Newroz ve haysiyetsizlik çağı



21-03-2016 10:35


Özgür Dirim Özkan

Ne zamandır zulada yatmış bekliyorduk; “Şu Kürtler bir hata yapsa da biz de onlardan kurtulsak” diye. 13 Mart 2016 Ankara katliamı bunun için bize bir fırsat verdi.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da patlayan bombanın ardından, Ankara’da yaşayan İngiliz piyanist James Taylor’un Avrupalıların ikiyüzlülüğünü ortaya seren paylaşımı sosyal medyada fenomen oldu. Charlie olan, Paris olan Batı neden Ankara olamıyordu?

Guardian gazetesi de bu soruyu alıp okurlarına sordu. Okurların verdikleri yanıtlardan oluşan bir seçki de Onedio’da yayınlandı.

Özet olarak Türkiye’nin İngiltere’ye Paris kadar yakın olmadığını, Paris’le kültürel ve sosyal etkişleşimin daha yoğun olduğu, Erdoğan Rejimi’nin iktidarda olduğu Türkiye’de patlamaların da olağan olduğunu belirtmiş okurlar.

Kanla yazılan Fransız Sömürgeciliği tarihini bir yana bırakalım, Fransa’nın en büyük beş silah ihracatçısından biri olduğunu, 2016 senesinde bile denizaşırı sömürgelerinin olduğunu, hali hazırda bilmem kaç ülkede askerinin bulunduğunu, göçmenlerin gettolardaki durumunu falan bir tarafa koyalım... Paris’e ağlayıp da Ankara’ya ağlamamanın kendisine göre rasyonel açıklamasını yapan, dünyanın en az yarısını sömürgeleştirip, halkların çanlarına ot tıkamış haydut Büyük Britanya’nın vatandaşlarının saçmalamalarının analizini herşeyin kökünü emperyalizmde arayan ama bir türlü çıkaramadıkları at gözlüklerinden dolayı kendi ülkelerinde olan biteni göremeyen ahmak ulusalcılar yapsın.

Ama siz ne yaptınız iki gün önce Suudiler Yemen’de 119 sivili bombaladıklarında?

Bağdat’taki bombalarda sayfanızı kararttınız mı hiç?

Sınır ötesine geçmeye gerek yok: Misak-ı Milli sınırları içerisinde 7 Haziran’dan bu yana ölen insan sayısının haddi hesabı yok. Bunun için bir şey yaptınız mı?

Ama İngiliz ikiyüzlü!

Böyle bir haysiyetsizlik ne yazık ki sadece yandaşlara, yandaşlara stepne işlevi görenlere ve ahmak ulusalcılara da has bir durum değil ne yazık ki.

7 Haziran seçiminden sonra Saray Rejimi’nin Kürtlerle bütün köprüleri attığı ve PKK’nin de Saray’ın savaş çağrısını kabul ederek rejimin ekmeğine yağ sürdüğü konusu aylardır yazılıyor, çiziliyor.

13 Mart 2016 Ankara katliamından dört gün önce Cemil Bayık BBC’ye verdiği demeçte şunu ifade etti: “Erdoğan’ı ve AKP’yi devirmek istiyoruz”

PKK AKP’yi devirebilecek mi, pek zannetmiyoruz. Ama HDP’yi bitirdiği bir gerçek. Hendeklerle sorumsuzca Kürtleri ateşe atan PKK, HDP’yi de siyasetin dışına itti adeta.

Fakat, PKK’nin öldürdüğü siviller yüzünden siyaseti tıkanan, eriyen HDP’ye bir de solcuların vurması yanlıştır. Bu durumu fırsat bilerek, HDP’ye oy veren solculara da vurmaktan çekinmeyen üst aklın PKK ile HDP siyaseti arasındaki sıkıntıları, PKK’nin HDP’yi nasıl da siyaset dışına attığını görememesi artık patolojik bir sorundur.

HDP bir sınıf partisi değil. Seçimlerde solun HDP’ye oy vermesi, HDP’nin değil, solun sorunudur. Haziran’ın siyasî bir özne yapamayanların sorunudur, sorunumuzdur. Bunun tartışması bir yana; “Hazır PKK tarafından siyaset dışına itilmişken HDP’ye bir de ben vurayım” demenin ismi fırsatçılıktır. Sur, Nusaybin, Lice yanmaya devam ederken kan ve ateşten sıyrılmaya çalışmak tarihin affetmeyeceği bir sorundur.

Newroz’un yasaklamalarla karşılaştığı bir ülkede, Haziran şehitlerine döktüğümüz gözyaşı sadece sahte pırlantalardır.

Her şeye rağmen dillerdeki en güzel türkü halkların kardeşliğidir.

Newroz pîroz be

Nevruz kutlu olsun!

http://yugoslavyayazilari.blogspot.ba/