Olumsuzluklar ve bazen de güzel şeyler...



24-09-2016 23:33


Barbaros Tantan

Ülkemiz ve doğal olarak yaşadığımız kentlerin nüfusu, uzun süredir siyasi gerilimler altında yaşıyor. O nedenle, duyulacak en küçük güzel bir haber bile gülümsetiyor ve yüreğimize su serpiyor.

Kocaeli’de, kentin sahipsizliği yüzünden yaşanan çok sayıda olumsuz olay, halkı bezdirdi. Bu olumsuzluları gidermekle görevli olan yetkililerin duyarsızlığı ya da ‘’olur böyle şeyler, işin fıtraftında var’’ yaklaşımları gerginliği artırıyor.

Kısa bir süre önce duyumunu aldığımız haber, kent halkını doğal olarak üzüntüye boğdu.  Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Çocuk Romatoloji Bilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. Zelal Ekinci’nin kamu görevinden uzaklaştırılınca, kurucusu ve tek öğretim üyesi olduğu Çocuk Romatoloji Bilim Dalı artık hizmet veremez hale getirildi. 

Mağdur edilen hastalar mı?

Onlar, İstanbul’a yönlendiriliyor, asistanların eğitimleri de aksıyor.

Düşünebiliyor musunuz?

Bu durum, sağlık politikaları ve bilimsel çalışmalar açısından ne kadar utanç verici ?

İşte, bu tür haberleri duyunca, gerçekten de ‘’güzel şeyler de oluyor’’ deme ihtiyacı depreşiyor.

Yine birkaç gün önce, Yunus Emre Kültür Merkezi’nin çatısına bayram için asılan brandaları sökmek amacıyla çıkan bir işçi, dengesini kaybedince  4 metrelik havalandırma boşluğuna düşmüş, itfaiye ekiplerince kurtarılarak tedavi altına alınmıştı.

Her ne kadar durumu ağır olmasa da, bu düşüş, gerilim içinde yaşayan halkımızın yeni bir üzüntü kaynağı olmuştu bile.

Dahası var, kenti içinden çıkılmaz hale getiren tramvay hattı inşaatının yanında başlanan kanalizasyon yenileme çalışmaları sırasında işinin ehli olmayan firma personelince doğalgaz boru hattının 4-5 kez patlatılmasıyla yaşanan tehlikeler.

Ve birkaç gün sonrası…

Aynı gün içinde gerilmemize neden olan iki farklı olayla çok üzüldük. Ama, elimizden maalesef bir şey gelmiyordu.

İlk olayda ölüm yoktu ama üzücüydü…

İnşaatın temel kazısı çökmüş ve toprak yığını altında kalan 2 işçiden 1’i ağır yaralanmıştı. 

Ardından, eczacı genç bir kadının evinde ölü bulunması olayını duyunca, ‘’yine mi’’ demekten kendimizi alamadık. 
Bu kadar olumsuzluğun ardından güzel şeyler olmalıydı…

Umudumuzu diri tutmaya, ‘’mutlaka güzel şeyler de olacak’’ inancımızı tazelemeye ihtiyaç duyarken, valilik eliyle mahkemelere yansıyan ekmek fiyatı konusunda güzel bir haber aldık.

Ekmek, günlük yaşamımızda temel beslenme maddelerimizden biri. Bu maddenin fiyatı, özellikle yoksul ve emeğini satmaktan başka geliri olmayan kalabalık nüfuslu ailelerin belini büken bir sorun. O nedenle, ekmeğe yapılan her zam, tereddüt ve endişeyle karşılanıyor.

Ama, bunun yanı sıra ekmek konusunda insaflı ve akıllı hesaplara dayanan fiyat belirleme politikasında ısrar eden yöneticiler çıkması da, kent halkına bir nebze olsun nefes aldırıyor.

Tartışma konusu olan ekmek fiyatı için mahkeme son sözü söyledi. Fırıncılar Odası Yönetim Kurulu'nun 15 Ekim 2015’te aldığı zam kararının, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği'nce 6 Kasım 2015’te onaylanması üzerine 250 gram ekmek 1 lira 25 kuruştan satılıyordu. Bu fiyata itiraz eden Valilik, kararı mahkemeye taşıdı ve itirazı haklı bulunarak, 250 gram ekmeğin 1 liradan satılmasına karar verildi.

Kent halkının genel gelir seviyesi dikkate alındığında, ekmek fiyatına yapılan yüzde 25’lik zammın fazla olduğunu görmek için çok zeki ya da muhalif olmak gerekmiyor. 

İlk defa bir mülki idare amiri bu konuda mahkemeye gidip fiyatın fazlalığını tescil ettiriyor ve eski fiyattan satış yapılması yönünde karar çıkartılmasına önayak oluyor.
Kentini, insanını, sosyal ve ekonomik koşullarını iyi tahlil ederek gereğini gerektiği gibi yapan idareci konumundaki isimlere, nihayetinde başarılı olamasalar bile halk adına teşekkür etmek gerekiyor.

Ama, o da ne ?

Fırıncılar Odası Başkanı Ali Sarı, “Mahkeme kararı kesin. Bugünden (23 Eylül Cuma) itibaren tüm fırıncılara karar tebliğ edildi. Ekmeğin satışı 1 TL’den olacak. Konuyla ilgili şu an mahkemeye başvurma durumumuz yok. Yeni tarifeyi vali beyle görüşüp belirleyeceğiz” demesine rağmen, yeni fiyatı birkaç gün dikkate alan olmadı.

Yani, birkaç gün 1 TL’den ekmek satan ne fırın var ne de bayi bulunabildi. 

Ancak, sonra Valilik’ten uyarı geldi ve bu uygulamaya uymayanların bildirilmesi halinde ceza kesileceği belirtildi.

Mahkeme kararının arkasından dolanmaya çalışan fırıncılar, yeni bir ayarlama talebinde bulunacak ve ekmeği 1.25 TL’den satmanın yollarını arayacak.

Nasıl mı?

Sermaye yasalarının esnekliğinden yararlanarak...
Fırıncılar Odası, 300 gram ekmeği 1.25 TL’den satmak isteğini birkaç gün önce Esnaf Odaları Birliği’ne iletti. Bu talep muhtemelen kabul edilir ve kent halkının ucuz ekmek serüveni de sona erer.

Yeri gelmişken söylemeliyim.

Kentin mülki amirinin aynı duyarlılığını, ekonomik yaşamın diğer alanlarında, sosyal ve siyasal yaşam için demokratik hakların kullanımında göstermesini de bekliyorum. Özellikle de, OHAL yetkilerine sığınmadan, kent dinamiklerinin demokratik haklarının kullanımının önünü tıkamamasını.

Devam edelim…

Kocaeli Üniversitesi öğrencileri, kent ve ülke yaşamına ilişkin çok sayıda konuya olan duyarlılıklarını gizlemeden gösteriyor. Ülkede yaşanan aktüel gelişmelere ve kendi özlük haklarına yönelik saldırılar karşısında pek de alışık olunmayan ama belleklerde kalıcı olan yöntemlerle tepki gösterip kamuoyu oluşturuyor.

İşte, bunlardan birini de geçtiğimi günlerde sergileyen öğrenciler, gerçekten de ‘’güzel şeyler oluyor’’ dedirttiler.

Öğrenciler, şort ve mini eteklerini okulun duvarına asıp, şort giydiği için İstanbul'da saldırıya uğrayan hemşire Ayşegül Terzi'ye destek verdi.

Grup, yeni eğitim-öğretim yılının ilk günündeki bu eylemle metrobüste şort giydiği gerekçesiyle saldırıya uğrayan hemşireye destek olduklarını ironik dille kamuoyuna aktardı. Duvara, "Şortuma dokunma, Ayşegül Terzi'nin sesi ol" yazılı dövizler de asan öğrenciler, kendi kulvarlarındaki duyarlılıklarını sergilerken, ‘’Güzel şeyler de oluyor’’ dedirten başka bir olayın özneleri oldu.

Size de teşekkürler, duyarlı öğrenciler…

Bir güzel şey daha var, o da Gebze Teknik Üniversitesi’nin (GTÜ) akademik ve idari personelinden geldi.

Üniversitede, her birim için 36 metrekareden oluşan 40 hobi bahçesi oluşturuldu. Çitlerle bölünen, damlama sulama sistemi ile donatılan ve bahçe ekipmanları temin edilen hobi bahçelerinde kimyasal kullanmadan kısa sürede yetiştirilen domates, biber, patlıcan, salatalık ve kabak gibi ürünler, akademik ve idari personelce toplanıyor.

Rektör Prof. Dr. Haluk Görgün, "Hobi bahçelerinde ürünlerini kendi elleri ile yetiştirmeleri tüm akademik ve idari personelimiz için büyük haz oldu. Tükettikleri doğal ürünler ve bu alanda oluşturdukları yaşam kalitesi motivasyonu arttırdı" derken, farklı bir yaklaşıma işaret ediyordu.

Evet, hobi bahçeleriyle ilgilenen akademik ve idari personel, toprakla buluşup iş ve şehir yaşantısının yoğunluğundan arınıyor, böylece yaşam kalitesini biraz da olsa artırıp mutlu olabiliyor.

Bazen böylesi güzel şeyler de olabiliyor…