Sırnaşık sarmaşık!



29-11-2015 09:01


Tolga Karaçelik’in yazıp yönettiği Sarmaşık uzun ince ve meşakkatli bir yolculuktan sonra nihayet vizyona giriyor diyebiliriz. Sarmaşık Altın Koza’da en iyi yönetmen ödülünü aldı ama bir yandan da festivallerin burun kıvrılan filmi oldu da diyebiliriz. Abluka’nın ve son iki festivalde de Kar Korsanları’nın yarattığı önlenemez yükseliş Sarmaşık’ı iyice ‘ayağa dolanan film’ imajına soktu. Halbuki oyunculuklarıyla harikalar yaratan film bir gemide yaşanan hiyerarşik sorgulamalar peşinde! İşlerin iyice gerildiği ve herkesin tekinsiz bir biçimde birbirine tehdit oluşturduğu gemi ortamında gerçeğin / geminin yaslandığı duvar absürdlük olunca etrafı sarmaşıkların sarması da kolay oluyor. Ölenlerin ruhunun gemiyi terk etmediği, aslında kimi zaman hepsinin ölüler dünyasına ait olduğuna dair donelerin ortalıkta dolaştığı gemide, sarmaşık da ölülerin üzerini kapatan bir örtü kıvamına bürünüveriyor. Kendi adıma keyifle izlediğim (Gemide benzetmesi de yapılabilir) filmin festivallerde pek beğenilmemesini filmin erkek dünyasında yaşanan hegemonyayı fazlaca su üstünde tutması olarak yorumlanabilir, sonundaki hikayeyi masalsı ve dibe taşıyan boşluk olarak algılanabilir ama tıkır tıkır işleyen, oyunculukların şaha kalktığı bir film olmuş hakikaten. Ama sürekli bir didişme ve hesaplaşma hali içinizi bayacak mı bayacak, onu da söyleyeyim ama değer…

Şimdi Sarmaşık’ın neden ve hangi sebeplerle festivallerde fazlaca görülmemesini pek anlamlandıramadığım gibi yeni başlayan, ilkini kutlayan bir film festivalini gömme çalışmalarını pek anlamış değilim. Yani elbette anlıyorum ama ilk defa yapılan bir festival var, kendi yaşadığın ilde yapılıyor ve sen festivali gömmek için çaba harcıyorsun. Bu kötü niyet! Ben festivaller hiç eleştirilmesin, aksaklıklar hiç yazılmasın, tavır alınmasın demiyorum. Bilhassa bunu yapan sinema yazarlarının başında geliyorum, bir aksaklık gördüğümde hemen yazıyorum. Hatta mimlendiğim festivallerde var bu yüzden. Ama ne gam. Festivallerin eleştirilerek, aksaklıklarının yazılarak iyileşeceğine inanıyorum ama ilk yılından bir festivali aforoz ederek değil.

Gelelim festivallerin sorunu olan ve yüzlerce kez yazdığım şeye. O kadar çok festival gezdim, gördüm, tanıklık ettim ki artık ‘basın ve konuklar ne ister’ konusunda uzman oldum diyebilirim. Festivallerde protokolleri yeteri kadar öne çıkaracaksın, yani bir en fazla iki kere. Yani o şehrin valisi, belediye başkanı festivali çok seviyor, film izlemekten büyük keyif alıyor olabilir ama festivalde her olayı onun şovu, gövde gösterisi haline getirirsen basını ve konukları memnun etmek yerine bıktırırsın. O yüzden yerel yönetimlerin desteği geri planda kalmalı, filmler, yönetmenler, söyleşiler ve paneller ön plana çıkmalı. Festivalde filmlerden çok vali ya da belediye başkanının adı geçiyorsa o festivalde sorun var demektir. Bu dikkat edilmesi gereken hassasiyetlerin başında geliyor. Biliyorum bu konuyu didaktik, tane tane yazdım. Ama o kadar çok karşılaştığımız şey ki, vali görünce kaçacak delik arar hale geliyoruz ya da ışık görmüş tavşan gibi kalakalıyoruz. Yani ilk defa yapılan bir festivali gömmek yanlış olduğu kadar protokolü övmek de yanlış, bu dengelere dikkat edilirse festivaller daha verimli geçer diye düşünüyorum.

Düğün Dernek 2: Sünnet / kesme diğer filmlerin yolunu!

Düğün Dernek’in fazlaca salonda duyumlarıma göre neredeyse bin salonda gösterime gireceği söyleniyor. Bu ülke sinemasının neredeyse yarısı. Yani BKM diğer filmlere çekilin yoldan diyor. Mümkünse de beş hafta gibi bir süre diyor. Tamam da bu kadar tekelleşme, bu kadar benmerkezci davranış kime fayda sağlar ki? Sektöre değil orası kesin. Düğün Dernek’le aynı pastadan pay almak isteyen bir sürü film kara kara düşünüyor, bunlar hem de büyük yapımlar. Küçük yapımlar zaten kaderine razı yıllardır ama büyük yapımlar büyük yapımları tehdit eder oldu. O yüzden en azından bu dengesizlikler ülkesinde orada dengeyi bulalım. Düğün Dernek’in oyuncuları başka filmlerin önünü kesmesinler, sonuçta onların da bu basamakları nasıl tırmandığını biliyoruz. İlk basamaklara dikkat lütfen!