Vesile oldukları iyi şeyler de var…



10-03-2020 00:09


Metin Çulhaoğlu

Son yıllarda pek duymuyoruz; ama AKP’li olmamakla birlikte bu iktidarın “hakkını teslim etmek” isteyenler bir zamanlar “Yaptıkları iyi şeyler de var” derlerdi…

Bugünlerde isteyen, cümlenin sonundaki “var” sözcüğünün yerine “oldu” sözcüğünü koyup devam edebilir: “Yaptıkları iyi şeyler de oldu…”

Örneğin, “Asker vesayetine son verdiler…”

Biz işin bu tarafıyla ilgilenmiyoruz.

Ancak, AKP’nin vesile olduğu “iyi şeylerden” söz etmek kesinlikle mümkündür. Hani “Hayırlara vesile olsun inşallah” denir ya; AKP pek çok hayra vesile olmuştur. Bu “hayrı” görmesi gerekenler arasında ise kimi solcular, liberaller ve özellikle belirli akademik çevreler en başta gelmektedir.

Aşağıda, AKP’nin vesile olduğu hayırlı işlerden kendimizce bir seçki yaptık.

Hepsi bundan ibarettir demiyoruz. Ancak, listeyi çok uzatsaydık hem yazı sınırlarını aşmış hem de okuru “Bu kadar hayra vesile oldularsa iyi ki gelmişler” gibi bir sonuca yöneltmiş olurduk. 

Neyse, buyurun…

***

Akademide, özellikle toplum ve siyaset bilimlerinde “kabul edilebilir” ya da “tartışılabilir” bulunan tarih okumalarının, teorilerin ya da modellerin, özgül bağlamda (Türkiye) dişe dokunur bir karşılığı olmadığı, çoğunun “arkasının” olmasa bile “önünün” boş olduğu AKP sayesinde ortaya çıkmıştır.

***

Bir zamanlar üzerinde durulan “İslami Kalvinizm” tespitinden yola çıkarsak; özellikle günümüz kapitalizmi ile İslam dini arasındaki bireşimin, kapitalizm İslam’ı daha da bağnazlaştırırken İslamiyet’in de kapitalizme daha vahşi özellikler kazandırması sonucunu verebileceği en azından Türkiye örneğinde görülmüştür.

***

AKP deneyimi, genel olarak “siyasal İslam” başlığı altında toplanabilecek ve modernlikle bağdaşır yanları olduğu izlenimi veren akımların, toplumsal, siyasal ve kültürel yaşamda; demokrasi, insan hakları, kadın hakları, çevre, vb. alanlarda aslına rücu edeceğini açık biçimde ortaya koymuştur.

***

Siyasal-ideolojik akımlardan liberalizm kendini parti ve siyasal iktidar yandaşlığıyla sınırlayabilirken, ulusalcılığın sınır tanımayıp devlet tapınmasına, hatta yer yer ırkçılığa tahavvül edebileceği (dönüşebileceği) AKP’nin katalizörlüğü sayesinde netlik kazanmıştır.

***

En azından Türkiye’deki Siyasal İslam’ın, diplomasi, siyaset kültürü, yasallık, meşruiyet gibi başlıklardan kültür, estetik, beğeni, görgü gibi daha çok gündelik yaşamla ilgili konulara kadar çok geniş bir alanda hemen hemen hiçbir inceliğe ve derinliğe sahip olmadığı, sahiplendiği inancın kendisine bu alanlarda pek bir şey katmadığı görülmüştür.

***

Türkiye’de “hep tepeden yaptılar”, “halk hiç tutmadı” denilen Cumhuriyet dönemi reformlarının pek de öyle olmadığı, örneğin Cumhuriyetçilik ve laiklik gibi “mayaların” bu toplumda küçümsenmeyecek ölçüde tuttuğu, AKP’nin 17 yıldır yaptıklarına rağmen bu alanlarda hala ciddi bir direnç görülmesiyle ortaya çıkmıştır.

***

AKP iktidarı, Türkiye’de demokratikleşmenin en başta “dış dinamikle” (Avrupa Birliği) gerçekleşebileceği düşüncesinin bir yanılsama olduğunu, kendisi gibi bir partinin ve iktidarın bile böyle konularda Avrupa ülkelerinin ağzından girip burnundan çıkabileceğini göstermiştir.

***

AKP iktidarı “Canım, AKP’yle neden bu kadar uğraşılıyor, neticede o da bir siyasal iktidar, asıl olan kapitalizm ve ona karşı mücadele” şeklindeki sözde devrimci görünen yüzeysel değerlendirmeleri bitirmiştir.  

***

Seçki, bunlardan ibaret…

Yani AKP bu hayırlara vesile oldu…

Daha fazlasını, başta belirttiğimiz iki çekince nedeniyle yazamıyoruz, yazmıyoruz.

Umarız bu işler zincirleme gider, sosyalistler olarak bizler de AKP’nin vesile olduğu hayırların hayrını görmekte başarılı oluruz.

Ama insan gene de kuşkudan tam kurtulamıyor: Ya yarın bir gün karşımıza “İşte, Davutoğlu ve Babacan’ın girişimleri tam da sizin değindiğiniz bu hususlardan hareket ederek…” diye başlayan şeyler söyleyen birileri çıkarsa?