“Tavuk kuştur, kadın insandır”



25-11-2014 09:12


Gonca Eren

Güzel mücadele yoldaşı Neşe ablanın ve yüreği büyük bir anne Mukaddes Gezmiş’in anısına...

Ekim Devrimi sonrası kadınların isyanının ifadesidir bu sözler. Kadınları insan yerine koymayan ve aşağılayan Rus atasözüne nazire ile söylenmiştir. Kadınlar insandır ve onları insan yerine koymak zorundasınız, koymak zorunda kalacaksınız... Mesaj bu kadar nettir.

Erdoğan’ın KADEM’in Kadın ve Adalet Zirvesi’nde, kadının erkeğe eşit olmasının fıtratına ters olduğu konusundaki özlü sözlerini bir kere daha tekrarlamış olması, aklıma Ekim Devrimi’nin kadınlarının yukarıda bahsettiğim restini hatırlattı. 

Recep Tayyip Erdoğan, her zaman olduğu gibi eşitliği kadın ve erkeğin biyolojik eşitliğine indirgemeye, gerçek anlamından uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Ayrıca bunu yaparken hamilelik ve emzirme gibi dönemlerde kadınların çalışma koşullarının erkeklerden farklı olması gibi kadın mücadelesinin talepleri içerisinde yer alan başlıkları kullanmakta, demogoji yapmaktadır. 

Erdoğan’ın bu yöntemi nereden tutsak elimizde kalmaktadır. Meseleyi üç boyutuyla ele alabiliriz. 

Birincisi Recep Tayyip Erdoğan bugün kadınların çalışma koşullarının erkeklerden farklı olması, annelik vs gibi özel koşulları nedeniyle ortaya çıkabilecek koşullara uygun çalışma ortamlarının yaratılması konusunda en son söz söyleyebilecek kişidir. 12 yıllık AKP iktidarı boyunca emekçi kadınların çalışma koşulları, bırakın anneliğin gerektirdiği koşulları, insan olmanın gerektirdiği koşulların çok uzağındadır. Sigortasız, kayıtdışı, güvencesiz çalışan kesimlerin çok büyük bir bölümünü kadınlar oluşturmaktadır. Aynı işi yapan iki kişiden kadın olan erkeğe göre daha az ücret almakta, işten çıkarmalarda ilk kadınlar akla gelmektedir. Bugün hemen her sektörden işyerinde yeni evli kadınların iş görüşmelerinde ilk karşılaştıkları sorulardan biri çocuk sahibi olma planları olup olmadığıdır ve anne adayları işe alımlarda kesinlikle tercih edilmemektedir. Çoğu işyerinde gebelik döneminin hemen sonrasında kadınlar işten çıkartılmaktadır. Öte yandan devlet kreşlerinin yokluğu, anaokullarının yetersizliği ve kadınların çalışma saatleri ile uyumsuzluğu çocuk bakımı ve çalışma seçeneklerini karşı karşıya bırakmaktadır.  Kadına bu çalışma ve annelik koşullarını reva gören bir iktidarın baş temsilcisinin söylediği bu sözler kadınlarla dalga geçmek anlamına gelmektedir.

İkincisi Erdoğan’ın “Kadınları erkeklerin yaptığı her işi yaptıramazsınız, komünist rejimlerde olduğu gibi. Eline ver kazmayı küreği çalışsın, olmaz böyle bir şey. Onun narin yapısına ters düşer” sözleridir. Ülkemizde kadınların yaşadığı ağır çalışmak koşulları düşünüldüğünde bu ifadeler de yine kadınlarla dalga geçmek anlamına gelmektedir. Mevsimlik işçi kadınların yaşadıkları, kamyonet kasalarında tarlaya giderken kaza geçirip ölen kadınlar, yük minibüsünden bozma servislerde işe gitmeye çalışırken sel sularıyla boğulanlar, gece mesaisinde atölye kapısı üzerlerine kilitlendiği için çıkan yangında ölen aralarında hamilelerin de bulunduğu tekstil işçisi kadınlar... Bu katliamlar dünyanın başka bir köşesinde değil bizim ülkemizde yaşanmaktadır. Bu ülkenin cumhurbaşkanı da kalkıp yüzsüzce ahkam kesmektedir. 

Üçüncüsü her fırsatta “komünist rejimler”i diline dolayan Tayyip Erdoğan, ya o ülkelerde kadınların çalışma ve yaşam koşullarından haberdar değildir, ya da bilmemezlikten gelmektedir. Bugün Kübada, geçmişte Soyvetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerde kadınlara sunulan çalışma ve annelik koşullarının binde biri bugün Türkiye’de uygulansa, kadın hakları açısından devrim niteliğinde değerlendirilebilir. Öte yandan erkek mesleklerini kadınlara icra ettirdiler diye sosyalist ülkeleri karalamaya çalışan Tayyip Erdoğan, sosyalizmde kadınlara sunulan olanaklarla, onlara kapitalist düzende biçilen misyonun çok ötesinde misyonlarla çalışma hayatında yer alabilecekleri gerçeğini görmemektedir ya da yine sadece demogoji yapılmaktadır. 

AKP iktidarının baş temsilcisinin ve diğerlerinin tüm laf salatalarına rağmen kadınların yapması gereken çok açık ve nettir. Lafı hiç dolandırmadan, Erdoğan’ın oğluna anlatır gibi anlatmamız gerekir:

Tavuk kuştur, kadın insandır, kadın ve erkek eşittir.