Rakka’dan bir kadının, bir hekimin sesi...



03-12-2015 07:15


Malum, IŞİD ile ilişkimiz sıcak;

Onlar bizi evimizin orta yerinde havaya uçuruyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti onlara silah gönderiyor.

Onlar bizi tehdit ediyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti onların petrolünü satın alıyor.

Gibi gibi...

Gündem IŞİD ile doluyken ve bugün de Özgecan’ın karar çıkması beklenen davası varken, IŞİD’in merkezi Rakka’dan Türkiye’ye kaçan bir kadın meslektaşımın, bir kadın hekimin yaşadıklarını aktarmak istiyorum.

Dr. Raheb, tıp okumak için gittiği Şam’dan IŞİD kuşatmasının başladığı günlerde Rakka’ya dönmüştü. Ait olduğu kente geri döndüğünde evini tanınamaz halde buldu; Rakka artık IŞİD’in başkenti idi.

“Kentte büyük bir değişim olmuştu; Rakka, basit bir kentten İslam Devleti’nin başkentine dönüşmüştü. Kuşatmanın ilk haftasından itibaren her şey değişti, ayakkabılar bile... Sokaklarda yüzleri peçe ile örtülü kara çarşaflı kadınlar görür olduk; ibadet saatlerinde dükkanını kapatmadığı için sokak ortasında kamçılanan erkekler, kıyafetleri ‘uygun’ olmadığı için ulu orta kamçılanan kadınlar... Kahverengi botlarımı artık giyemiyordum, çünkü onlar kahverengiydiler. Yalnızca siyah giymenize izin vardı, diğer tüm renkler yasaklanmıştı. Hayatlarımız kapkara olmuştu...” 

Dr. Raheb savaşın yerle bir ettiği Rakka’da mesleğini icra etmek istedi. Tam dört ay boyunca Rakka’daki hastanede tam zamanlı çalışan tek hekim ve ayrıca IŞİD terörünün en canlı tanığı oldu.

“Kadınlar sokakta taşlanıyordu. Kafası uçurulan cesetler, insanlar arasında korku yaymak amacıyla günlerce sergileniyordu. IŞİD’in politikası herkesi susturmaktı. Kuşatmanın ilk başlarında insanlar IŞİD’in yaptıklarına direnç gösteriyor hatta yapılanları protesto ediyorlardı. Ancak kısa zaman içinde meselenin ölüm-kalım meselesi olduğu anlaşıldı ve artık direnmek mümkün değildi.”

Dr. Raheb hastanede çalışmaya başladığında IŞİD okullara el atmış, felsefe ve kimya gibi dersleri islam hukukuna aykırı oldukları gerekçesiyle yasaklamıştı. İnfazlar, daha önce çocuklar için bir oyun parkı olan Cennet Meydanı’nda yapılıyordu; burada insanlar sigara içmek gibi basit nedenlerle bile kırbaçlanıyor, taşlanıyor, öldürülüyordu.

Rakka’daki hastanede kısa süre içinde personel sıkıntısı baş gösterdi; pek çok hekim işe gelmez oldu. Dr. Raheb, hastanede görev esnasında giydiği cerrahi üniformalarını yüzü dahi kapalı olacak şekilde kara çarşafla değiştirmeye zorlanıyordu. IŞİD’in kurallarına uymayanların başlarına neler geldiğine yakından tanıklık eden bir insan için bu dayatmayı reddetmek çok kolay değildi.

“Onların kurallarına göre, kadınların gözlerini ve ellerini açıkta bırakma izinleri vardı ancak onlar benim yani bir kadının gözlerini hastanede dahi görmek istemiyorlardı. Sebebini bilmiyorum. Her gün taciz edilmektense, yüzümü kapatmayı kabul ettim. Her gün defalarca hakarete, tehdide, tacize maruz kalıyordum. Düşünmesi bile o kadar korkunç ki...”

Bir gün Dr. Raheb acil serviste bir hastanın dosyasını doldururken bir IŞİD militanı içeriye ‘dalıp’ kötü bir Arapça ile bağırmaya başladı: “Eldiven! Eldiven!” Dr. Raheb adamın eldiven istediğini sanıp ona eldiven vermeye yeltenince olay anlaşıldı; IŞİD militanı Dr. Raheb’in eldiven giymemesine bağırıp çağırıyordu. Dr. Raheb çarşafını düzeltti ve siyah eldivenlerini giymek zorunda kaldı; parmaklarına dahi bakamıyorlardı...

Cihatçıların iktidarında bir kadının, oğlan çocukları da dahil olmak üzere, erkekleri tedavi etmesi olasılık dahilinde bile değildi. “Erkek bir hasta başvurduğunda, oğlan çocuğu dahi olsa, onu tedavi etme iznim yoktu. Bir erkeği tedavi ederken yakalanacak olsanız infaz edilirsiniz.”

Geçtiğimiz Ağustos ayında Suriye-Irak sınırındaki bir kasabada bir kadın diş hekimi erkek hastaları tedavi ettiği gerekçesiyle idam edilmişti. Dr. Raheb bu cinayet için şunları söylüyor; “Onu, kliniğinde bir erkek hastayı tedavi ettiği için öldürdüler. Onu öldürdüler ve ailesine kızlarını bu yüzden öldürdüklerine dair bir mesaj gönderdiler.” Konuyla ilgili Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu da bir açıklama yapmış ve dünya sağlık kamuoyunu harekete geçmeye davet etmişti.

Dr. Raheb, nedenini tam olarak bilemese de, tahminen sivillere ilaç verdiği için IŞİD militanlarına şikayet edildi. Hayatta kalabilmek için kaçmak zorundaydı. Gizlice Rakka’dan kaçıp, bir süre kız kardeşinin evinde saklandıktan sonra Türkiye’ye, Gaziantep’e yerleşti.

Dr. Raheb’in hikayesinde terör, şiddet, katliamlar, taciz, ayrımcılık, gericilik, bilim düşmanlığı, ... ne ararsanız var. Dr. Raheb, dinci gericiliğin iktidarında şekillenen toplumsal yaşamın ve sağlık sisteminin içinden geldi Türkiye’ye. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de şekillendirilen/inşa edilen dinci gerici toplumsal yaşam ve sağlık sisteminin çok uzak olmayan bir gelecekteki hali de Dr. Raheb’in anlattıklarından farklı olmayacak; tabi ki biz bu karanlığı def etmezsek!

Kaynaklar

1.     Syrian female doctor who escaped Isis: 'Our lives in Raqqa turned to black'

2.     Kadınsız ve 'sağlık'sız barış olmaz!