Yaşanabilir bir dünya mümkün



11-07-2021 08:39


Ercüment Sin

Türkiye İşçi Partisi Antalya İl Örgütü'nde, Antalya özelinde çevre bilincinin geliştirilmesi ve kapitalizmin yarattığı yıkıma bir set de Antalya’dan çekmek amacıyla geçtiğimiz günlerde bir Çevre Komisyonu oluşturuldu. Çevre Komisyonu adına yayınlanan manifesto aşağıda yer alıyor. Kapitalizmin yıktığı ekolojik yapıyı ancak sosyalizm kurtarabilir bilinciyle biz de kurulan komisyona desteklerimizi sunuyor ve bildirilerinin her kesime ulaşmasını bir borç biliyoruz.

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA MÜMKÜN

20. yüzyılın son çeyreği ve 21. yüzyıl boyunca dünyanın en büyük sorunu ekolojik yıkım sorunu olmuştur. Kapitalizm reel sosyalizm pratiğinin çöküşü ardından tüm dünyaya pembe hayaller satarken neo-liberalizmin dünyayı kurtaracak sistem olduğunu da ilan ediyordu. Oysa şimdi görüyoruz ki ekolojik krizler ile toplumsal çöküntüler birbirlerinden hiç de bağımsız örüntüler değil ve kapitalizmi karşısına koymayan her mücadele sistemin içinde sömürülüp yok edilmeye mahkum olacaktır. Sosyalizmin eskimişliğine ve tarihsel olarak çöp ilan edilmesine referans gösteren her ideolojik yapının da karşısına çıkan ikilem şudur: Kapitalizmin içinden çözülemeyecek her toplumsal problemin alternatifi adına ne derseniz deyin sosyalizm olmak zorundadır.

Çevresel yıkımın gerçek nedeni olan kapitalist sistemin aşırı tüketim olgusu üzerinden geliştirildiği dizginsiz sanayi sistemi, şimdilerde kendisine çevreci adı veren bir kısım kuruluş tarafından yok sayılarak sorunun kaynağı “büyükbaş hayvanların çıkardığı gaz” veya “insanların kullandığı parfüm” sorununa indirgenmek istenmektedir. Oysa ardında kötü niyet aranmayacak olsa bile bu naifliğin sonucu günümüzde tüm yakıcılığı ile ortada olan doğanın yok edilmesinin günden güne hızlanması olmaktadır.

Bu rejimin vahşiliğini örten ve yumuşatılmasını sağlayan hafifletmelerin tümünü ayrımsız reddediyor ve sorunun gerçek nedenleriyle ortaya konulmasını istiyoruz. Sorunun sermayenin birikimi sürecinin vahşi talanı tarafından yaratıldığını tam olarak ortaya koymak zorundayız. Milyonlarca yıllık evriminin sonucu olan doğayı talan ederek, kendilerini gerçekleştirdikleri sermayenin de kaynaklarını yok ettiklerini biliyorlar ancak bunu bilmeleri sistemin doğasını değiştirmedikleri sürece hiçbir gerçek çözümü üretemeyeceklerini de gösteriyor. Kendi kafalarını da kesiyorlar ve bunu durduracak olan da yine biziz. Onlar yapamazlar çünkü bunu yapmanın yolu en basitinden sermaye birikiminin önüne sınırlar konmasını gerektirir. Kapitalizm bunu başaramaz.

Sistem tümüyle sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Dünyayı kurtaracak sistem olarak lanse ettikleri kapitalist globalizm doğanın tümden yıkımıyla bırakın insanlığı, tüm canlı türlerini de yıkıma götüren bir mezarlık bırakmak üzeredir. Doğadan ve sürdürülebilir bir yaşamdan yana olan herkes 20. yüzyılın sosyalist pratiklerinin yarattığı hatalardan da dersler çıkararak önüne somut ekolojik sorunların somut çözümlerini koymak ve eyleme geçmek zorundadır. Yüzünü gerçekten doğaya dönmeyen ve tüketim toplumunu yeryüzünden silip atmayacak her proje artık anlamsızdır. Sorun kapitalizmin yarattığı sanayi ve teknolojik yapıya yetişip geçilmesi değil, kapitalizme tam bir alternatif olacak yaşam biçimlerinin geçirilmesidir.

Çevre ve canlı yaşam odaklı, üretim araçlarının insandan uzaklaştırılmasını ve yabancılaşmayı önleyecek, doğanın içinde kendisini ve doğayı aynı anda gerçekleştirecek bir sosyalizm mümkündür ve daha da açıkçası tüm canlı yaşamın devamı açısından artık bir zorunluluktur.

Bizler savunduğumuz görüşlerin gerçekleşmesinin zorluklarının da elbette farkındayız. İlk olarak yapılması gereken, binlerce yıllık sömürü düzeninin insan zihninde yarattığı tahribatın elbette bilincinde olarak ilk aşamada mevcut düzen içinde kritik her adımın atılmasını sağlayarak doğanın tahribinin mümkün olduğunca yavaşlatılmasını sağlamak olacaktır. Yaşamın içinde sermayenin yok etmek üzere olduğu her noktada karşılarında olacağız. Kesilmek istenen her ağaçta, kurutulmak istenen her gölde, maden sahaları oluşturmak için yok etmek istedikleri her tarımsal alanın savunulmasında biz olacağız.

Geleceği sizin ellerinize bırakmayacağız. Yaratacağınız distopik dünya bizim yaşamak istediğimiz dünya değil. Biz geleceğin insanlarına sosyalist ütopyaların gerçekleşeceği bir dünya bırakacağız. Türsel, ırksal, dinsel vb. hiçbir ayrımın olmadığı, kendisini tüketerek değil üreterek gerçekleştiren insanların yaşadığı, dayanışmanın her türünün özel mülkiyete galip geldiği bir dünya yaratacağız.

Bir gelecek düşü olan herkesi dayanışmamıza destek olmaya çağırıyoruz.”