Sosyalist siyaset ne yapmalı?



19-09-2014 15:43


Kurtuluş Kılçer

Ülke tarihinde önemli dönemeçler vardır. Bugün sosyalist hareket açısından böyle bir kesitten geçiyoruz. Sosyalist hareket yolunu arıyor.

Mutlaka bulacak. Bu yol haritasını belirleyen şey nesnellik, ancak öznel konumlar da bu yolun döşenmesinde az etkisiz değil. Bütün bunların bileşkesiyle bir yol oluşacak. Bu yol, sosyalizmin toplumsal bir güç haline gelmesiyle sonuçlanmalı… Daha fazla falcılık yapılmamalı. Hedefimiz berrak olsun. Bu hedefin yaratılması, ortaya çıkacak olası bütün toplumsal ve siyasal gelişmelere yanıt verecek bir güç anlamına gelir zaten. Kaldı ki, bugün sosyalizmin toplumsal ölçekteki gücü ne yazık ki çok sınırlı.

Sosyalizm, makûs talihini yenebilir. 12 Eylül’den beri süren…

12 Eylül ile açılan büyük parantez Haziran Direnişi ile kapandı. Yeni bir dönem var artık.

Bu dönemin zorluğu, aynı anda birden fazla yükü birlikte taşımakla ilgili.

Tek başına, sosyalist siyasetin ne yapacağı, nerelere geleceği meselesi değildir tartışmamız. Memleketin geleceğini tartışıyoruz. Sosyalizm olmadan bu melanet rejimden ve gidişten kurtulmak mümkün değil. CHP ile olmuyor, çünkü…

Bugün ülke gerçeği ortada. Uzun uzun yazmaya gerek yok. AKP iktidarının ülkemizi getirdiği yer açık. Savaş kapıda, ekonomik durgunluk beklentisi cabası, okulların imam hatipleştirilmesi, düzen siyasetinde sıkışma. Bunun neye yol açacağını göreceğiz, tepe taklak gidiş mi, faşizme kayış mı yoksa yeni bir model mi? 2015 yılında yapılacak seçimler, bu açıdan, önemsiz sayılamaz.

AKP güçsüz bir parti değil, keza emperyalizm. Mutlak yıkılmaz ise hiç değil; ne AKP, ne onun düzeni ne de emperyalizm. O yüzden ne mutlaklaştırmak ne de kağıttan kaplan tezleriyle yapılacak değerlendirmeler sağlıklı değil. Faşizm geliyor ile Haziran kitlesi hazır bekliyor düştü düşecek tezleri arasında sıkışmaya gerek yok.

Sosyalist siyaset, bu dönem aklını öne çıkarmalı. Ne karamsarlık ne de Haziran'dan sonra hurra! Belki kararlı akıl! Bu yüzden, sosyalist siyaset yolunu ararken baktığı noktalardaki sarkacın uçlarını iyi bilmeli.

Haziran kitlesi buharlaşmadı. Büyük bir potansiyel ve dinamik olarak ortada. Ancak Haziran kitlesinin sokağa ve eyleme her an çıkacak namluya sürülmüş bir mermi olduğunu düşünmeyelim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan tablo toplumun sola açık olduğunu gösteriyor. Sandığa gitmeyen, Ekmeleddin’e verilmeyen, Demirtaş’a kayan oyları, sosyalizmin güçlenebileceğine işaret olarak okuyabilirsiniz. Kürt dinamiğinin tarihsel ve sınıfsal temsiliyetini, uluslararası güçlerin ve bölge ülkelerinin tutumundan bağımsız ele alamayız. Ne elimizin tersiyle itmeli, ne de sorgusuz biat. Bugüne baktığımızda en önemli toplumsal dinamiğin gençlik olduğunu hilafsız yazabiliriz. Berkin Elvan cenazesinde ve Soma katliamı sonrası gençliğin siyasal dinamizmi çok büyüktür. Sosyalizmin toplumsal tabanına dair onlarca şey söylenebilir, kısa keselim, taraftarların bile hükümet karşıtı olduğu bir dönem her zaman nasip olmaz.

Sosyalizmin önü açık. Umutlu olma hakkımız var. Yeni bir dönem geliyor ve bu dönemin açıldığı bir kesitten geçiyoruz.

AKP’yi mi indireceğiz, AKP faşizmine karşı mı direneceğiz? Sosyalist bir seçenek mi oluşturacağız yoksa AKPyi devirmek için CHP'yi de mi kapsayacağız? Direniş odaklarıyla mı, bütün kesimlerin ortaklaşacağı bir üst başlığı örgütleyerek mi? Somut sorunlara mı odaklanacağız, yeni bir düzeni işaret edecek miyiz? Birlikte mi enerji çıkar, ne yaptığını bilen örgütlü bir irade ile mi? Cumhuriyetçilere seslenmek mi, Kürt siyasetiyle ittifak mı? Seçimlere tam boy girelim mi, yoksa başkanlık dayatmasının mezesi olmayalım mı?

Bu soruların yanıtı, içinde tezatlarıyla birlikte var. Tek tek bu başlıkları ele alacağız, doğal ki bir köşe yazısının sınırlarını çok zorlamadan. O yüzden, yazımızın devamını haftaya bırakalım. Ancak bir iki noktayı belirterek...

Bugün düzenin yaşadığı bu tablonun, bir hükümet krizi olarak değil düzenin bir krizine doğru evrilebileceğini bilelim. Sosyalist siyasetin, bu açıdan, büyük düşünmesinde ve böyle bir krizin analizcisi değil öznelerinden biri haline gelebileceğini hesap etmesinde fayda vardır. Pespektif böyle olmalıdır. Şunu toplumsal bir dille söylemek lazım. Bugün bir "cumhuriyet" sorunu vardır. Bir rejim sorununu ortaya koyarak başlamalı, yeni bir cumhuriyet alternatifi oluşturulmalıdır. Bu durumun tezatının ne olacağı ise açık.

Bu tabloda, yöntemsel iki şey söylenmeli. Biri düzenin karşı kutbunu oluşturma ve savunma değil ileri bir mevziyi kurma. İlkini söyledik, ikincisi için ise kısaca şu söylenmelidir.

Bugün AKP faşizmine karşı direnmek, AKP’yi yenerek olacak.

(Teknik bir aksaklık nedeniyle yazarımızın yazısını geç yayımlayabiliyoruz. Okurlarımızdan özür dileriz)