Resimli kitaplar



26-09-2021 00:01


İzge Günal

Kitaplarda görsel kullanımı, üzerinde çok tartışılan bir başlık değil. Eğitimbilim literatüründe konuyla ilgili belirli bir birikim olsa da ilgi daha çok ders kitaplarıyla sınırlı kalmış. Popüler yazında görsel kullanımına ise nedense pek değinilmemiş.

Değinilmemiş ama aslına bakarsanız ders kitaplarıyla popüler yazın arasında bu açıdan çok bir fark yok ya da olmamalı. Her ikisinde de resmin esas işlevi, kitabın içeriğinin kavranması ve sonrasında anımsanabilmesidir. Bunun için de her kullanılan resmin ifade edilebilir, yani somut bir amacı olmalıdır; demek istediğim sadece resim koymuş olmak için, deyim yerindeyse sayfaya ‘renk katmak’ için, koyulmamalıdır. Kitabın anlamını tamamlayabilmelidir görseller. Elbette estetik açıdan belirli bir düzeyin üzerinde olmasının da okumaya ayrıca keyif katacağı çok açık.

Örnekse ‘Küçük Prens’; görselleri öyle tamamlayıcıdır ki, onlarsız metin düşünülemez bile. İsterseniz görselleri kapatıp okumayı deneyin bir; ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.  Veya yakınlarda okuduğum Niyazi Altunya’nın ‘Türkiye'de Beden Eğitiminin Öncü Kızları’. Şöyle demiştim: “Cumhuriyetin ilk yıllarındaki görünümle, ANAP’lı bakan Vehbi Dinçerler’in 1984 yılında 19 Mayıs gösterilerine ‘kızların ancak şalvar giyerek çıkabilecekleri’ şeklindeki genelgesinden sonraki görünümü karşılaştırmak, nereden nereye geldiğimiz konusunda çarpıcı olacaktır”(1). Bunlar iyi örnekler, kötü örnek olarak ise konuya fazla bir katkısı olmadan kitabın sonuna eklenen ‘aile albümleri’ benzeri resimleri gösterebilirim. Sanırım başınıza gelmiştir, bir gün bir yerde çok az ferdini tanıdığınız bir ailenin albümüne bakmak durumunda kalmışsınızdır: kişilerin çoğunu bilmezsiniz, varsa bir espri çözemezsiniz, size bir şey çağrıştırmaz; üstelik bir de birisi fotoğrafları açıklamaya kalkarsa…Yazarken bile bunalıyorum, çok sıkıcıdır bunlara bakmak. Birçok kitabın sonundaki görseller de böyledir işte. Kötü bir çeviriyi okuyup anlamaya çalışmak gibidir: çevirmen ne yazdığını bilir ama okur anlayamaz. Bu denli sıkıcıdır.

Görsel kullanımını örneklerle açıklamaya çalışayım: ODTÜ’de Hasan Tan Dönemi, 1976-1977 yıllarında Milliyetçi Cephe (MC) hükümetinin ODTÜ’ye Hasan Tan’ı rektör atamasıyla oluşan krizi anlatıyor. Kriz birçok açıdan Boğaziçi Üniversitesi’ni ve Melih Bulu’yu düşündürüyor.(2) Öğretim üyesi, öğrenci, emekçi, öğrenci aileleri gibi tüm ODTÜ’nün ortak mücadelesiyle çözülmüştü Hasan Tan sorunu. Benim için özel önemi ise lise öğrencisiyken katıldığım ilk miting olmasıydı Hasan Tan protestosunun.

Uğur Ersoy’un kitabında dikkatimi özellikle çeken üç yer oldu:

-Hasan Tan’ın kendisine karşı olan öğretim üyelerini dış odakların güdümünde olmak, diğer öğretim üyelerini tehdit etmek ve öğrencileri kışkırtmakla suçlaması. Bakıyorum, günümüzde halâ aynı şeyleri söylüyorlar. Demek ki bu sağcıların argümanları hiç değişmiyor, yaratıcılıkları sıfır.

-Oktay Sinanoğlu’nun hükümet için arabuluculuk, daha doğrusu pazarlık yapmaya çalışması. Sinanoğlu-MC bağlantısını bilmiyordum, ilginç geldi.

-ODTÜ öğretim üyeleri adına dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’la görüşen Cahit Arf, Sancar’ın “Neden sizde karışıklık oluyor da Harp Okulları sakin?” sorusuna başka bir soruyla karşılık verir: “Siz Harp Okullarında öğrenciye ne öğreteceğinizi biliyor musunuz?” Sancar, güvenle “Elbette” der. Bunun üzerine Arf, “İşte sorun burada, biz ne öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz, daha doğrusu emin değiliz. Üniversite tartışılarak gerçeklerin arandığı bir kurumdur. Tartışmanın olduğu yerde de arada bir sorunların olması olağandır” der. Çok bilinen bu anekdotu ilk tanıklıktan dinlemek önemliydi benim için.

ODTÜ’de Hasan Tan Dönemi’nin görsellerini gazete kupürleri oluşturuyor. Titizlikle seçilmiş kupürler ve gazete fotoğraflarından hem olaylar akıcı bir şekilde izlenebiliyor hem de toplumsal yansıması konusunda fikir edinilebiliyor. Kısacası görseller kitabın değerini artırmış bana kalırsa.

Kültür Bakanlığı’nın Türkçe ve İngilizce olarak hazırladığı ‘Dostlar Seni Unutmadı’ üst başlıklı Aşık Veysel isimli kitap, esas olarak bir fotoğraf albümü; burada, yazıların fotoğrafları desteklediği söylenebilir. Ancak fotoğrafların boyutları çok büyük ve özellikle 1930’lu yılların fotoğraflarının çözünürlükleri düşük olduğundan büyüdükçe netlikleri azalıyor. Keşke, bu noktayı düşünerek daha küçük, daha uygun boyutta basılsaymış demekten kendini alamıyor insan. Diğer yandan fotoğrafların çoğu da yurt gezilerinde, yörenin genellikle öğretmenleriyle çektirdiği fotoğraflar. Görüntüler fotoğrafta yer alanlar dışındakilere bir şey anlatacak gibi durmuyorlar.

Hazır yeri gelmişken Aşık Veysel için de bir şeyler söyleyeyim: Veysel, sanıldığı gibi Anadolu aşıklık geleneğinin bir sürdürücüsü değildir aslında. Bu geleneğin özünde olan, bir ustanın yanında yetişme, onunla dolaşma, bade içme gibi süreçlerden geçmediği gibi, belki de bu nedenlerle, yine geleneğin ayırt edici özelliklerinden olan hikâye anlatma, atışma, muamma asma/çözme de yine Veysel’de yoktur. Müzikolog bir arkadaşımdan dinlediğim kadarıyla, sazının perdeleri de farklıymış. Böyle olunca akordu ve sesleri de farklı oluyormuş. ‘Muş’ diyorum çünkü bunları benim kulağımın ayırt etmesi olanaksız. Sanırım cumhuriyetle tanışması onu köyden çıkartıp kasabaya yöneltmiş denilebilir; Aşık Veysel’den Veysel Şatıroğlu’na geçiş bu olsa gerek.

Elbette bu tam bir kopuş değil, Bektaşi geleneğinden gelen Allah’la senli benli konuşma Veysel’de de var:

Kâinatı sen yarattın

Her şeyi yoktan var ettin

Beni çıplak dışarı attın

Cömertliğin nerde senin?

Konumuza dönersek, evet resimlerin boyutları daha küçük olsaydı kitap daha güzel olurdu diyorum ama bir de bunun tersi var: Pervin Bezirci İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi kitabında 2012-2020 yılları arasında kütüphanenin gelişimini anlatıyor çok sayıda fotoğraf kullanarak. Ancak fotoğraflar çok küçük, posta pulu boyutlarında (25X40 mm). Böyle olunca da resimlerdeki ayrıntılar anlaşılmıyor ve sonuçta görseller bir işe yaramamış oluyor. Salt ekonomik kaygılarla böyle yapılmış olabilir ama resim sayısı azaltılarak sayfa sayısını artırmadan boyutlar büyütülebilirdi diye düşünüyorum.

Belki başka bir kitapta buna aldırmayabilirdim ama konu hem üniversite hem de kütüphane olunca biraz daha duyarlı oluyorum; ikisi de özel ilgi alanım çünkü. Anımsatayım, kütüphaneleri kullanıma açan üniversitelerdir. Belki bilmiyorsunuzdur, eskiden kütüphaneler müze gibi çalışırlardı; değil ödünç almak, bir kitabın içine bakabilmek bile kolay bir iş değildi. Üniversitelerle birlikte öğrencilerin çalışabilmesi için kitaplar çoğaltılıp (elbette elle), akademisyenlerce düzeltilip, üstlerine ‘cor.’ (corrigiert/düzeltilmiş) damgası vurulup ödünç verilmeye başlandı. Sonradan bu iş yaygınlaştı. Diğer yandan kütüphaneler de üniversiteler için vazgeçilmezdir. 1933’te Türkiye’ye gelen Alman profesörlerden Ernst Hirsch’in dediği gibi, “Bir kışla için cephane neyse, üniversiteler için de kütüphane odur.(3)  Yani kütüphaneleri düşünmeden, sorumsuzca üniversite açmak veya bir üniversiteyi ikiye bölmek olacak iş değildir.

Atlamayayım, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’ne bağlı Nadide Eserler Kütüphanesi eşsizdir. Sadece bu kütüphaneyi tanımak için bile bu kitap okunmalıdır bence.

1970-2020 arası Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği’ni anlatan TOTBİD Tarihi de yine bol görsel kullanan kitaplardan. Fotoğraflar genelde kaliteli, boyut ve/veya çözünürlük sorunu yok. Ancak yine birçok kitapta olduğu gibi fotoğraflar kitabın akışına yardımcı olmuyor, eklektik bir albüm gibi duruyor. 

Ancak bu eklektizmin ana nedeni görsellerin yanlış seçimi ve yerleştirilmesi değil; elbette bunun da payı var ama asıl neden kitapta tarih anlatılmamasından kaynaklanıyor. Kitap, dernekte başkanlık yapanların kendi dönemlerindeki etkinliklerini anlatmasından oluşuyor, sanki genel kurula sunulan ‘yönetim kurulu faaliyet raporları’ gibi. Böyle olunca da tarih olmuyor. Bir kurucu üyenin bahsettiği, “TOTBİD öncesi birliği zorlaştıran ayrımcılıklar” nelerdi? Hangi tarihten sonra ve neden seçimlerde ikinci bir liste çıkmış ve yine hangi tarihten sonra ve neden başkanlar oy birliği ile seçilememiştir? Değişik bölgelerden sırayla başkan olması düşüncesi neden sıkça kesintiye uğramıştır? Yönetim Kurulundan, hatta başkanlıktan istifaların nedenleri nelerdir? vs. vs. Ben de üç dönem bu dernekte yöneticilik yaptığım için bu soruların yanıtını elbette biliyorum ama bu ve benzeri konulara değinmeden TOTBİD Tarihi yazılamaz. Bir editörün yanı sıra dokuz yardımcı editörün çalıştığı bir kitaptan daha çok şey bekliyor insan; en azından maddi hatalar olmamalıydı. Acaba diyorum, akademik yazım suçlarından biri olan “kıyak yazarlık” (complimentary authorship) gibi, “kıyak editör yardımcılığı” gibi bir durumla mı karşı karşıyayız? Neyse, yine de ileride tarih yazacak olanların yararlanacakları bir kaynak olduğunu düşünüyorum.

Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama görsel kullanımında son zamanlarda gördüğüm en güzel örnek Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı Fotoğraflarla Kutsal Topraklar isimli rehber. Fotoğrafların kalitesi ve boyutu, metinlerin anlaşılırlığı ve tarihsel bağı, sayfa düzeni (ilgili resim ve metnin aynı sayfada yer alması önemli bir faktör) açısından çok başarılı. Resmen oraları görme isteği uyandı içimde ama sanırım sadece Müslüman olarak gidilebiliyor oralara, turist olarak değil; hiç fotoğraf çeken uzak doğulu görüntüsü anımsamıyorum.

Sonuçta kitapta görsel kullanımı rastgele yapılacak bir iş değil, emek verilmesi gerekiyor yoksa evdeki albüme fotoğraf koymaktan öteye geçmez. Okura eziyet edilmemeli.

(1)https://ilerihaber.org/yazar/gercek-bir-egitim-emekcisi-niyazi-altunya-128665.html

(2)Benzerlikler için Göze Orhon’un “Hasan Tan ODTÜ’ye Rektör Olamaz! Peki ya Melih Bulu Boğaziçi’ne? Toplum ve Bilim 156:68-76, 2021.” yazısını öneririm.

(3)Hirsch E. Dünya Üniversiteleri ve Türkiye’de Üniversitelerin Gelişimi. Ankara Üni. Yay., 1950.

 

KÜNYELER:

-ODTÜ'de Hasan Tan Dönemi. Uğur Ersoy. İnşaat Mühendisleri Odası Yay. Oda’dan veya gelirinin bağışlandığı ODTÜ Mezunları Derneğinden istenebilir. 20 TL.

-Aşık Veysel. Metin Turan, Gülağ Öz, Osman Yılmaz (Haz.). Kültür Bakanlığı Yay., 1999. Sahaflarda 12.5-220 TL arası.

-İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi. Pervin Bezirci. Hiperyayın, 2020. Etiket fiyatı 95 TL.

-TOTBİD Tarihi. İrfan Esenkaya (ed.), Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği Yay., 2021. Satılmıyor, dernekten bulunabilir.

-Fotoğraflarla Kutsal Topraklar. Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. 2016 baskısı başkanlıkta 10 TL.