Yoksunluk krizi yoksulluk krizi ile birleşince...



22-01-2015 07:24


9 Ocak 2015 Cuma günü resimde görülen evde, 20 yaşında bir kadın kocası tarafından iki çocuğunun gözleri önünde öldürüldü. Basına yansıyan bilgiye göre, uyuşturucu bağımlısı adam uyuşturucu almak için genç kadından para istemiş, parayı alamayınca da çekmiş bıçağı, öldürmüş. Daha önce de yine bıçaklamış kadını ve yine aynı nedenle; o vakit kendisi serbest bırakılmış, kadınsa evine gönderilmiş. Adam bu kez teslim oldu, herhalde uzun bir hapis cezası alır; alsın...

Bitti mi peki?

Adam uyuşturucu parası almak için kadına defalarca şiddet uygulamış ve nihayetinde öldürmüş. O hapse atıldı, atılsın da; sokakta polisin gözü önünce 1-2 liraya insanlara uyuşturucu dağıtan çeteler her geçen saat yeni bağımlılar yaratmaya devam edecek.

Bu yeni bağımlılar, kısa süre içinde işlerini (şayet varsa) kaybedecekler ve sağlık güvenceleri de kalmayacak. Yani artık madde bağımlılığından kurtulmak isteseler dahi sağlık güvenceleri olmadığından ve sağlık hizmetleri için gereken ücretleri karşılayamayacakları için tedavi olamayacaklar.

Kaldı ki karşımızda AMATEM’leri kâr getirmediği için kapatan, yoksul ve yeşil kartlı madde bağımlılarının hastaneye yatarak tedavileri için yatak parası talep edebilen bir iktidar var. Madde bağımlısıysan ve bir de işsiz ve yoksulsan üzerini çizerler...

Bu işsiz ve yoksul madde bağımlıları ile yaşayan ve kendileri de çoğunlukla işsiz ve yoksul kadınlar kiremit yığınından ibaret “evimsi” barınaklarda yoksulluk içinde yaşamaya, çocuklarına bakmaya, çalışmaya devam edecekler. Örnek vaka olarak ele aldığımız cinayet, hava sıcaklığı -15 derece iken işlendi; yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki “evimsi”de bir kadın ve iki çocuk bu soğukta, yoksulluk içinde ve madde bağımlısı bir erkekle yaşamaya çalışıyordu...

Kısacası, madde bağımlılığı olsun-olmasın, insanlar güvencesizlik çemberinde, işsiz veya her an işsiz kalma endişesiyle açlık sınırının altındaki hayatlarını sürdürme “sanatına” devam edecekler.

Sonra o yeni yoksul ve işsiz bağımlılar, o yoksul “evimsi”lere gelip, içinde yaşamaya çalışan yoksul kadına şiddet uygulayacaklar; öyle iteleme kakalama değil, bıçakla mesela. Akabinde olacak şey belli: Adam serbest bırakılacak, kadın yoksulluk içindeki evimsisine geri gönderilecek. Devlet nerede mi; devlet, kısa bir süre sonra evlerine hastane masraflarına ilişkin yüklü bir fatura ile sahneye çıkacak...

Sonra bir yoksunluk krizi bir yoksulluk krizi ile birleşecek ve bu sefer o bıçaklar kadını hastaneye değil morga götürecek.

Ve hepimiz yoksulluk içinde madde bağımlılığa itilen işsiz bir katile küfredeceğiz. Edelim, edelim tabi, kadına yönelik şiddeti somut anlamda uygulayan herhangi bir erkek bireyi aklamak ya da cezasız kılmak değil derdimiz; ama burada bırakmayalım işi.

Yoksulluğu, işsizliği, güvencesizliği, uyuşturucu tacirliğini, muhafazakarlığı; kısacası kadını asıl can alıcı kıskacına alan tüm azılı katilleri karşımıza alalım. Sömürünün, yoksulluğun, gericiliğin olmadığı bir düzen için mücadele edelim.

Kadın mücadelesinde Marksizmi kadük bulan değerli aktivistlere bir kadına mezar olan bu “evimsi” fotoğrafından daha fazla ne gösterebilirim ki? Ancak “cinayet mahalli”ni görmek istemeyenler varsa, elbet o da ayrı bir mücadelenin konusu olur...

NOT: Kadına yönelik şiddetin yoksulluk, işsizlik ve madde bağımlılığı ile doğru orantılı olduğu ilgili tüm sosyolojik araştırmalarda görülebilir.