Yobazlar, sapıklar ve düşmanlık



31-03-2016 09:54


Ercan Bölükbaşı

Cumhuriyet tarihinin yedide biri AKP, yani yobazlar iktidarında geçmiş. Elbette o bire cumhuriyet demeye dilimiz varırsa…

Bu yedide bir; İmam Hatipleşme, cemaatleşme, tarikatlaşma, alkol ve sigara yasakları gibi dinci baskının hayatın her alanına yayılmasını ideolojik kılavuzu belirlemiş.

Laikliği savunanlar ahlaksız ilan edilmiş, türban özgürlük diye sunulmuş.

Seks kasetleriyle siyasette tasfiyeler yapılmış, toplumun ahlak bekçiliğine soyunulmuş.

Sonuç: Kadına ve çocuğa şiddetin, tacizin, tecavüzün akıl almaz düzeylerdeki artışı.

***

Şimdi de bu yaşananların münferit olduğu saçmalığına inanmamızı bekliyorlar. Hasıraltı etme, sapığı koruma çabaları sonuç vermediğinde ise ifşa olanı feda ederek gerisini kurtarma derdindeler.

Utanmadan, rezilliklerini Nesin Vakfı ile, ÇYDD ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Herkesin suçlu olduğu bir toplumda kendilerinin suçlu olarak gösterilemeyeceğini nasıl da biliyorlar.

Üzgünler, ama bu pislikten ötürü değil suçüstü yakalandıkları için üzgünler. Ne güzel ahlak pazarlıyorlardı birkaç gün öncesine kadar. Ahlak pazarlama fırsatlarını kaybettikleri için üzgünler.

O halde bu sapıklığın üstüne gitmek bizim de boynumuzun borcu.

***

Önce bazı sorular sormalıyız.

Küçücük kızların saçlarından tahrik olabilen bir toplam var karşımızda. Kız olsun oğlan olsun, insan yavrusuna bakıp da aklına cinsellik gelebilenler sapık değildir de nedir?

Yine küçücük çocuklarla evlenenler, hepsinin zaten bu yobaz kültürün yarattığı birer tecavüzcü olduğunu görmek çok mu zor?

Kadının insan olup olmadığını bile tartışma gereği hissedenleri insandan saymanın vakit kaybı dışında ne anlamı var?

Hayatını düzenlerken neyin iyi, neyin güzel, neyin doğru olduğunu düşünmeyen; yalnızca sevap-günah hesabı yapanların inancı pragmatizmden başka ne olabilir ki?

1500 yıl öncesinin Arap toplumunu ideal belleyenlerin, modern insan ahlakı ile ne gibi bir bağı olabilir, nasıl ahlaktan bahsedebilir?

Ve şıhların, şeylerin, reislerin kapısında kul olanlar; toplum açısından kötü kokan bir tortu olmak dışında nasıl bir anlam ifade edebilir?

Bazen düşmanlık da iyidir.

***

Açık sözlü olalım. Yobaza sırf yobaz olduğu için, aydınlanma düşüncesinin gerisinde kaldığı için düşmanız. Sadece ve sadece, gelecek nesillerin düşünme yetisine sahip olma hakkı olduğuna inandığımız için bile düşmanız.

Bugün daha açık görüyoruz ki, hangi dinden olursa olsun, tüm dünyada dinci sapkınlık her türlü sapıklığı da içeren bir olgu. Aynı zamanda bu yüzden de düşmanız.

Sadeleşme ise her zaman iyidir. Düşmanla mücadele iki koldan ilerleyecek:

Birincisi, insan içine çıkamasınlar, ahlak satamasınlar diye teşhir edecek, mücadele edeceğiz. Her sokağa çıktıklarında karşılarında devrimcileri görecekler. Sokakları halksızlaştırmaya çalışanlara inat eylemlerimiz sürecek.

İkincisi ve belki de daha önemlisi, laiklik ve aydınlanma mücadelesinin yeni neferlerini yetiştirecek; her geçen gün düşmanın karşısına daha güçlü çıkacağız.

Yeni “kahrolası laikler” yetiştirmek için bu Pazar Eskişehir’de bir “Laiklik ve Aydınlanma Sempozyumu” düzenleniyor. Sempozyum, laiklik kavramının ortaya çıkışı, Türkiye’de laiklik, AKP döneminde laikliğin nasıl tamamen ortadan kaldırıldığı ve günümüzde laiklik mücadelesinin nasıl olması gerektiği gibi konuları içerecek.

Fikir Kulüpleri Federasyonu, İleri Haber, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve CHP Eskişehir Gençlik Kolları’nın düzenleyicisi olduğu sempozyumda görüşmek üzere.