Sonra da onlara deli derler...



13-12-2020 00:10


Öznur Özkaya

İnsomnia / uykusuzluk; uykunun kalite ve miktarının yetersiz olması olarak tanımlanır. Uyku için yeterli zamanınız ve fırsatınız olsa da uykuya başlamada, süresinde ve bütünlüğünde yineleyici zorluklar yaşanması ve bunların günlük işlerinizde yavaş yavaş ve aniden bozulmaya yol açması ile sonuçlanmaktadır. Bir süre her şey yolunda gibidir aslında. Daha çok vaktiniz vardır okumak, yazmak, yaratmak, düşünmek için. Fakat insomnia içinde depresyonu barındırır. Aklınız gereğinden fazla çalışabilir ve kontrol edemeyeceğiniz durumlar üzerinde fazla düşünmeye başlayabilirsiniz. Bunlarla birlikte yetersiz ve dengesiz uyku sebebiyle gün içindeki aktivitelerinizde düşüş yaşayabilirsiniz. Örneğin; dışarı çıkarken eşofmanınızı tersinden giyebilir, manava domates almak için gitmişken kabak alıp dönebilirsiniz.

Çaya, kahveye çamur atsak da uykusuzluk stresin, üzüntünün, kafa karışıklığının ve yalnızlığın ürünüdür. Uyuyamayanların bir tür ağrısı, sızısı, korkusu, öfkesi, derdi, ciddi kaygı bozukluğu veya yarım kalmış hikâyesi vardır. Orantısız acı çeken bu insanların iç sesleri asla susmaz. Uyuyamayanlar, genelde aşırı duygusaldır ya da zamanla duygusallaşır, kendi kendine işkence etmeye de alışırlar. Asosyal ve / veya obsesif davranışlar sergilerler ve sonunda bir sabah Samsa gibi dev bir böcek olarak uyanırlar.

"Uykusuzluğun Şarkısı"nda Marina Benjamin; uykusuzluğu edebiyattan mitolojiye, bilimden felsefeye, psikolojiden popüler kültüre uzanan bir yelpazede ele alıyor. Kendisi de uykusuzluktan muzdarip olan yazar, bu soruna çare aramaktan ziyade onu anlamaya, tanımaya çalışıp farklı bir yorum katıyor, hatta uykusuzluğu kadınların başkaldırısı ve yaratıcılığıyla bağdaştırıyor. Geceye, karanlığa bir şarkı bestelese de "Uyuyamamak ihtiyaç duymak ve eksik olmaktır.", "Umut ve korkulardan ağ örmek, gerçeği süslemek, masallar düzmek hepsi de kadınların yaptığı işler. Hatırlamak ve unutmak da öyle. Kaygılanmak da kadınlara düşen bir iş." demekten kendini alıkoyamıyor.

Gabriel Josipovici "Goldberg: Çeşitlemeler"de bizi bir on sekizinci yüzyıl beyefendisi olan Westfield ile tanıştırıyor. Westfield uykusuzluktan muzdariptir, yazar S. Goldberg de Westfield'a her gece kitap okuyup onun uyuyabilmesini sağlamakla görevlendirilmiştir. Ancak her gece okunmak üzere yeni bir hikâye yazmak zorundadır. Müziğe, sanata, edebiyata felsefeye değinen bu hikâyeler dinleyeni uyutmak yerine uyanık tutmaya yarayan türdendir. Westfield "Yapman gereken ama yapmamış olduğun ya da yaptığın ama asla yapmaman gereken şeylerin düşüncesiyle eziyet çekip geceleri hiç uykusuz kalmadığını mı söylüyorsun?" derken Goldberg "Uykuyu ve uykunun nasıl da nefes almaya benzediğini düşünüyordum. Hiç zorlanmadan uykuya dalanlarımız, tıpkı çaba harcamadan nefes alanlarımız gibi, bu konu hakkında düşünmüyor bile. Yalnızca herhangi bir sebepten elimizden alındıklarında gözümüze çok değerli görünmeye başlıyorlar." diye yazıyor.

"Uykusuzluk"ta ise Jim Horne, “toplumsal bir insomnia” hastalığı çektiğimizi belirtirken bunu sanal alışkanlıklarımıza ve ortamlarımıza, çalışma tempomuza dayandıran; modern yaşamın uyku yoksunluğuna yol açtığını iddia eden, uykusuzlukla obeziteyi, kalp krizlerini, zihinsel ve fiziksel rahatsızlıkları ilişkilendiren yaygın bir kanıyı ele alıyor. Yazar, bu kanının ne kadar doğru olduğunu irdeleyen sağlam bir bilimsel çalışma sunuyor. Verimsizleşmiş uykunun nedenlerini ve sonuçlarını bilimsel kanıtlarla tartışırken bilimsel çalışmaları tarihi bir perspektifle açıklıyor. Deneyler, örnekler, öncü çalışmalarla uykunun bilişsel, eleştirel, sosyal ve psikolojik boyutlarını gözler önüne seriyor. Söz gelimi yorgunluğu "uykulu olma yani uykuya ihtiyaç duyma hali değildir. Aksine insanın uyanık saatlerinde maruz kaldığı baskılardan, gündüz ve geceleri, özellikle de uyumaya çalışırken kafasını meşgul eden sayısız düşünceden kaynaklı bir tükenmişlik, bitkinlik, halsizlik ve bezginlik hissidir." diyerek açıklıyor.

Yaklaşık dokuz senedir uyuyamıyorum ben. Uykusuzluk; her gün seviştiğim, kapıdan kovduğumda bacadan giren sevgilim. Bolca okumama, biraz olsun yazmama, çeviri yapmama olanak sağladığı doğru tabii. Ama uzun uykusuzluk deneyimlerimden öğrendiğim bir şey var: Kafanızın içindeki bir şalter inmiyor, tek sorun bu. Ne bitki çayları, ne süt, ne kafeinsiz yaşam... Hiçbiri işe yaramıyor. Fakat bilirim ki, düşünecek çok fazla şeyi olan insanlar uyumazlar, uyuyamazlar. Dünya ağrısını biteviye çeken, yarın ödeyeceği faturaları düşünen, geçmişinde yara biriktiren, geleceğinden endişe eden, sevdiklerinin, hiç tanımadıkları kişilerin hatta bir kedinin bile derdini dert edinen insanlar uyuyamazlar. Heyhat... Sonra da onlara deli derler...

 

KÜNYELER

- Uykusuzluğun Şarkısı, Marina Benjamin, Çev: Burcu Uluçay, Çınar Yayınları, 2019.

- Goldberg: Çeşitlemeler, Gabriel Josipovici, Çev: Sevda Deniz Karali, Çınar Yayınları, 2020.

- Uykusuzluk, Jim Horne, Çev: Akın emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, 2020.