Pervasızlık rejiminin gülü ve bir fotoğraf…



04-01-2021 08:15


Emre Gürcanlı

Tarihin bazı dönemlerinde, o dönemi sembolize eden bazı isimler, figürler olur.

Yaşadığımız dönemde emekçilere dönük tüm saldırıları sembolize eden ismin Amazon şirketi ve patronu Jeff Bezos olduğunu düşünüyorum. Bunu pek çok yazımda paylaşmıştım.

Türkiye’de yaşadığımız emek ve doğa karşıtı politikaları düşününce ise, emek ve doğa karşıtlığının, iş cinayetleri rejiminin, rantın, nemalanmanın billurlaştığı ismin ise Cengiz Holding veya Cengiz İnşaat olduğunu pek çok milletvekili, politikacı, aydın, gazeteci belirtiyor.

Gerçekten de böyle mi?

Tüm radyolarda, YouTube’da reklamlarına rastladığımız ve Türkiye tarihinde en fazla “dislike” rekoru kıran, YouTube reklamlarında yorumları kapatmak zorunda kalan bir şirket. “Kurulduğumuz ilk günden itibaren bir ağacı şirket felsefemiz yaptık” diyen, milyonlarca ağacı yok eden, mikrofonlara yansıyan “milletin …na koyacağız” ifadeleriyle her yurttaş tarafından tanınan bir şirket ve patronu.

cengiz holding (büyük harfle yazmayalım, cengiz holding, zira sanki önem atfediyormuşuz anlamı çıkacak, bundan sonra ''cengiz holding'' diye yazılacaktır) aslında bize güzel bir örnek sunuyor.

Günümüzde bu kadar büyümek için yapmanız gerekenler belli. Bu kadar büyüyüveren şirketlerin ortak özellikleri şunlar:

- Doğa düşmanı projeler,

- Mega projeler ile iktidarın göz bebeği olma,

- İşçi haklarına düşmanlık,

- İş cinayetlerinde önde gitme,

Ve en önemlisi pervasızlık! Bu devran dönmeyecek gibi rahat, pervasız davranma ve bunun bir kısır döngüye dönüşmesi, korktukça daha fazla işçi düşmanlığı, doğa düşmanlığı, iktidar payandalığı…

En fazla devlet ihalesi alma konusunda dünya rekoruna koşan bir şirketten söz ediyoruz. Dünyanın en zengin 500 insanı, milyonlarca kişinin yaşamını yitirmesine neden olan koronavirüs salgınına rağmen servetini yüzde 31 arttırır ve bu artış, 8 yıldır yayınlanan Bloomberg Milyarderler Endeksi'nin tarihindeki en yüksek artış olurken, Türkiye’den isimlerin de belli sıralamalara girmesi kuşkusuz kaçınılmaz.

Bir bakıyoruz bir inşaat şantiyesinde, Eti Bakır Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Fabrikası’nın Diyarbakır-Mazıdağı demiryolu inşaatında çalışan işçilerden 80’inden fazlasının Covid-19’a yakalandığı haberini alıyoruz. Koronavirüs salgını süreci ve sokağa çıkma yasağı döneminde fabrikada tutularak dışarıya bırakılmadan çalıştırılan işçiler, 14 saate çıkarılan çalışma saatlerinde ve aldıkları ücretlerin miktarında da düzenleme talep ediyor ve iş bırakma eylemini gerekçe yapan fabrika yönetimi 118 işçiyi işten çıkarıyor.

4 yıl öncesine gidiyoruz. Bingöl’ün Solhan ilçesinde yapımı devam eden baraj inşaatında çalışan bir işçi, 30 metreden düşerek can veriyor. Kalehan Barajı ve Hidro Elektrik Santrali'nde yaşanan olayın ardından tüm çalışanlara iki gün işe gelmeme talimatı veriliyor, işçilerin 12 saat çalıştırıldığı Kalehan Barajı ve HES inşaatında daha önce de iş kazaları yaşandığı söyleniyor.

Samsun’a gidiyoruz, özelleştirilip cengiz holding’e devredilen Eti Bakır işletmesinde amonyak tankının çökmesi sonucu 6 işçinin yaşamını yitirdiğini, 10 işçinin de yaralandığını not ediyoruz.

Bu kez durağımız Adana. ''cengiz holding, Adana Kozan’da yapılan barajda da baraj kapağının patlaması sonucu yaşamını yitiren 10 işçinin patronlarından birisiydi'' haberi ajanslara düşüyor.

Kuzey Marmara otoyolu inşaatında meydana gelen iş cinayetinde 22 yaşındaki işçinin eli, tünel açmakta kullanılan iş makinesine kapılırken, yüklenici firmaları arasında yine cengiz.

Yine ayrı projede, Kuzey Marmara Otoyolu inşaatında çalışan 3 işçinin beton blok altında kalarak hayatını kaybetmesinde yine aynı şirket, cengiz.

Bu iş cinayeti sonrasında yapılan basın açıklamasında en sağda yer alan Prof. Dr. Beyza Üstün ve fotoğrafta sağdan 5. sırada yer alan Dev Yapı-İş Genel Sekreteri şu an cezaevindeyken, iş cinayetlerinden dolayı kimse cezaevinde bulunmuyor…

Karadeniz sahilyolunda, Cerattepe’de yine aynı şirketi görüyoruz.

3. Havalimanı’nda (zira orası İstanbulluların gözünde hiçbir zaman İstanbul Havalimanı olamayacak) yine cengiz,

Kazdağları’nda yine cengiz,

Hasankeyfi sular altında bırakan inşaatta yine cengiz,

Yusufeli Barajı'nda yine cengiz,

Şunlarda da yine cengiz:

- Akkuyu Nükleer Santral Limanı

- Ordu-Giresun Havalimanı Rize-Artvin Havalimanı

- Hüseyin Avni Paşa Korusu

- Ankara Hızlı Tren Garı

- Gümüşhane Çevre Yolu

- Yakakent-Gerze Yolu

- Kastamonu-Çankırı (Ilgaz Tüneli Dahil) Yolu

- Kiğı-Yedisu Yolu

- Yukarı Kaleköy Barajı ve HES 

- Köseköy-Vezirhan (Kesim 1) Hızlı Tren

- Vezirhan-İnönü (Kesim 2) Hızlı Tren

- Yerköy-Yozgat-Sivas Demiryolu

- Kırıkkale-Yerköy (Kesim II) Demiryolu

- Palu-Genç-Muş Demiryolu

- Ovit Tüneli

- İstanbul-Şile-Ağva Yolu

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’nin ''kamulaştıracağız'' ifadeleri cengiz söz konusu olunca ilk akla gelen ve “heyecanlandıran” ifadelerden birisi. Ancak maalesef kötü bir haberim var, aslında ortada pek de kamulaştırılacak bir şey yok, zaten kamunun olan inşaat projelerinden, eser sözleşmelerinden söz ediyoruz. Bir kısmı tamam, cengiz tarafından işletiliyor olabilir ama ortada bir mülk yok, geleceğimizin ipoteği var. Sözleşmeleri iptal edeceğiz derseniz tamam, zira kimi zaman araç geçişi, kimi zaman yolcu sayısı, kimi zaman hasta sayısı garantisi veriliyor ve vergilerimizden toplanan paraların transferi sağlanıyor. Geçmişte cuma namazı sonrası siyah naylon poşetle para taşıyıp toplantı yapan, para aktaran zihniyet, şu anda bunu devasa projelerle kamusal kaynakları aktarma şekline büründürmüş durumda, ciddi anlamda bir evrim geçirme söz konusu!

Bir genelleştirme yaparsak, bu ve benzeri firmalar, mega projelerle büyüyor, coşuyor. Bu projelerin de, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada ortak özellikleri bulunuyor:

1- Denetim dışılık

2- Makro politikalardan kopukluk

3- Kamu maliyesine yükler

4- Kayırmacı ortak seçimleri

5- Finansmanda sorunlar

6- Çevre tahripkârlığı, arsa spekülasyonu

7- Çok sayıda iş cinayeti ve bunun kanıksanması

(Mustafa Sönmez’in Mimarist, 58. sayısındaki yazısında belirtiği hususlar, sadece sonuncu başlık benim tarafımdan eklenmiştir.)

Soru şu: Bu böyle ne kadar devam eder? 2021’in bu köşede sorulan ilk sorusu bu olsun.

Yanıtını bir sonraki yılbaşında vermek dileğiyle, mutlu bir 2021 dilerim…