Üniversitelerin umarsız sessizliği



18-05-2016 08:49


Ahmet Cemal

“Üniversite nedir?”

Hocalık yıllarımda öğrencilerime hemen her yıl yinelediğim ve kavramlara ilişkin bir gereklilik vardı: Bir gün bu ülkede ‘kavram’ kavramı üzerinde ciddiyetle durulduğunda, bir başka deyişle felsefenin kurucu sorusu olan ‘Nedir?’ sorusu kavramlara da yöneltildiğinde, ilk ele alınması gereken kavramlardan biri de ‘Üniversite’ kavramıdır.

Bu soruyu bugün içinde yaşadığımız atmosfere uygun bir biçimde sorarsak eğer, yanıtımız çok kolay olur: Türkiye’de ‘Üniversite’ SESSİZLİK  demektir.

Başka deyişle, ülkede ne olursa olsun, ülkenin ve insanlarının başına ne gelirse gelsin, üniversitelerimizin bu niteliği – çok, ama çok ender istisnaların dışında – hiç sarsılmaz.

Bu sessizlik, bazen üniversiteler tarafından değil, fakat o kurumlarda çalışan az sayıda akademisyenler ve öteki öğretim elemanları tarafından bozulur. O zaman da devletin savcıları harekete geçer ve ses çıkartanlar hakkında dava açar – üstelik bazen davaların sonucunu beklemeden bu ‘zararları unsurları’ “Devletin birliğine ve bütünlüğüne kast etmek” ya da “teröre destek vermek” gibi suçlamalarla hapse de tıkar.

Böyle durumlarda bazen doğrudan üniversitelerin ses çıkarttıklarına da tanık olunabilir. Çünkü kimi üniversiteler, vatanseverliklerinin ve/veya devletten yanalıklarının acele kanıtlarını sergilemek amacıyla başlarını içinde yüzmekte oldukları suskunluk denizinden çıkartırlar ve örneğin bildiri yayınlayan elemanlarını, o bildiriler daha resmen takibat konusu yapılmadan gürültülü bir biçimde görevlerinden atarlar.

Evet, haklarını yememek için bu noktayı özellikle belirtmemiz gerekir. Üniversitelerin suskunluklarını bozduklarına – biraz yukarıdaki şıklarla sınırlı olmak üzere – bizde de rastlanır.

Bu arada, üniversitelerimizin sayısı sanırım iki yüze epey yaklaşmıştır. Bu sayı ile birlikte, ülkemizde yeni açılan hukuk fakültelerinin sayısı da elbette yıldan yıla artmaktadır. Ve bu hukuk fakültelerinin hepsinin programlarında ‘Anayasa Hukuku’ diye bir ders de bulunmaktadır.

Buraya kadar her şey normal.

Ancak sayıları hızla artan hukuk fakültelerinin hiçbirinden ülkede artık günlük ve sıradan olaylar arasına girmiş olan sayısız ANAYASA İHLALLERİNE KARŞI ÇIT ÇIKMAMASI – işte bu, normal değildir!

Ve aklımıza hemen şu soruları getirmektedir:

Bu fakültelerdeki Anayasa Hukuku derslerinde öğrencilere anayasa ihlalleri konusunda ne anlatılmaktadır?

Öğrencilere yalan mı söylenmektedir?

Yoksa : “Yazılı anayasaların yanı sıra, bir de FİİLİ DURUMLAR vardır ve onlar da anayasa hükmündedir!” şeklinde garabetler mi ezberletilmektedir?

Bu fakültelerdeki Anayasa Hukuku derslerinde bu ülkedeki TBMM’sinin Sayın Başkanının : “Laiklik ilkesi anayasada yer almamalıdır!” şeklindeki görüşü öğrencilere nasıl yansıtılmaktadır?

Yoksa sözü hiç edilmemekte ve örneğin : “Laiklik ilkesi anayasadan çıkartıldığı takdirde düşünürüz” mü denmektedir?

Son bir soru: Anayasalar ile temel haklar ve özgürlükler arasındaki ilişki, bu ülkenin hukuk öğrencilerine nasıl anlatılmaktadır?