'Sosyalist Cumhuriyet' tezleri



12-09-2014 09:57


Kurtuluş Kılçer

1. Dünya kapitalizminin insanlara sunabileceği yeni bir şey kalmamıştır. 17. yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılda ortaya çıkan muazzam dönüşüm yeni bir uygarlığı yaratmıştı. Ancak bugün gelinen noktada gericileşen bir kapitalist-emperyalist sistem ve bu sistemin krizleri var. Ortadoğu’da yaşananlar, Afrika’daki gerçek, Latin Amerika’daki tablo… Batı medeniyetinin sınırları budur. 

2. Dünya ideolojik bir kriz içinde. Bu aynı zamanda Türkiye için de geçerli. Dünyayı ve Türkiye’yi yönetenler yeni bir dünya görüşü oluşturamıyorlar. Yıllardır bir düşman tarifi üzerinden kendini vareden emperyalizm, ya da başka deyişle büyük kapitalist ülkeler bugün ciddi boşluk yaşamaktadır. Liberalizm daha ilerisini söyleyemiyor. Demokrasi, tam serbestlik vs. gibi gelişkin batı ülkelerinin söylemleri yaşanılan her kriz ile birlikte anlamsızlaşıyor. Dün baş düşman Sovyetlerdi, bugün ise İslamcı gericilik söylemi tutmuyor. IŞİD’in arkasında kimlerin olduğunu çocuklar bile biliyor. Örneğin IŞİD kurucularının ABD'nin Guantanamano cezaevinden bırakılan militanlar olduğu gerçeği ortada. 

3. 1. Cumhuriyet dönemi bitmiştir. 1923 yılında kurulan cumhuriyet, tarihsel olarak ileri bir adımdı. Bu cumhuriyet, kapitalizmi seçti, dünyadaki yerini kapitalist-emperyalist sistemde yerini aldı. Tarihsel olarak ileri çıkış olması ile dünya kapitalist sisteminin bir parçası olması 1. Cumhuriyet’in en çok tartışılan ikili karakteriydi. 

4. Bugün yaşanılan rejim 2. Cumhuriyet adıyla anılabilir. 2000’li yıllarda başlayan süreç 2010 referandumu ile tescillenmiştir. Sola ve devrime karşı yürütülen 12 Eylül askeri darbesinin doğal sonucu ve dünya emperyalist sistemin tercihleriyle uyumlu olarak kurulmuştur. Ancak bugün 1. Cumhuriyet döneminin ortaya çıkardığı değerlerin yerine ne koyulacağının sorusunun yanıtı yoktur. Gericilik, işbirlikçilik, emek düşmanlığı temel niteliği olan 2. Cumhuriyet bu özellikleriyle topluma seslenemez. “Yeni Türkiye”, “2023 vizyonu” gibi söylemlerin ise tutma olanağı nesnel olarak bulunmuyor. Bu söylemler afakidir. Gerek AKP’nin iktidarda bir azınlık hükümeti gibi durması, gerek ekonomik veriler, gerek dış politikadaki başarısızlıklar bu yapının eğik düzlemde olduğunu gösteriyor. AKP’nin iktidardan düşmesinden sonra nasıl bir ideolojik söyleme sahip bir partinin oluşacağı belli değildir. Bu durum ana muhalefet için de geçerli. CHP de ideolojik bir kriz içindedir. Yalpalamasının, ne dediğinin tam belli olmamasının ve çok sesliliğinin temel sebebi budur. 

5. Lafı hiç uzatmadan; 3. Cumhuriyet kurulmalıdır. Bu cumhuriyet mutlaka emekten yana, laik, bağımsız, kamucu özellikleriyle düşünülmelidir. Bugün yaşanılan toplumsal sorunların kaynağında bunlar vardır. İş cinayetlerinin, yoksulluğun, işsizliğin egemen olduğu bir taşeron cumhuriyeti, gericiliğin hakim olduğu bir tarikat cumhuriyeti, özgürlüklerin ve günlük yaşamın sürekli baskı altında tutulduğu bir otoriter cumhuriyet ile karşı karşıyayız. 

6. Kemalist döneme geri dönüş mümkün değildir. Bugün AKP eliyle kurulan 2. Cumhuriyetin topluma, insana ve ülkeye verdiği zarar görüldükçe geçmiş döneme özlem duyulabiliyor. Özellikle Cumhuriyet döneminin kazanımlarının yaşamış toplumsal kesimler tarafından bu daha fazla hissediliyor. Ancak ne dünyanın ne Türkiye’nin toplumsal ve siyasi yapısı yeni bir Kemalist Cumhuriyete dönüşü mümkün kılmaktadır. Bugün sorun 1. Cumhuriyetin kazanımlarından geri düşmeden, onu aşabilmektir. 

7. 2. Cumhuriyet olarak yaşadğımız bu dönem bir fetret devri gibi duruyor. Ya yeni bir restorasyona gidecek ve kendini tahkim edecek ya da büyük bir boşluk ortaya çıkacak. Bunun iç ve dış verileri açık, kısaca belirtmiştik. Bugün bu durumu en fazla belirleyecek olan şey Kürt sorunu ve ekonomik gidişat gibi duruyor. Ancak önemli bir nokta da toplumun büyük bir kesiminin memnuniyetsizliğidir. Kürt sorununu çözen bir Türkiye şahlanır diyen burjuva siyasetçileri var. Yeni Osmanlıcılık siyaseti duvara çarpmıştır. Kürt sorunu bağlamında ise bu hamur daha çok su çekecektir. (Bu yüzden de yeni bir cumhuriyet gerek…)

8. Türkiye siyasi haritasının taşlarının yeri değişmiştir. Büyük toplumsal dinamikleri temsel eden Kemalist, islamcı, Kürt siyasi hareketleri arasındaki ilişkiler ve karşıtlıklar değişiyor. Örneğin Kürt sorunu bugün “başkalaşmıştır.” Haziran direnişi, bu taşları yerinden oynatmıştır. Ne Kürt siyaseti açıktan AKP'cilik yapabilir, ne Kemalistler artık Kürt düşmanlığında mangalda kül bırakabilir. 

9. Tam da buradan devam edebilirsek, 3. Cumhuriyetin kurulma olanak, gereklilik ve umudunu Haziran direnişi göstermiştir. Bu ülkenin önemli birikime sahip olduğunu ve yeni bir cumhuriyetin hangi damarlar üzerine inşa edileceğini Haziran Direnişi göstermiştir. Gençliği en başa yazmak gerekiyor. Cumhuriyetçi kitleleri, Alevi toplumsallığını, kentli ve emekten yana Kürt dinamiğini ve özgürlük yanlısı kadınları not edelim. 

10. Ülkenin bağımsızlığı, halkın kalkınması ve refahı, Kürt yurttaşların eşit yurttaşlık talebi, Alevilerin özgürce ve eşitçe yaşam isteği, emekçilerin insanca yaşam ihtiyacı, bölgemizde barışın sağlanması, gençlerin geleceğe dört elle sarılmasının yolu yeni bir cumhuriyetten geçmektedir. Huzurun artık islamda değil laiklikte olduğunu söyleyerek laik bir cumhuriyet ekini unutmadan… 

11. Sosyalizm günceldir. Sosyalizmi afaki, sonraki aşamalara bırakılan bir sistem gibi düşünürseniz bugünün yakıcı sorunlarını çözemezsiniz. Zaten yakıcı güncel sorunların kaynağı değişmeden çözülmesi mümkün değildir. O yüzden sorunlara işaret ede ede sistem içinde kalınamaz. Bugünün Türkiye'sinde kimse memnun değildir. Böyle bir tabloda yeni bir cumhuriyet şiarı yüksek sesle dillendirilmelidir. 

12. Elbetteki sosyalist cumhuriyet diyeceğiz. Sosyalizm, bugün başta emekçiler olmak üzere toplumun büyük kesiminin çıkarı olan tek toplumsal sistemdir. Yeter ki bunu gösterelim! Herkese ev, ücretsiz internet, eğitimin her kademesinde parasız olması, sağlığın keza aynı, iş saatlerinin düşürülmesi, işsizliğin önlenmesi, rant ve yağma ekonomisinin bitirilmesi, taşeronluğun yasaklanması, herkese iş güvencesi, düzenli kentleşme, komşularla gerçek barış, laikliğin sağlanarak toplumun normalleştirilmesi gibi… Bunlar, halkın acil sorunları ve sosyalist cumhuriyetin ise programıdır.

13. Sosyalizm, bugün toplumsal bir seçenek haline gelebilecek bir konjonktürden geçmektedir. Bu memlekete yeni bir cumhuriyet gerek söylemi, savunmaya çekilen değil tersine alternatifini sunan bir sol çıkışıdır. Toplumsal bir güç haline gelmenin yolu savunmadan geçmez. 

14. AKP tek kutuplu bir siyasi düzlemde siyaset yapmaktadır. Karşı kutbu oluşmalıdır. Sosyalist yeni bir cumhuriyet tam da bunun içindir. Bu bütün siyasi aktörleri etkiler. Sosyalizmin siyasi bir güç olmasının yolu, bu kutbu oluşturmaktan geçer.