Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B.



12-11-2015 07:00


İnsan hakları alanında uzun zaman emek veren herkes iyi kötü tanır birbirini, tanışır, hiç değilse ismen bilir. Yalnızca kendi ülkenizdeki değil, uluslararası camianın emektarlarıyla da illa ki kesişir yollarınız.

İşte bu uluslararası camiaya yıllardır emek vermiş insanlardan biri ile bir süre vakit geçirme imkanım oldu geçtiğimiz günlerde. Varsıl bir ülkenin deyim yerindeyse “tuzu kuru” bir yurttaşı olmasına rağmen sıkı bir insan hakları savunucusu ve aktivisti idi kendisi. 90’lı yılların kanın gövdeyi götürdüğü Türkiye’sinde bölgeye pek çok ziyarette dahi bulunmuştu insan hakları ihlallerini belgelemek için. O yıllardan beri Türkiye’yi çok iyi bilen, buralara çok da emek vermiş biriydi.

İnsan hakları savunusunu uzun uzun tartıştıktan, deneyimlerimizi paylaştıktan sonra sohbet nedense kedilere geliverdi. Kendisinin de bir kedisi vardı, şimdi lise çağlarında olan kızı bir gün okuldan eve gelirken sokakta bulmuştu hayvancağızı ve sahiplenmişlerdi. Ne güzel...

Derken bir süre sonra kediciğin hamile olduğunu anlamışlardı. Bir tane kedi bile aslında çok emek isterken, hadi en fazla iki kediye baksınlardı; ama fazlasını istemezdi. Kedinin doğum yapacağı gün gelip çattı, neyse ki ilk bebek gece yarısına doğru gelmişti. Kızı ve eşi bu bebeğin heyecanı ile mutlu mutlu uyumaya gitmişler, kendisi ise bir kedinin birden fazla bebeği aralıklarla doğuracağının bilgisi ile uykusunu feda etmiş, yeni bebekleri beklemedeydi.

Kedicik üç bebek daha doğurdu sabaha kadar. Ama başta söylemişti zaten; “bir kediye tamam, hadi en fazla iki tane”... Elde üç tane “fazlalık” kedi bebeği vardı, Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B. bu kedi bebeklerini istemiyordu. Dünyanın en sosyal devletlerinden birinin yurttaşı olmasından “beklenebilecek” çözüm önerileri ile ilgili bir akıl yürütmeye girmemişti. 

Üç kedi bebeğini boğazladı, öldüklerinden iyice emin olmak için boğazlarını 3-5 dakika boyunca sıktı (Bu arada olayı anlatırken elleriyle canlandırmasını yapıyordu bir yandan). Sonra Nordik sulara nazır müstakil evinin balkonundan ölü kedi bebeklerini martılara attı. Karısı ve kızı ise, aman sakın ha ağzımızdan kaçırmayalım, hikayenin bu kısmını bilmiyorlardı.

Kanım dondu, yüzüm düştü, mimiklerim taş kesti, küfür dahi geçemedi içimden... Ben yeni gelmiştim paramparça insan bedenlerinin ve kim bilir, aralarında belki havaya uçan Ankara kedilerinin de olduğu cesetlerin içinden; belki ayaklarıma bulaşan kan sıcağında bir yavru kedinin de ısısı vardı, kim bilir...

Davetli olduğumuz süper lüks lokantanın uzun ve şık masasında etrafımızda oturan meslektaşların gözleri bana dikilmişti; muhtemelen içine düştüğüm halin tıbbi bir hal almasının an meselesi olduğunu sezmiş ve dikkatlerini bana yöneltmişlerdi.

Süper İnsan Hakları Savunucusu Salak Bay B. “anlatmaması gereken bir şey” anlatıyor olduğunu idrak edecek kadar zeki bir salak olduğundan, hemen durumu toparlamaya girişti. Ama herkes mutluydu, bir taşla on kuş vurmuştu, bak kendileri bakabilecekleri kadar kedi bakıyor, anne kedi artık tek olan yavrusu ile dilediği kadar ilgilenebiliyordu. Hem nedir yani, bir kediden bahsediyorduk ahahahahhaha! Hem bir kendisi mi sanki, kendisi yine nazikti; başka birini tanıyormuş bebek kedilerin başını çekiçle ezip öldürmüş, düşün yani!

Sesim içime kaçtı.

Tüm gece sustum.

Dünyanın en varsıl ülkelerinden birinin refah içinde yaşayan okumuş ve insan hakları savunucusu olmuş bir yurttaşı şiddetin günlük örüntülerinden bir kolaj aktarıyordu. Devreye, bebekleri öldürdüğü için değil, bu hikayeyi bizlerle paylaştığı için yaşadığı pişmanlık duygusu girdiğinde ise bin türlü takla atıp, şiddeti bin farklı gerekçe ile meşrulaştırıyordu.

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B.’nin şiddetin gündelik pratiğini icrasını, bunun ‘doğallığını’, bu şiddet pratiğini gerçekleştiren başka insanlarla kurduğu paylaşımını, akabinde bu şiddeti nasıl meşrulaştırdığını anlatmasına maruz kalarak yitti ömrümden bir akşam. Geride iliklerime dek sızan bir tiksinti duygusu; ve yine hortlayan yanık et kokusu burnumda, bam güm sesler kulaklarımda, kalbimde bir titrek çarpıntı...

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B., insanı dönüştürme beceri ve kapasitesi olmayan ve asla da olamayacak olan tüm liberal savunularda, belki de en ön saflarda...

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B., sistematik şiddeti tasarlamakla başlayan, uygulamakla devam eden ve elbet bir gün hesap soran gözlerle karşılaştığında meşrulaştırmaya yeltenen her planda...

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B., şiddetin tüm “ama”larında, “acaba”larında...

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B., her gün Gazze’de...

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B., her an Suriye’de...

Süper İnsan Hakları Savunucusu Bay B., son günlerde en çok Silvan’da...

Hesap soran gözlerse, bazen bir barikatın en önünde, bazen suskun ve içine kaçkın; ama tüm yüreğimle hissediyorum ki, her yerde...