Savaş, kuşatma ve müzik: Schostakovich



27-09-2015 10:22


Can Aksel Akın

Sovyet yurttaşları için zor günlerdi. Büyük bir anavatan savunması başlıyacaktı... Adolf Hitler III. Reich’ın başındaydı ve Leningrad’ın haritadan silinmesi emrini vermişti. 22 Haziran 1941’de ilk Alman ordu birlikleri Sovyet toprağına giriyordu. 8 Ağustos’ta Leningrad üzerinde ilk Alman uçakları görülmüştü ve aynı zamanda topçu ateşi de başlamıştı. Şubat 1944’e kadar 900 gün sürecek kuşatma süresince Leningrad halkından 1.4 milyon kişi tahliye edilmiş, 1.5 milyon kişi bombardıman veya açlık sonucu ölmüş geriye yalnız 700.000 bin kişi kalmıştı. Şehir harabeye dönmüştü.

O günlerde Sovyetler’de yaşlı-genç herkes vatan savunmasına çağrılıyordu. Hatta görevlendirilenlerden biri de ünlü Sovyet besteci Schostakovich’in öğretmeni 70 yaşındaki Leonid Nikolajev idi. Schostakovich (Şostakoviç okunur) haberi konservatuvarda sınav başkanı olduğu sırada almıştı, hemen ileri derecedeki miyop gözleri ile orduya kaydolmak için başvurmuştu. Bir mektubunda durumu şöyle anlatıyor: “22 veya 23 Haziran günü Kızıl Ordu’ya gönüllü olarak başvurdum. Bana beklemem gerektiği söylendi. Stalin’in topyekün savaş hakkındaki konuşmasının ardından hemen ikinci kez başvurdum. Beni alacaklarını belirttiler ancak şimdi gidip iş yerimde işimi yapmaya devam etmemi söylediler. Konservatuvar’daki işime devam ettim. Akademik yılı yeni tamamlıyorduk. Diploma ödevlerini yönetiyor, öğrencilere ders veriyordum. 1 Temmuz’a kadar böyle devam etti. Tatil’e çıkmadım ve hergün ve gece konservatuvar’da kalmaya devam ettim. Tekrar askeri görevlendirme birimine gittim, unutulduğumu düşünüyordum. Birçok kişi dilekçe veriyordu. Bu kez beni Askeri Tiyatro’nun müzik dairesine atadılar...Bu güç bir durumdu çünkü sadece Baja çalanlar bulunmaktaydı. Tekrar orduya alınmayı talep ettim. Bir komiser, ricamı öğrendikten sonra benimle görüştü ve orduya alınmamın çok güç olacağını belirtti. Benim görevimin beste yapmakla sınırlı kalması gerektiğinden bahsetti. Bu konuşmanın üzerine Askeri Müzik Tiyatrosu yöneticiliği görevinden alındım. İsteğimin dışında Leningrad’dan uzaklaştırılmama karar verildi. Leningrad’da çok daha faydalı olacağımı düşünüyordum. Leningrad Yönetimi ile ciddi bir konuşma gerçekeştirdim. Bana gitmem gerektiği söylendi ancak savaş atmosferi süre geldiği için şehri terk etmek için acele etmedim.”

Schostakovich ısrarlı talepleri üzerine, Hava Savunması, Yangın Söndürme birimine alındı. Yanan evleri söndürmesi ve şehir savunmasına katkıda bulunması bekleniyordu. Bir dönem Leningrad Konservatuvar’ının çatısında da yangın gözetçiliği yapmış ve burada yaşamıştır. Schostakovich’de bu dönemde birçok önemli Sovyet sanatçısı gibi askere alınmamış ve korunmaya çalışılmıştır. Sovyetler’de yetenek çok önemli bir devlet meselesiydi. Barış dönemlerinde Sovyet sanatı’nın yayılması ve tanınması için özellikle gerekliydi.

Seferberlik kararı, bu sayede ünlü yönetmen Sergej Eisenstein, besteci Sergei Prokofiev, ve şair Nikolai Mjaskowski gibi, birçoklarını etkilememişti. Sanatçılar, Kafkaslara yönünde, Alma Ata ve Nowosibirsk’e nakledildiler. Bu dönemde Schostakovich karşı konulmaz inatçılığı ile Leningrad’dan gitmeyi şiddetle red ediyordu. 19 Temmuz günü yeni senfonisi üzerinde çalışmaya başladı. Bu bir “savaş” senfonisiydi ve kahramanlık direnişine ithaf edilmişti. Schostakovich eser hakkında: “7. Senfonimi, Faşizme karşı savaşımıza ve düşmanımız üzerindeki zaferimize ve doğduğum şehir Leningrad’a ithaf ediyorum.” diyecekti...

Eserin bestelenmesi zor bir süreçti. Şehirde sadece ekmek, kahve değil hiçbirşey bulunamıyordu. Özellikle de bestecinin ihtiyacı olan nota kağıdı tükenmişti. Sarah Quigley’in yazdığı, İlknur Özdemir’in çevirdiği Orkestra Şefi - Leningrad Senfonisi başlıklı romanından bir alıntı: “Schostakovich paketin kağıdını özenle açtı. Birkaç saniye oturduğu yerde gözlerini dikti ona, sonra iskemlesinden fırlayıp kalktı. “Nota Kağıdı!” diye bağırdı, kağıtları başının üzerinde sallayarak. “Hem de ne kadar çok!” Nereden buldunuz bunları Tanrı aşkına? Bunları bulmak gökkuşağının ucunu bulmaktan daha zor!”

Schostakovich barikat kazıyor, Geceleri bomba sonucu çıkan yangınları söndürmek için gözcülük yapıyor veya fiilen söndürmelere katılıyordu. Nöbet saatleri dışında ise ailesinin yanındaydı senfonisi üzerinde çalışıyordu. Çalışması büyük ölçüde bombardıman sirenleri ile kesiliyordu, bazen ise çalışmasını bozmamak için sığınağa inmiyordu. Neredeyse tüm meslektaşları Leningrad’dan ayrılmıştı. Filarmoni orkestrası ve şefi Mravinski tahliye edilmişti. Eseri hakkında konuşabileceği müzikçi dostları büyük ölçüde yoktu. Radyo Orkestası’nın “önemsiz” orkestra şefi Karl Eliasberg ve Filarmoni’den ailesi yüzünden Leningrad’ı terk edemeyen Nikolay dışında müzik hakkında konuşabileceği kimsesi yoktu. 1. Bölüm’deki sürekli tekrarlanan marşın arkasına ne ekleyebileceği hakkında uzun zaman düşünecekti. Açlık ve ölümlerle pençeleşirken kahramanca direnen Leningrad’lıları cesaretlendirecek bir müzik gerekiyordu...

Kuşatmanın büyük kısmında Leningrad’da kalan Schostakovich, sonunda bombardıman ve kıtlık iyice arttığı ve ailesinin iyice zorlandığı bir dönemde Parti’den bir telefon aldı. Eserinin ilk üç bölümü ve ailesi ile birlikte Leningrad’ı terk etmek zorundaydı. Son bölüm hakkında uzun uzun çalışması gerekecekti. Eseri tamamladıktan sonra ilk seslendirilişi Moskova’da yapıldı. Düşman hatları üzerinden uçakla Leningrad’a ulaştırılan partisyon, üyeleri büyük ölçüde askerde ölmüş veya erişilemeyen Radyo Orkestrası şefi Karl Eliasberg’e ulaştırıldı. Savaş ve açlığın etkisi ile yorgun düşmüş orkestra müzikçileri uzun bir çalışma döneminin sonucunda toparlandılar, destek için gelen ek müzikçilerle birlikte eseri üstün bir başarıyla seslendirebildiler.

Sarah Quigley’in romanından: orkestra şefi Eliasberg ile sahneyi hazırlayan askerlerin konuşması: “Fazladan birkaç iskemle koymanızı istiyorum.” “Efendim?” Askerlerden genç olanı başını kaldırdı. “Ama kaç tane gerektiği bize söylendi.” “Şurada fazladan bir iskemle istiyorum.” Elias sıraların arasında işaret ederek dolaştı. “Bir tane şuraya, şuraya da, şuraya da.” Bu, konserde çalamayanlara onun kişisel selamı olacaktı... “O iskemleler boş kalacak,” dedi askerlere. “Savaşta kaybettiğimiz askerlerin anısına.”

Leningrad Senfonisi, gerek Leningrad halkına gerekse Alman vahşetine direnen tüm halklara çarpıcı bir cesaret aşıladı. Onların onurlu direnişleri tüm dünyada yankılandı. Kimilerine göre Rus askerlerinin ve Leningrad halkının kahramanca zaferinin ve Hitler ordularının yenilmesinin sebebi Schostakovich’in 7. Senfonisiydi. 25 Eylül’de 109. Doğum gününü kutladığımız Schostakovich (1906-1975) böyle bir halk kahramanı ve besteciydi...

Sarah Quigley: Orkestra Şefi - Leningrad Senfonisi, Kırmızı Kedi Yayınevi 2012, ISBN 978-605-9908-45-0