​Yalnızca kapalı gişe filmlere hayat hakkı var



09-04-2016 09:47


Kaya Özkaracalar

62 ülkeden 187 uzun metraj, 10 kısa ve 24 deneysel olmak üzere 221 filmin gösterileceği 35’inci Istanbul Film Festivali Perşembe günü 10 salonda başladı. İçinde bulunduğumuz yıl boyunca şimdiye dek her hafta ortalama altı, en fazla sekiz film vizyona girerken bu hafta ise adeta festivale inat edercesine veya onu yoksayarcasına tam 11 film vizyona girdi. Ancak bir ameliyat geçirdikten sonra yüzü bandajlı olarak eve dönen annelerinde bir tuhaflık sezen iki çocuğun öyküsünü aktaran Alman yapımı korku filmi Ölümcül Oyun (Ich seh ich seh, 2014) hariç vizyona yeni giren filmlerin hiçbirinin kaydadeğer olmadığı haftanın ağır topları kuşkusuz Berlin Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin üzerinden iki ay bile geçmeden izleme olanağı bulduğumuz, Gerard Depardieu’nun canlandırdığı bir adamın boşandıktan sonra çıktığı bir av esnasında ormanda kaybolduğunda başına gelenleri perdeye getiren Fransız yapımı Son (The End) gibi festival filmleri.

İstanbul Film Festivali aslında yalnızca dünya festivallerinde adını duyuran kurgusal öykülü filmlerle değil, izleyicilerle buluşturduğu çok sayıda belgeselle de anılmayı hakeden bir etkinlik. Bu yıl festival kapsamındaki belgesellerden en dikkate değerlerinden biri Kapalı Gişe: Türkiye’de Tekelleşen Film Dağıtımı adlı çalışma. Son yılların en iyi yerli filmlerinden Sivas’ın (2014) yönetmeni Kaan Müjdeci’nin, Altyazı dergisinin eski genel yayın yönetmeni Fırat Yücel ve Hayat TV’de On Seansı adlı sinema programını hazırlayıp sunan Evrim Kaya ve Şenay Aydemir’le birlikte hazırladığı Kapalı Gişe, Türkiye sinema sektöründe Mars Grubu’nun dağıtım mecrasındaki belirleyici konumunu mercek altına alıyor. Yarın (Pazar) Beyoğlu Sineması’nda 13.30 seansında izleyici karşısına çıkacak olan belgeselin gösteriminin ardından yapılacak söyleşinin Türkiye’de sinemanın bu mecradaki sorunları hakkında bir foruma dönüşmesi amaçlanıyor. Bu, radikal belgeselciler Fernando Solanas ve Octavio Gettino’nun 1969’da yayınladıkları ‘Üçüncü Sinema’ manifestolarında ifade etmiş oldukları, belgesellerin amacının ele aldıkları konu hakkında bilfiil tartışma zeminlerine vesile olması perspektifini anımsatan bir niyet.

Kapalı Gişe, yalnızca ele aldığı konunun önemi ve bu konuda aydınlatıcı veriler sunması açısından değil, belgesel esnasında dile getirilen görüşlerin, belleklerde yeretmiş Türk filmlerinden kimi sahne ve reprikler eşliğinde perdeye getirilmesi şeklindeki anlatım biçimi açısından da dikkate ve seyre değer bir çalışma., örneğin Türkiye sinemasının “yükselişe” geçtiğine dair söylemlerin aslında “çöküş” potansiyeli barındıran bir gerçekliği gizlediği görüşünün izleyiciye aktarılmasının ardından, Yeşilçam klasiği Gülen Gözler (1977) filminde Şener Şen’in canlandırdığı Vecihi’nin pervaneli uçağının aile evinin üstüne çakılması sahnesini izliyoruz. Kuşkusuz belgeselin biçiminin ötesinde içeriği hakkında da söylenmesi gereken çok söz var ama bunları şimdilik yarınki foruma ve başka yazılara saklayalım.

 

(*) Bu yazının başlığı sözkonusu belgeselin çok daha özgün olan İngilizce adından (Only Blocbusters Left Alive) esinlenmiştir.