Satırbaşları



20-10-2018 00:05


Metin Çulhaoğlu

Türkiye İşçi Partisi (TİP) 21 Ekim Pazar günü İstanbul’da bir buluşma gerçekleştirecek. Türkiye’de sol kamuoyu TİP’in kurulmasına ve şu an TBMM’de iki milletvekili ile temsil edilmesine ilişkin çeşitli yorumlarda bulundu.  

Partinin genel konumlanışı, Türkiye’ye nasıl baktığı ve sosyalizm adına neleri öngördüğü zamanla daha yaygın biçimde bilinecek ve tartışılacak. 

Bu konuda bizim de kimi düşüncelerimiz var. Kendi adımıza, bu düşünceleri aşağıda dört başlık altında satırbaşları olarak vermeye çalışacağız.      

Teorik yaklaşım

TİP Marksist bir partidir. 

Partinin Marksist kimliği, ifadesini, programında, temel belgelerinde ve kurucu-yönetici konumunda olanların formasyonunda bulur. Buna karşılık, TİP üyelerinin ve destekleyicilerinin, TİP’in eylemlerine katılanların Marksizm’e belirli bir düzeyde vakıf olmaları gibi bir önkoşul yoktur.  Tek önkoşul, Marksizm’in açıkça ve peşinen reddedilmemesidir. 

TİP aynı zamanda Leninist ilkeleri benimsemiş bir partidir. 

Ancak, bu ilkeleri sadece ve sadece belirli bir örgüt formuna indirgememekte, dahası indirgenmesine de karşı çıkmaktadır. TİP’te elbette “çekirdek” denebilecek kadrolar da olacaktır belirli bir disiplin de… Ancak TİP, üyelerinden ve yakın çevresinden, çelik çekirdeğin dediklerini demir disiplin içinde yerine getirmelerini ve profesyonel devrimciler olarak günün 24 saatini devrimci faaliyetlerle geçirmelerini beklememektedir. 

Tarihsel yaklaşım

TİP Türkiye sosyalist hareketinin bıraktığı tarihsel mirası sahiplenmektedir. 

Ancak TİP, adını taşıdığı birinci ve ikinci TİP dâhil olmak üzere, 1920’den 2018’e uzanan dönemde ortaya çıkan “münhasıran” herhangi bir örgütlenmenin, geleneğin ya da damarın doğrusal uzantısı, devamı, “daha gelişkin hali” vb. değildir. 

Bu söylenende, az önceki miras sahiplenilmesini çelen bir reddiye olduğunu düşünmüyoruz. Nesnel gelişme, Türkiye sosyalist hareketini, daha eski ya da yeni belirli damarın salt kendi öz birikimiyle aşamayacağı bir eşiğe getirmiştir. 

Bu eşiğin, hem yeni fikirler ve harmanlanmalar hem de yeni kadrolarla zorlanması ve aşılması gerekmektedir.     

Siyasal yaklaşım

TİP, insanların ne yaptıklarında ya da dediklerinde “Kürtçü” ya da “ulusalcı”, “liberal” ya da “Kemalist” olduklarını tespit işini uhdesine almış görünen çevrelere itibar etmeme kararlığındadır.  

Mesele bu çevrelerde yer alan insanların zaten kaymış gitmiş olmalarıyla, önem taşımamalarıyla ilgili değildir. Mesele, bu tür söylemlerin hepsine kulak verip ciddiye alındığında herhangi bir iş yapmanın fiilen mümkün olmamasıyla ilgilidir. 

Bu anlamda TİP “kendi türkülerini” söyleyecektir ve zamanla o çevrelerden de dinleyicisi çıkacaktır. 

Örgütsel yaklaşım

TİP’in örgütsel yaklaşımında iki kritik nokta olduğunu ya da olması gerektiğini düşünüyoruz.

Birincisi: TİP “demokratik merkeziyetçi” bir iç işleyişe sahiptir. Bu ilke atla deve değildir ve üzerinde “teorik düzlemde” neden bu kadar fırtına koparıldığını anlamak da mümkün değildir. Belki de Cryuff’un futbol için söylediğine benzer bir durum söz konusudur: Demokratik merkeziyetçilik basit bir ilkedir; zor olan onu yaşama geçirmektir… 

“Belki de” dedik, ama on yılların pratiği gerçekten öyle olduğunu gösteriyor. 

TİP’in önümüzdeki dönemde dikkat etmesi gereken noktalardan biridir. 

İkincisi: Türkiye’de özellikle genç kuşakların parti formunda örgütlenmeye uzak durduklarını daha önce de söylemiştik. Bizce bu durumun mevcut parti formundaki örgütlerin kendi eksikliklerinin ötesinde nesnel zeminleri vardır ve bir hamlede aşılması mümkün değildir.

Gene de, projektörlerin çevrilmesi gereken kritik yer bellidir: Dile getirilen en masum bir soruda ya da kuşkuda bile “Sen kaç gazete sattın önce ondan bahset” diyebilen bir tipolojiye TİP’te de başka örgütlenmelerde de artık yer olmamalıdır.   

Satırbaşları, ama gerçekten sadece satırbaşları şimdilik bu kadar…