Üç düzlem ve siyasetin ana halkası



23-01-2016 08:26


Metin Çulhaoğlu

Dünyamız ne durumda? “Şuraya doğru gidiyor” diyebileceğimiz göstergelerden ve eğilimlerden söz edilebilir mi?

Bu sorular farklı bakış açılarından ele alınıp tartışılabilir. Örneğin geçenlerde Güray Öz dünyanın çeşitli bölgelerindeki kimi olumlu eğilimlere işaret ederek o kadar da karamsar olmamak gerektiğini vurgulamıştı (Dünya Dönüyor mu? Cumhuriyet 20 Ocak 2016). 

Doğrudur, ama şimdilik burada bırakalım. 

Bırakırken, adını “dünya ne durumda?”, “nereye gidiyor?” gibi soruları da kapsamak üzere Düzlem A diye koyalım…

***

Türkiye ne durumda? 

Kürt sorunu? Yeni anayasa? Başkanlık sistemi? Laiklik karşıtı yeni hamleler? Bölgede girilen çıkmazdan kurtulma girişimleri? 

Liste uzatılabilir, ama uzatmayalım ve buna da Düzlem B diyelim. 

***

İnsanımız ne durumda?

Burada bir soyutlamayı değil, kendi yerelliğinde gündelik yaşam uğraşı veren “somut” insanımızı kastediyoruz. 

Cizre’deki saldırılarda çocuğunu kaybeden anne… Başka bir yerde okulundaki yandaş müdürle sorun yaşayan ilerici öğretmen… Denizli’de üç aydır işsiz bir tekstil işçisi… HES istemeyen köylü… Aile içi şiddet mağduru kadın… Geleceğini düşünen bir genç… 

Gene uzatmayalım; bu da Düzlem C olsun… 

***

Soru, A, B ve C düzlemlerinin birlikte bir bütünsellik oluşturup oluşturmadığıdır.  

Kuşkusuz oluşturur. Ancak bu, bir yekparelik, türdeşlik ya da mutlak iç tutarlılık anlamına gelmez. Kendine özgü yanları olan, özel bir bütünselliktir. 

Daha önce kullandığımız, Türkçe karşılığı tartışmalı kontinuum kavramının (sürey, bölünmemiş süreklilik, mekân-zaman sürekliliği?) burada işe yarayacağı kanısındayız.

Şöyle açıklamaya çalışalım: A, B ve C düzlemlerinin oluşturduğu bütünsellikte her düzlem kendi özel dinamiklerini barındırır; ama belirli bir düzlemdeki özel dinamikler diğer düzlemlere hiçbir zaman olduğu gibi, aynen yansımaz. Buna karşılık, belirli bir düzlemin kendi özel dinamikleri de içine kapalı, kendi içinde bitimli değildir; o da başka düzlemlerdeki dinamiklerden doğrudanlık derecesi değişmek üzere etkilenir.  

Böyle bir bütünsellikte, Cizre’de çocuğunu kaybeden anneyle hem dünyanın durumu hem de AKP rejiminin niyetleri arasında bağlantı vardır. Keza, Denizli’de işini kaybeden tekstil işçisi, kendisi farkında olsun olmasın, Çin’deki tekstil sektörünün dünya ticaretindeki yerinden bir şekilde etkilenmiştir. 

Sonuçta, Cizre’deki annenin ve Denizli’deki işçinin kendi özel durumları A ve B düzlemlerindeki gelişmelerden tamamen yalıtık olamayacağı gibi, bu tür “özel” durumların toplam nihai bileşimi de önce B sonra A düzlemlerindeki dinamikleri etkileyecektir. 

***

Peki, burada siyaset nereye oturacaktır?

Genel anlamda siyasetten değil, Türkiye’ye dönük bir sol siyasetten söz ediyoruz.

Güray Öz’ün yazısına dönersek, doğrudur, günümüz dünyası sol için umut verici kimi eğilimler de barındırmaktadır. Ama bugün için bakıldığında, Türkiye’de sol siyasetin bu A düzleminde sırtını dayayabileceği, güç alabileceği, beslenebileceği genel bir dalgadan söz etmek henüz mümkün görünmemektedir. 

Bu söylenen, bütünselliğin A düzlemini atıp B ve C düzlemleriyle yetinmek gerektiği anlamına mı geliyor? 

Tam böyle değil, ama gene de belirli bir mesaj veriyor: Zaman-mekân birlikteliğini kendi hedeflerine göre kurması gereken sol siyaset, bugün bunu üç düzlemi birden hakkıyla kapsayacak şekilde yapamaz. B ve C düzlemlerine odaklanmak, kendi zaman-mekân birlikteliğini bu düzlemlerde kurmak durumundadır. 

Siyasette “ölçek sorunu” derken kastettiğimiz de bir bakıma budur. 

Bir de ek mesaj: A düzlemiyle doğrudan bağlantılı anti-emperyalizmin, özel durumlar dışında, B ve C düzlemlerinin sol siyaset adına bitiştirileceği başlıca motif ya da ana kaynak malzemesi olma potansiyeli sınırlıdır. Anti-emperyalizm, bir kez daha özel durumlar dışında, birikimin kaynağı değil, sağlanacak birikimin ana hedeflerinden biri olmak durumundadır. 

***

O zaman?

O zaman, B ve C düzlemlerini sol siyasetin zemini olarak kaynaştıracak öyle bir halka olsun ki bu halka içerdiği zenginlikle hem emperyalizme karşı mücadeleye hem de emeğe, emeğin kurtuluşuna doğrudan uzansın, onları da içine alsın…  

Dincisi başta olmak üzere her tür gericiliğe karşı laikliği, cumhuriyetçiliği, yurttaş kimliğini ve haklarını ikirciksiz biçimde savunan, bunlar için mücadeleyi öngören bir halkaya ne dersiniz? 

Tartışmaya değer sanıyoruz.