Yoksullaşmak, suskunlaşmak



02-11-2014 09:09


Barbaros Tantan

Geniş ve farklı geleneklerin yan yana getirilerek oluşturulan toplumların (uluslar), yoksullaşarak suskunlaşma süreçlerini yaşaması kaçınılmazdır.

Tıpkı Türkiye ve Kocaeli’nde yaşanan örneklerinde olduğu gibi…

Bu yoksullaşmaya işaret eden, kent genelindeki nüfusun önemli bir bölümüne 1.5 yıllık süreçte yapılan yardımların dökümünü elinde tutan ve bunu yazılı olarak kamuoyuyla paylaşan AKP Kocaeli Milletvekili Mehmet Ali Okur.

Yaptığı yazılı açıklamada, 2003 yılından 2014 yılı Haziran ayına kadar sosyal yardım ve proje destekleri kapsamında Kocaeli’ne toplam 302 milyon 356 bin 156 TL’lik kaynak aktarıldığını ifade eden Okur, bu yardımlardan "Sosyal güvencesi olmayan yoksul ailelerin" yararlandığına işaret ediyor.

O aileler, çocuklarını okula göndermek ve düzenli sağlık kontrolüne götürmek için bu yardımlardan yararlanmış. Anne adayları ise hamilelik süresince sağlık kontrolüne gitmeleri ve doğumlarını hastanede yapmaları şartıyla yapılan Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımları almış.

Yoksulluğun boyutunu düşünebiliyor musunuz…

Bu derece yoksullaşan halkın önemli bölümü (ki bu yardımlardan yararlananların neredeyse tamamı) kendilerini yoksullaştıran politikaların sahibi AKP’nin peşine takılmış tam gaz yol alıyor.

Bu verileri oluşturan bazı başlıklar gerçekten çarpıcı. Şöyle ki;

Toplamda 1 bin 422 muhtaç asker ailesi tespit edilmiş. Bunlara 2013 yılında 549 bin 500, bu yılın ilk 6 aylık döneminde de 1 milyon 80 bin 500 TL yardım yapılmış.

Eşi vefat etmiş 1 bin 552 kadına geçen yıl 3 milyon 893 bin, 1 bin 507 kadına da bu yılın 6 aylık döneminde 2 milyon 63 bin 750 TL yardım sağlanmış.

65 yaş üzerindeki yurttaşlara yardım kapsamında geçen yıl 7 bin 123 kişiye 9 milyon 716 bin 306 TL, bu yılın 6 aylık döneminde de 5 bin 280 kişiye 4 milyon 431 bin 187 TL yardım sağlanmış.

Engelli yurttaşlar da unutulmuyor tabii ki. 2013 yılında toplam 13 bin 926 engelli yurttaşa 33 milyon 3 bin 464 TL, bu yılın ilk 6 aylık döneminde ise 10 bin 928 engelli yurttaşa 16 milyon 119 bin 14 TL tutarında yardım yapılıyor.

Bu toplam, giderek yoksullaşmış ve yoksullaştıkça suskunlaşarak AKP’nin biat ettirici politikalarına boyun eğip yoluna devam ediyor. Hem de, kişi başına milli geliri en yüksek illerden biri olan Kocaeli’nde.

Bir de, gelir getirici projelere sağlanan geri ödemesiz kredi destekleri var…

Gelir getirici proje destekleri kapsamında 628 aileye 3 milyon 485 bin 268 TL, ayrıca Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında desteklenen 5 proje için 387 aileye 2 milyon 790 bin 730 TL kaynak kullandırılmış.

Bu arada, yoksul oldukları için sosyal güvenlik primini ödeyemeyen 63 bin 210 kişiye de 37 milyon 980 bin 672 TL’lik kaynak aktarımı sağlanmış.

Bu tabloya bakıldığında, Kocaeli’ndeki geniş kapsamlı biatın, AKP hayranlığının ve suskunluğun nedeni daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.

*********

İşçiysen, zaten yoksulsun

Yoksullaşmanın getirdiği sıkıntıları öncelikli olarak yaşayanlar, her zaman olduğu gibi işçiler. Bırakın yoksulluk düzeyindeki maaşlarını, o maaşı bile zamanında alamamanın yarattığı ek sıkıntılarla hem kendileri hem de aileleri yaşamsal bir krizin içine düşüyor.

Evet, 400 işçinin bağlı olduğu Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü 17. Şube Şefliği bünyesinde çalışan 40 taşeron işçi, şirketin maaşlarını iki aydır vermemesi yüzünden sıkıntılı.

Yani, yine taşeron sorunu…

İşçiler, şirketin, maaşlarını bir an önce yatırmasını istiyor. Sorunun muhatabı olan Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Erdem Arcan’ın, işverenden maaşların yatırılacağı sözünü aldıklarını ifade etmesi bir yana "İşçimiz, asıl işi yapmasına rağmen taşeron kabul edilmiştir" demesi, sorunun ana nedenine göndermede bulunmasıdır.

Yani, "işçiysen zaten yoksulsun" gerçeğine vurgu yapan sözler kullanmak zorunda kalıyor.

Çünkü, sendika, karayolları işçilerinin asıl işi yaptıkları için taşeron olamayacağı iddiasıyla açtığı tespit davasını kazandı ve Yargıtay da kararı onadı. Ancak, Karayolları Genel Müdürlüğü kararı uygulamıyor. Çünkü, Maliye Bakanlığı nezdinde kadrosu yokmuş.

Bu tavır, işçileri rencide eden bir tavırdır. Taşeron işveren ve ilgili ana işveren, karayolları işçisine, "Siz yoksul kölelersiniz. Biz istersek sorun çözülür" anlamında mesaj vermekte sakınca görmüyor.

Her geçen gün yoksullaşanlar ise ne yazık ki suskunluğunu koruyor…

*********

‘Aç mıyız, tok muyuz’

Bir ses yükseldi Kartepe ilçesinden. Pek de alışık olmadığımız türden bu ses, hemen herkesin irkilmesine neden oldu.

İlçede, geçen hafta sonu bir sel felaketi yaşanmıştı. Öyle böyle değil, devlet karayolu sular altında kalmış ve ulaşım 2-3 saat aksamıştı. Yoğun çabalar sonucu sel felaketinin yaraları sarılmaya çalışılıyor. Ama, bu felaket de, tümünde olduğu gibi daha çok yoksulların canını acıttı.

İlgili ve yetkililer, bölgede hasar tespiti yağmakla yetindi. Mağdurlara, hiç kimse ne sıcak yemek, ne de barınacak sıcak bir mekan gösterme zahmetine katlanmadı. Bu yüzden de, ‘aç mıyız, tok muyuz bakan yok’ haykırışı daha da fazla anlam kazandı.

AKP’nin etkili ve yetkili isimleri, selden en fazla mağdur olan bölgelerine sözüm ona inceleme yapmak için ilçeye gitti. Gezdikleri bölgelere tepeden bakmış olacaklar ki, gerçek mağdurları görmediler ve onların yaşadığı sorunların geçici de olsa çözümü için gerekli adımı atmadılar.

Bu yüzden de, mağdur ailelerin sesi yükseldi…

Kartepe, yoksullaşarak suskunlaşmanın en çarpıcı örneklerinin yaşandığı ilçelerden biri. AKP kadroları, bölgede girdikleri her seçimden yüksek oy oranıyla çıkmışlardır. Bunun karşılığını da, ilçe halkını daha fazla yoksullaştırarak veriyorlar zaten.

Yoksullaşanlar mı, onlar da daha fazla suskunluğu tercih ediyor. Çünkü, "sesimizi çıkartırsak, verdiklerini de keserler" gibi bir mantık hakim.

Sözün bittiği yer…

brbrstantan@gmail.com