yaşayanlar, riskini küçümsese de, kanser hastalığına yakalanmak konusunda istikrarlı adımlarla yürüyor.

Yapılan bilimsel çalışmaları ‘şarlatanlık’ olarak adlandıran AKP zihniyeti, çalışmaya halk sağlığı açısından önem veren ve bilim insanlığının sorumluluğu gereği uyarıda bulunan insanlara da ‘şarlatan’ dedi.

Ama, tüm bu saldırılar, gerçekleri gizlemeye yetmedi…

Kent nüfusunun kaçta kaçının risk altında olduğunu Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) rakamları ortaya koyuyor.

Amacım, toplumu paniğe sevk etmek değil. Ama, bir gerçeğin altını artık daha kalınca çizmektir. İlgili ve yetkililer, ‘sorumsuzca hareket edip’ toplumu daha fazla yanıltıcı beyanlar vermekten uzak durmalıdır. Alınabilecek önlemler için gecikmeli de olsa adım atılmalıdır.

Dedim ya, TÜİK’in verilerine yansımış. Sık sık Dilovası’ndaki kanser vakalarıyla gündeme gelen ilimizdeki her dört ölümden birinin kanser nedeniyle meydana geldiği ortaya çıktı.

2013 yılı verilerine bakıldığında, ölümlerin birinci nedeni yüzde 34 ile dolaşım sistemi hastalıkları. Ama, ardından hemen kanserden dolayı ölümler geliyor. Bu hastalık başlığı altındaki ölüm oranı ise yüzde 25,6 olmuş.

Yani, 4 kişiden 1’i kanser vakaları dolayısıyla yaşamını yitiriyor. Bu gerçeğe işaret edilmesinden rahatsız olan AKP zihniyeti ise bu çalışmayı ‘şarlatanlık’ olarak tanımlıyor ve böyle bir algı yaratmak için bütün propaganda araçlarını kullanıyor.

Şimdi soruyorum, TÜİK de mi şarlatanlık yapıyor?

Yoksa, daha önce araştırma yapanlar ile TÜİK bilimin gereğini yapıyor da, halkından gerçekleri gizleme becerisi tartışılmayacak düzeyde olan AKP kadroları mı ‘şarlatanlık’ yapıyor.

Bu arada, yıllarca havası kirletilen kentte solunum sistemi hastalıkları nedeniyle yaşanan ölümlerin oranı yüzde 8,8’e varmış.

Bu oran da az değil…

Halk olarak hangi yolda yürüyeceğimize karar vermeliyiz. ‘Şarlatan’ suçlamasıyla algı yaratmaya çalışanların mı, yoksa bilimsel çalışmalarıyla sorumluluğunu yerine getirip ‘gerçek şarlatanları’ tarihin yargılamasına bırakanların mı ?

*********

Uzun yürüyüş yolcuları

Ülkede, yeni bir kültür oluşturmak adına atılan adımlara katılanlar, uzun bir yürüyüşün neferidir. Bu yürüyüşe son dönemde ve son yıllarda ciddi enerji katan oluşumlar var. Ve bu oluşumların yerel ayakları da önemli.

İşte, o ayaklardan biri, İlerici Kadınlar Konferansı…

Kadınlar, örgütlü hareket etmenin zorunlu hale geldiğinden hareketle, Haziran ruhunu da içselleştirip adım atmaya ve İLERİ çıkmaya başladı. Hafta sonunda da, ikinci hazırlık toplantısını yapan İLERİCİ KADINLAR, nasıl bir Türkiye istediklerini birlikte tartışıp, yaşanılası bir ülkeyi birlikte inşa etmeye çalışıyor.

Çağrıları şöyle;

- Şiddetten nemalananlara karşı ‘Kadınlar İLERİ’ dedik…

- Kadın cinayetlerini durdurmak için ‘OMUZ OMUZA’ dedik…

- AKP hükümetinin kadın politikalarına ‘KARŞI DURUYORUZ’ dedik…

- Kadınların yaşam hakkına ‘SAHİP ÇIKIYORUZ’ dedik…

- Kadın emeğine yönelik ‘KATMERLİ SÖMÜRÜYE HAYIR’ dedik…

- Sorunları üretenlerden çözüm beklemek yerine güçlerimizi birleştirip ‘TOPYEKÜN DİRENİYORUZ’ dedik.

Kısaca;

‘YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI’ dedik…"

Güçlü vurgular değil mi?

Uzun bir yolda yürümekte olduklarının bilinciyle hareket eden İLERİCİ KADINLAR, ‘İşsizliğin nedeni kadınlardır’ tezini, karma eğitimin tartışmaya açıldığı ve harem-selamlık uygulamalarının sıradanlaştığı bir dönemi, Ortadoğu’da binlerce kadının savaş atmosferinde ganimet muamelesiyle karşılaşmasını ve yurtlarından göçe zorlanmasını, HES projeleri ve siyanürle altın arama çalışmalarını, Kentsel Dönüşüm adıyla yaşam alanlarının talan edilip ranta açılmasını REDDEDİYOR…

Aydınlık geleceğin teminatı emekçi kadınlar yan yana, omuz omuza mücadele ederek Haziran ruhunu daha etkili kılmaya kararlı.

Ya siz?

*********

Hazırlıkları yoğun

Yürümek denilince son yıllarda akla gelen insan topluluğunda ilk sırayı işçiler alıyor. İlimiz açısından bakıldığında ise metal işçileri.

Onların yine sözleşme dönemi ve her dönem olduğu gibi işveren sendikası Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS) ile ipler gerilmiş durumda.

Türk-İş’e bağlı Türk Metal’in vardığı anlaşmayı "işçileri yine sattılar" refleksiyle karşılayan DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş, üyelerini mücadeleye ve halkı da destek vermeye çağırıyor.

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, MESS grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin grev sürecine gelmesiyle birlikte başlayan eylemlerin süreceğini ve bu kapsamda 21 Aralık’ta Gebze’de miting yapılarak, mücadelenin bir adım daha ileriye taşınacağını duyuruyor.

Serdaroğlu, MESS’in bölge temsilciliklerinin önüne siyah çelenk koyarak tutumlarını protesto ettiklerini anımsatarak, şu ifadeleri kullandı: “2010’da işbirlikçi sendikanın yapmış olduğu sözleşmenin üzerinde bir sözleşmeyle bir takım şeylerin yapılabileceğini göstermiştik. Biz bedel ödemeye hazırız ama bilin ki, bedel de ödettireceğiz..."

Bu sert ifadeleri boşa çıkartmak istemeyen ve örgütlenmeyi yoğunlaştırdığını gözlemlediğim metal işçileri sokakları, caddeleri işgal etmeye hazırlanıyor.

Bir Türk büyüğü, yıllar önce "YÜRÜMEKLE YOLLAR AŞINMAZ" demişti. Ama, unutulmamalıdır ki, o uzun yürüyüşler, çoğu kişiyi ve kurumu yerinden, gücünden etti.

MESS’in ve AKP zihniyetinin dayatmasına teslim olmamak kararındaki metal işçisinin yürüyüş daha çok sürecek gibi.

brbrstantan@gmail.com