Öncü Göstergeler-II: Sanayi Üretimi Endeksi

Geçen haftaki yazımızda sanayi üretiminin öncü göstergesi olarak kabul edilen Satın Alma Yöneticileri Endeksleri (Purchasing Managers’ Indices - PMI) ile ilgili bilgiler vermiştik. Bu haftaki yazımızda, büyümenin temel belirleyicisi, öncü göstergesi olan sanayi üretimi üzerinde duracağız. Sanayi üretimindeki gelişmeleri, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) aylık sanayi üretim endeksleri yardımıyla izliyoruz.

TÜİK tarafından hesaplanan “Sanayi Üretim Endeksi” (SÜE); ekonominin sanayi kesimindeki gelişmeleri ve uygulanan iktisat politikalarının sanayi sektörü üzerinde kısa vadeli etkilerini ortaya oymaktadır. SÜE hesabında Madencilik ve Taşocakçılığı (B); İmalat (C) ile Elektrik, Gaz, Buhar ve İklimlendirme Üretimi ve Dağıtımı (D) sektörleri göz önüne alınmaktadır. Endeks hesaplanırken, üretim değeri, üretim miktarı ve çalışılan gün sayısı kullanılmaktadır. 2015 yılının baz (referans) yılıi olarak alındığı endeksin hesaplanmasında yurt içi ve yurt dışı üretici fiyatları esas alınmakta ve ‘zincirleme Laspeyres endeks’ yöntemi kullanılmaktadır. SÜE hesabında kullanılan veriler iki kaynaktan elde edilmektedir: Aylık Sanayi Üretim Soru Kağıdı’ndan elde edilen veriler ve Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine dayalı olarak hesaplanan ciro bilgileri. SÜE’yi geçici olarak etkileyen ve verinin genel eğiliminde sapmaya neden olabilecek mevsim ve takvim etkileri “TRAMO-SEATS” adı verilen bir yöntemle giderilir. Bu sayede birbirini izleyen dönemler arasında sağlıklı karşılaştırmalar yapmak olanaklı hale gelir. Zaten TÜİK de, bu şekilde arındırdığı veriyi üç farklı biçimde kamuoyu ile paylaşır.ii Bunlar, “takvim etkisinden arındırılmış”, “mevsim etkilerinden arındırılmış” ve “mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış” verilerdir. Bu verilerden ilkini, bir önceki yılın aynı ayına/dönemine; ikincisi ve sonuncusunu da bir önceki aya/döneme göre karşılaştırarak kullanmak hayli yararlıdır.

SÜE’lerle ilgili bir diğer önemli konu ise arındırılmış ve arındırılmamış verilerle ilgili farklardır. Her şeyden önce, takvim etkisinden arındırılmış endeks, işgünü sayısını eşitleme mantığına dayanır ve işgünü sayısı eşitlendiğinde sanayi üretimi ne kadar değişirdi sorusunun yanıtını vermeye yardımcı olur. Bir anlamda sanayide performansı ölçer. İşgünü sayısı aynı olsaydı, ne kadar daha fazla üretebilirdim sorusunun yanıtını verir. Bu nedenle sanayideki performansı ölçmek isteyenlerin bu veriyi kullanmaları daha doğru olur. Buna karşılık, arındırılmamış veri (ham veri) gerçek üretim düzeyini gösterir. Yani ilgili ayda ne kadar çamaşır makinası, televizyon, otomobil vb. üretildiğini gösterir. Dünya Gazetesi yazarı Sayın Alaattin AKTAŞ’ın vurguladığı gibi “elle tutulur, gözle görülür” üretim düzeyini gösterir. Bu ham veri aynı zamanda Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) hesaplanırken sanayinin üretim payını da gösterir. Bu özelliği nedeniyle milli gelir ile ilgili yapılacak tahminlerin bu arındırılmamış (ham) verilere dayanması daha akılcı görünmektedir. SÜE, GSYİH’nin aksine aylık olarak yayımlandığı için ekonomide olan biteni göstermesi anlamında çok kullanışlı bir göstergedir. Endeksteki kayda değer artışlar ulusal paranın değeri üzerinde olumlu etkiler yaratma kapasitesine sahiptir.

SÜE’deki bir önceki aylık değişime (SÜE_Takvim ve Mevsim Etkisinden Arındırılmış -% Sağ Eksen) bakarak, sanayi üretiminin yıl içindeki gidişi hakkında bilgiler elde ediyoruz. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırılarak (SÜE_Takvim Etkisinden Arındırılmış -% Sağ Eksen) bir yıl öncesine göre üretimin değişimine bakıyoruz.

Aşağıdaki grafikler SÜE ile ilgili ve dolayısıyla da sanayinin ve Türkiye ekonomisinin büyüme performansları ile ilgili bir dizi gelişmeyi göz önüne sermektedir.

 

İlk grafikte görüldüğü gibi, pandemi ile birlikte sanayi üretimi ciddi bir biçimde daralmaya başlamış, Nisan ayında %31,3 oranında azalmış ve Haziran ayından itibaren artmaya başlamıştır. Ayrıca sanayi üretiminin öncü göstergesi olan PMI ile birlikte her iki SÜE’deki trend de azalma yönündedir. TÜİK tarafından yayımlanan en son SÜE verileri, Eylül ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin 2019’un aynı ayına göre yüzde 8,1 ve aylık bazda yüzde 1,7; arındırılmamış sanayi üretim endeksinde ise yıllık bazda yüzde 11,17 artış olduğunu göstermektedir. Alt sektörler itibariyle incelediğimizde, 2020 yılı Eylül ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi, 2019 yılının aynı ayına göre yüzde 0,4; imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 8,5; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 8,6 artış göstermiştir.

Bu olumlu gelişmelere rağmen burada üzerinde durulması gereken en önemli konu, sanayi üretimindeki gelişmeleri daha sağlıklı bir biçimde değerlendirebilmek için, yılın belli döneminde, örneğin bu yılın ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre endeksin nasıl değiştiğine bakmaktır. 2020 yılının ilk 9 ayında sanayi üretimi ortalama yüzde 1,8 azaldı. Geçen yılın aynı döneminde azalma yüzde 2,8 olmuştu; 2018 yılında ise artış yüzde 5,0 idi. Görüldüğü gibi sanayi üretimindeki azalma hâlen devam ediyor. 

Takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış ve arındırılmamış serilerin yer aldığı ikinci grafik, pandemi ile birlikte bu üç endeksin aşağı yukarı aynı eğilimlere sahip olduğunu göstermektedir. Endekslerdeki bu son dönem artışı, bir nebze de olsa, yılın üçüncü çeyrek büyümesi konusunda olumlu beklentileri beslemektedir. 

Son grafik ise sanayi üretimindeki yüzde değişim ile GSYİH büyümesi arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Grafik, sanayi üretimi ile GSYİH kapsamındaki sanayi sektörü ve GSYİH büyümesi arasında belirgin bir ilişki olduğunu göstermektedir. Hoş, bazı çeyreklerde bu bağlantı bariz bir biçimde görülmese de sanayi üretimine paralel bir GSYİH büyümesinden söz etmek mümkündür. Bu gelişmeler de bize sanayi üretiminin GSYİH için iyi bir öncü gösterge olduğunu göstermektedir. 

Sanayi üretimindeki gelişmeler, bu ülkede yaşayan herkes için çok önemli göstergelerdir. Bu sayede Türkiye ekonomisinde neler olup bittiğini görmek mümkündür. Bu yönüyle bu göstergeleri asıl takip etmesi gerekenler, bu ülkeyi yönetenler ve ülkeyi yönetme iddiasında olanlardır. Ülkeyi yönetenlerin ve yönetme iddiasını taşıyanların, her şeyden önce üretimin her şeyin başı olduğunu bilmeleri gerekir. Üretmeden, halkınız için iş ve aş yaratmak mümkün olamayacağı gibi ülke ekonomisini de istikrarlı ve sürdürülebilir bir biçimde büyütemezsiniz, yurttaşlarınızın gelirini artıramaz, gelir dağılımı adaletsizliklerini gideremezsiniz. Sanayi üretimi sadece büyümenin lokomotifi olmakla kalmaz, iç ve dış ticarete ve finans sektörünün gelişimine de katkı sağlar. Eğer sanayi üretim artışına dayalı sürdürülebilir bir büyüme yaratamazsanız, ülkeyi yönetenler olarak yeterli vergi toplayamaz ve kamunun yapması gereken zorunlu harcamaları yapamazsınız. Bütçe açıklarınızı finanse etmek için sürekli borçlanmak, ona buna avuç açmak zorunda kalırsınız. Sanayide çarkları döndüremeyip, üretimi artıramazsanız, ülkede iş ve aş doğuracak yeni yatırımları da gerçekleştiremezsiniz. Bu nedenle üretimi artırmak, yeni yatırımları teşvik etmek, yeni makine, ekipman ve alet-edevat kapasitesini artırmak gerekir. 1980’den beri uygulanan neoliberal politikalarla, sanayi öncelikli bir büyüme sağlamamız mümkün değildir. Bu nedenle, kamunun yönlendiriciliğinde ve öncülüğünde, yeni bir sanayileşme politikasına acilen gereksinim vardır. Bu sanayileşme politikasının başarılı bir biçimde uygulanabilmesi için, başta faiz ve döviz kuru politikaları olmak üzere dış ticaret, teknoloji, işgücü ve eğitim politikalarının eşgüdüm içerisinde uygulanması gerekir. 

 

i Endeks bu yılda 100 değeri alır.

ii Sanayi Üretim Endeksi haber bülteninde yer alan veriler, Sanayi Üretim Endeksi (Arındırılmamış) (2015=100); Takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (2015=100); Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (2015=100); Takvim etkisinden arındırılmış yıllık değişim, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış aylık değişim ve Bölümlerin üst grup endeks değişimine etkisi (2015=100)’dir.