Savaşa hayır!



03-07-2015 11:56


Kurtuluş Kılçer

Bugün savaş tamtamları çalıyor birileri. AKP yanlısı medya başı çekiyor. Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye sınırına araç ve asker sevkiyatı ile tahkimat yaptığı haberlerini okuyoruz.

Tampon bölge talebiyle yanı başındaki soruna sessiz kalmayacağını söylüyor AKP iktidarı. Suriye ve Irak’ta otaya çıkan tablonun içine girmek konusunda AKP iktidarı büyük bir kumar oynamak istiyor anlaşılan.

Önce bir kaç hatırlatma yapmak isterim. Komşumuzda yangın çıkmış, ilgilenmeyelim mi demişti Recep Tayyip Erdoğan bundan yıllar önce. Suriye’de yaşanan sorunun bizzat içine girmek gerektiğini söylüyordu. Şimdi Vikileaks belgelerinden okuyoruz; Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye arasında yapılan gizli anlaşmayı...

Türkiye’nin Suriye sınırında mayınlı arazilerinin temizlenmesi gündemini hatırlayalım. Bugünden okuduğunuzda geçmişte atılan adımların amacının ne olduğunu daha açık görmüş oluruz.

Demek ki birilerinin gizli ajandası varmış. AKP iktidarı halkımızdan kaçırdığı ve sakladığı dış politika ile ülkemizi bir savaşın eşiğine getirmiştir.

Türkiye’nin neye tam olarak karşı olduğu bilinmiyor. Resmi ağızlardan İŞİD karşıtı açıklamalar yapılsa da Suriye’de Kürt devletinin kurulmasına karşı bir refleks verdikleri açık.

Biraz durup başa dönelim. Irak’ın işgalinin gerekçelerini hatırlayalım ve gerçek nedenini. ABD emperyalizminin Saddam’ın elinde kimyasal silah var yalanına sarılıp Irak’ı işgal etmişti. Sonuç ortada.

Arap Baharı yaşandı bir dizi ülkede. Sonuncusunu Suriye’de denemek istediler olmadı. Libya’da iç savaş devam ediyor, ülke kan ağlıyor. Bugün Suriye’de yaşanan iç savaşın sonucu ve bilançosu belli bile değil.

Kim yapmıştı, kim istemişti, kim düğmeye basmıştı? Bu soruların yanıtlarını net olarak ortaya koymak gerek.

Guantanoma kampından İslamcı militanların Afganistan ve Irak’a salıverilmelerini kim sağlamış olabilir?

IŞİD’in arkasında ABD emperyalizmi vardır, bu terör örgütünün silahlanması ve para kaynaklarının arkasında ise Suudi Arabistan bulunuyor. Bugün Ortadoğu’da yaşananların arkasında ABD başta olmak üzere emperyalizmle bağlaşık halde bulunan Suudi Arabistan, Türkiye, İsrail, Kadar, Ürdün ittifakı bulunuyor. Bunun karşısında ise Rusya, İran, Suriye ve Irak’taki güçler ile Hizbullah ekseni. O yüzden bugün Ortadoğu’daki denklemi anlamının yolu bu güçleri belirlemek ve bu güçler arasındaki çatışma ve gündemleri iyi anlamak geçiyor.

Türkiye, ne yazık ki emperyalizmin boyunduruğu altında ve yolunda bir konum almış durumda.

Tam da bu yüzden, Türkiye’ye düşen İslamcı militanlarının desteklenmesi, silahlandırılması, eğitilmesi, dinci terör örgütlerine göz yumulması vardır. Bu politikanın bizzat sahibi ise Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’dur.

Ülkemizi AKP eliyle emperyalizmin maşası olarak savaşın içine sürüklemişlerdir. Şimdi fiili bir savaş tehdidi ile kendi iktidarlarını kurtarmanın yolunu yapmaktadırlar.

Elbette her bölgesel gücün varlığı ve yaptıkları bu süreci belirlemektedir. O yüzden en azından emperyalizm açısından evdeki hesap çarşıya tam uymuyor. Ancak bu durum, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin suçunu ve niyetini ortadan kaldırmıyor.

Bu tablonun bir dizi yanı bulunuyor. İran’ın güçsüzleştirilmesi, İsrail’in güvenliği, emperyalist ülkeler arasındaki bölgesel rekabet. Bunların doğrudan sonuçları olarak Irak ve Suriye’nin parçalanması karşımızda.

Türkiye’nin bütün bu süreçte aldığı pozisyon ile geldiği yer arasında ABD ve İsrail ile de tam örtüşmediğini de ayrıca bilelim. Özel olarak Esad meselesi ve Kürt sorunu başlığında bir açı olduğu bilinmelidir.

Öncelikle ülkemiz AKP iktidarından derhal kurtarılmalıdır.

Bölge barışı için bütün bölge ülkelerinin katıldığı bir Barış Konferansı düzenlenmelidir.

Suriye’deki İslamcı militanlara silah, para, lojistik vs. bütün destekler derhal kesilmeli, Suriye’nin meşru hükümeti kabul edilmelidir.

Eğit - Donat anlaşması derhal iptal edilmeli, bu kapsamda ülkemizde Kırıkkale ve Hatay'daki "eğit donat kampları derhal kapatılmalıdır. Türk askerinin Katar’a gönderilmesi kararı iptal edilmelidir.

Türkiye’nin yaptığı bütün gizli anlaşmalar açıklanmalıdır.

Bugün AKP’nin savaş tamtamlarına karşı halkımız savaşa ve AKP’ye hayır diyerek alanlara çıkmalıdır.