Son Başbakan



26-08-2014 08:11


Erdoğan'ın ve AKP'nin başka çaresi yoktu.

Gericilikten ve bölgede üstlenmeye çalıştıkları uğursuz misyondan vazgeçtikleri anda 12 yıllık süreçte yarattıkları pisliğin altında kalacakları açıktı.

AKP'nin yarattığı enkaz sonrasında Türkiye'de normalleşme kısa ve orta vadelerde olanaklı değil.

Gelinen noktada, AKP, Erdoğan'ın fiili ya da yapılacak bir anayasa değişikliğiyle resmileşecek başkanlığında devam etmek zorunda.

Erdoğan'ın AKP'nin başına ve Başbakanlık koltuğuna geçirilecek isim arayışı da hangi rotadan ilerleneceğine değil zorunlu istikamete en uygun ismin kim olduğuna ilişkin bir tartışmayı ifade ediyordu.

Uygun isim bulundu ve Davutoğlu "Son 12 yılda gerçekleşen büyük restorasyon hareketi hiçbir ara ve kesintiye uğramadan devam edecektir" sözleriyle yola koyuldu. AKP'nin çöküntüye uğrayan gerici ve işbirlikçi Yeni Osmanlı projesi dışında alternatif üretemediğini gösteren aday tercihi bir yandan da Erdoğan'ın tek adamlığı için güvence oluşturuyor.

Erdoğan'ın Başkanlık süreci için gerekli zemini yaratma ve Anayasal düzenlemeleri hayata geçirme misyonuyla görevine başlayacak olan Davutoğlu, bilinen işlevi ve yetkileriyle Başbakanlık koltuğunun da sona erdiricisi olmaya aday. 

*****

AKP Genel Başkanı ve Başbakan olacak ismin belirlenmesinin yol açtığı iç tartışmalar üzerinden partinin bir dağılma sürecine gireceğini düşünmek ise gerçekçi değil. Abdullah Gül'ün sitemleri ve Binali Yıldırım'ın üstü kapalı bir şekilde daha fazla AKP'li tarafından desteklendiğini söylemesi bir gerilimin varlığına işaret ediyor. Ancak, Gül ve Yıldırım gibi isimlerin Erdoğan'ın gidici olduğunu anlamadan hamle yapması zor. Erdoğan'ın rejimi, güçlü bir halk muhalefetiyle karşı karşıya kalana kadar bu gerilimin uykuya yatması en olası senaryo.

Öte yandan, düşük yoğunlukla devam edecek bu gerilimden Kılıçdaroğlu CHP'sinin heyecan duyması ve hatta yüksek hızlı tren faciasının sorumlusu Binali Yıldırım'da olumlu yanlar keşfetmeye başlaması her zaman ihtimal dahilinde.

*****

Odaklanılması gereken asıl gerilim ise düzenin başarısızlığa uğramış bir projeye alternatif üretememesinden kaynaklanıyor.

Kapitalist düzen, ülkeyi AKP eliyle içerisine soktuğu bataklıktan çıkaracak bir proje geliştirme yeteneğine sahip değil.

Davutoğlu'na "AKP'nin kıyamete kadar süreceğini" ilan ettiren güven de buradan geliyor. Ülkeyi kıyamete taşıma iddiasındaki bir Başbakan'la nereye kadar yürünebileceği ise mücadelenin konusu.

Çankaya'da Erdoğan, Başbakanlık koltuğunda Davutoğlu tercihi ülkenin aydınlanmacı, yurtsever ve özgürlükçü birikimine bir meydan okuma anlamına geliyor. Diktatörün bu birikimi hafife aldığı açık. Ancak, Erdoğan bu konuda yalnız değil. Her gün yeni bir sağa açılma hamlesiyle gündeme gelen CHP de Türkiye toplumunun desteğini almanın bu birikimle arasına mesafe koymaktan geçtiğini düşünüyor.

*****

Düzen tarafından kapsanamayan bu birikimin siyasal alana güçlü bir biçimde taşınması ise aydınlanmacılık, yurtseverlik ve özgürlükçülüğün sosyalist cumhuriyet perspektifiyle yeniden üretilmesinden geçiyor.

Önümüzdeki dönemde kurulacak başkanlık modeliyle Meclis'in önemsizleştirilmesi ve Meclis muhalefetinin alan boşaltması birlikte ilerleyecek.

Bu modelin kaçınılmaz çöküşünü hızlandıracak olan ise solun oluşacak boşluğa etkili bir şekilde müdahale etmesi ve kendisini gerçek bir seçenek olarak inşa etmesi.

Ülkenin ilerici birikimine güvenen ve bu birikimle ilişki kurmaktan korkmayan bir sol odağın yaratılması Erdoğan'ın çöküşünün anahtarı konumunda.

Burada başarılı olunması durumunda Davutoğlu, sadece makamının işlevsizlemesiyle değil İkinci Cumhuriyet'in bu makamdaki son temsilcisi olmasıyla da "Son Başbakan" ünvanının taşıyıcısı haline gelecek.