Şikayetçiyiz!..



11-01-2015 08:55


Barbaros Tantan

Herkes şikayetçi, memuru, işçisi, çiftçisi, öğrencisi, ev kadını, öğretmeni, bankacısı ve daha da ötesinde işadamı.

Herkesin şikayetçi olduğu konular ise farklı. Ama, genel bir memnuniyetsizlik hakim topluma. Taleplerinin pek dikkate alınmadığından dem vuruyorlar. Tıpkı Karamürsel’deki çiftçilerin durumunda olduğu gibi.

Karamürsel’in önemli tarım ürünleri arasında yer alan kalamata ve samanlı türü zeytin üretimi, çiftçinin yüzünü bu yıl az da olsa güldürdü. Ama, yeni yasa üreticiyi tedirgin etmeye yetti bile.

Şikayetçiler bu yasadan…

Söylediklerine göre, Samanlı türü zeytinin kilosu 8-9 TL, Kalamata türü zeytinin kilosu ise 6 TL’den alıcı buluyor. Bu yıl randıman yüksek ve son üç yıla göre durum daha iyi. Ama, Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Yırcalı Köyü’ndeki zeytin ağacı katliamıyla gündeme gelen yeni yasa yüzünden, çiftçinin yüzü gülmeyecek.

Buna vurgu yaparak, "bu sistemle yüzümüz gülmez" diyorlar.

Çünkü, yeni yasa, zeytinlikleri, termik santral inşaatları ve maden aramasına açıyor. Bu yasa dolayısıyla, 15 dönümün altındaki aile işletmeleri sıkıntıya girdi. Tapulu bile olsa, 15 dönümün altındaki zeytinlikler acele kamulaştırmayla kesilebilecek.

Zeytinde dünyayla yarışır hale gelen çiftçi şimdilerde başını iki elinin arasına almış düşünüyor. Ayrıca, bu yasayla teşviklerin boşa gitmesinin önü de açılmış oluyor.

Her şey söylenebilir, ama bilinmelidir ki, sadece şikayetçi olmak yeterli değil.

*******

Onlar şikayetçi değil

Üniversite öğrencileri, meteorolojik gelişmelerden son derece memnun. Sınav dönemine denk düşen kar yağışı dolayısıyla eğitime ara verildiğini duyuran Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü’ye sosyal medya üzerinden akıl almaz güzellemeler yapan öğrenciler, orantısız zeka ürünü esprilerle memnuniyetlerini dile getirdi.

Yani, anlayacağınız, onlar şikayetçi değil…

O orantısız zeka ürünü esprilerden bir derleme yaptım.

Rektörün vesikalık fotoğrafıyla;

"Nasıl tatil ettim ama"

Eski rektörden görevi devraldığı görüntüyle;

"Bu gitsin de, bir hafta kapatırım okulu"

Hekim önlüklü vesikalığının altında;

"Kanınızda tatil oranı az çıktı"

FİFA kokartlı futbol hakemi görüntüsüyle;

"Kar mı o? 3 gün tatil"

Bilgisayarının başındaki görüntü altında;

"Cumayı tatil ederken suçüstü yakalandı"

Meteoroloji haritasının önündeki fotoğrafının altında;

"Sıcaklığın sıfırın altında 2 dereceye düştüğü Umuttepe’de, yetkililer finalleri olan öğrencileri BÜT’lere karşı uyarıyor" ve daha niceleri.

Anlayacağınız, Kocaeli Üniversitesi öğrencilerinin kar yağışları dolayısıyla keyfi yerinde. Yani şikayetçi değiller.

Umarım, eğitim ve öğretim sürecinde gündeme gelecek mücadele başlıklarında da bu derece soğukkanlı, üretken ve orantısız zekanın başarılarıyla dolu bir dönem yaratırlar.

Çünkü, özellikle üniversitelerde dayatılan dinci gericilikle mücadele için sadece orantısız zekanın yeterli olmayabilir…

*******

Sağlık için susmayacağız

Sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgasına hazırlıksız olunması nedeniyle yaşanan olumsuzluklarda, ‘yok artık’ dedirtecekler de oldu.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, bu tarzdaki bir olayın yaşandığı yer oldu. Hastanedeki kaloriferin içindeki su önce dondu. Ardından suyun donduğu borular patladı. Boruların patlaması doktorlar ve hastalar için zor şatların oluşmasına neden oldu.

Konuyu, yereldeki Manşet Kocaeli Gazetesi, Cuma günü birinci sayfa manşetine taşıdı ve kent halkı bu garip durumdan haberdar oldu.

Bu olayda, en büyük kriz, birinci katta bulunan ameliyathanelerde yaşandı. Patlayan borulardan akan sular, ameliyathanelere sızdı. Bunun sonucunda ameliyatlarda kullanılan çok değerli elektronik cihazlar da arızalandı. Bu arızalar nedeniyle de ameliyatlar durdu.

Cihazlardaki arızalar giderilmeye çalışılırken, asıl mağdur olan su sızmasının yaşandığı sırada operasyon yapılan hastalardı. Doktorlar, ameliyatı yarıda kesemedi ve sedyede yatan hastalar şemsiyelerle korundu. Bir taraftan şemsiyeli ameliyat gerçekleştirilirken diğer yandan hastane çalışanları suları tahliye etmeye çalıştı.

Operasyon sırası bekleyen hastalara ise ileriki tarihlerde gün verildi.

Bu durumda susacak mıyız ?

Elbette ki hayır, şikayetçiyiz…

*******

Mücadeleye devam

Ve bizlere ilişkin bir değerlendirme, yani gazetecilere…

Dün, Çalışan Gazeteciler Günü olarak bazı kutlamalar yapıldı. Aslında bir bayram olarak kutlanması gereken gün, ama 5953 sayılı yasa ile değişik 212 sayılı fikir işçisi yasasının kabul edildiği gün olan 10 Ocak’ı, artık bayram olarak kutlayamıyoruz.

Çünkü, gazetecilerin bu tarihte kazandığı hakların (başta sendika çatısı altında örgütlenmek olmak üzere) nerdeyse tamamı, süreç içinde ellerinden alındı.

Editöryel bağımsızlık tamamen ortadan kaldırıldı.

Cebinde sarı ve sürekli basın kartı taşıma hakkı kazanan binlerce gazeteci işsiz kaldı.

Yetmedi, gazeteciler yaptıkları haberler ve haber kaynaklarıyla yaşadığı ilişkiler fezleke edilerek yargılandı ve cezaevlerine tıkıldı.

O yüzden, 10 Ocak, artık Çalışan Gazeteciler Bayramı olmaktan çıkıp, Çalışan Gazetecilerin Mücadele Günü olmuştur.

Bu günün, tüm gazetecilerin örgütlü mücadeleye adım atacağı gün olması ve ondan sonra kutlanması gerekir.

Ve sonuç olarak,

Bu kez şikayetçi değil, bu alanda mücadelenin çağırıcısı olmak gerektiğine inanıyorum…

brbrstantan@gmail.com