Orijinal Teksas Katliamı, on yıllar sonra vizyonda



04-04-2015 09:36


Kaya Özkaracalar

Döneminde Türkiye’de gösterime girmemiş korku sineması kilometre taşlarından Teksas Katliamı (The Texas Chain Saw Massacre, 1974), 40’ıncı yıldönümü vesilesiyle restore edilen kopyaları üzerinden dün (Cuma) onyıllar sonra ülkemizde beyaz perdelere ulaştı. Alfred Hitchcock klasiği Sapık’tan (Psycho, 1960) sonra tüm zamanların en etkileyici Amerikan korku filmi sayılabilecek olan Teksas Katliamı, Amerikan korku sinemasında pek çok açıdan bir dönüm noktası teşkil ediyor. Amerikan korku sinemasının “altın çağı” kabul edilen siyah-beyaz dönemdeki korku filmlerinin çoğunda canavarlar, Amerika’ya yabancı kültürlerle ilişkilendirilen temsiller içinde sunularak Amerikan toplumuna dışsallaştırılırken, Teksas Katliamı’ndaki canavarlar doğrudan Amerika’ya içsel dinamiklerin ürünü olarak sunuluyorlar; kuşkusuz Sapık da bu açıdan sıradışı bir üründü ama o kendi döneminde tekil ve istisnai bir örnek olarak kalırken Teksas Katliamı kendini takip edecek filmlere rol modeli olmuştu. Ayrıca Sapık’tan da farklı olarak Teksas Katliamı, bastırılmış cinsellikle ilgili değil, sosyo-ekonomik çelişki ve dönüşümlerle bağlantılı anlatısıyla da dikkat çekici bir filmdir.

1970’lerin ilk yarısında çekilmiş bir film olarak Teksas Katliamı, herşeyden önce Amerikan kollektif bilincine o yıllarda nüfuz etmiş olan endişeli ve hatta karamsar ruhu yansıtır. 1960’ların özgürlükçü hareketlerinin umdukları ölçüde başarılı olamadığı ve beklemedikleri ölçüde karşı şiddetle karşılaştıkları, örneğin çeşitli muhalif liderlerin ardı ardına suikastler sonucu ortadan kaldırıldığı, bu arada Watergate skandalıyla siyasi sistemin yozluğunun iyice açığa çıktığı ama Başkan Nixon’ın hiçbir şey olmamış gibi koltuğunda oturmaya (henüz) devam ettiği, Vietnam savaşının tüm protestolara karşın sonsuza dek sürecekmiş gibi göründüğü, bu arada uluslararası petrol krizinin mali faturasının toplumun geniş kesimlerine yansımasının başladığı bir dönemin ‘herşeyin çivisi çıktı ve elimizden hiçbir şey gelmiyor’ hissiyatı sözkonusudur.

Teksas Katliamı biri bedensel engelli iki kardeş ve onların arkadaşlarının, Texas’ta aile yadigarı köhne bir eve eğlenmek için gelmeleriyle başlar ve gençler bu yöredeki yamyam bir ailenin avı olurlar. Bugünün izleyicilerine “klişe” olarak gelebilecek pek çok motifi barındıran Teksas Katliamı, aslında bu “klişelerin” Amerikan korku sinemasındaki ilk tezahürleridir, yani her biri kendi döneminde birer yenilik özelliği taşır, en başta kentli özgür gençlerin tatil için muhafazakar Amerikan taşrasına gelip orada hasmane yerel halk içindeki canavar/sapıkların kurbanı olmaları gibi. ‘Altın çağ’ Amerikan korku filmlerinde Amerika/Batı-kökenli olmayan yabancı kültürle bağlantılı canavarlar, Teksas Katliamı ve ardılı filmlerde yerlerini kentli yeni kuşaklara yabancı Amerikan taşrasına bırakmışlardır, yani Amerikan/Batılı olan ve olmayan arasındaki kutuplaştırma yerine Amerikan toplumu içindeki kutuplaşmalar gündeme gelmiştir. Üstelik artık ‘altın çağ’ korkularından farklı olarak tehdit altındakiler aile, evlilik, vb gibi geleneksel hegemonik değerlerin taşıyıcıları değildir, tam tersine tehditin kaynağı grotesk bir ailedir. Geçmişe ait olması gerekenler, geleceğe ait olması gerekenleri yok etmeye girişmekte, sahneden çekilmeyi reddederek yeniye yaşam hakkı tanımamaktadır.

Teksas Katliamı’ndaki grotesk, yamyam aileye daha yakından baktığımızda ise filmin anlatısı hem daha da ilginçleşir, hem de bir ölçüde sorunlu hale gelir. Bu aile fertleri, yöredeki bir mezbahada çalışırlarken mezbahanın otomasyona geçmesi sonucu işsiz kalmaları üzerine yamyamlaşmışlardır. Yani bir açıdan baktığımızda bu aile de, makro süreçlerin kurbanıdır ve canavarların kendinden menkul bir canavarlık ‘özü’ dolayısıyla canavarlaşmamış olmayıp kendilerinin de mağduriyet özelliği taşıması sözkonusudur. Ancak film bu mağduriyet durumunu kuşku götürmez ve net biçimde yansıtmakla birlikte, gençlerin bu aile elinde maruz kaldığı şiddet fırtınası içinde aileyle empati olanağını da sıfırlamakta ve ister istemez kol emekçilerinin canavarca temsiline saplanmaktadır.