#NadirayaNeOldu



02-10-2019 17:28


Meltem Kolgazi

AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde ölü bulunan Özbekistan uyruklu Nadira Kadirova’nın intihar ettiği duyuruldu. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün olayın incelemesi henüz yapılmadan intihar vakası olarak duyurmasının sorgulanması üzerine çarpıcı gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Tanıkların bir kısmının ifade vermekten vazgeçirildiği, Ünal’ın şüpheli olmadığı ve ifade vermediği ortaya çıktı. Evden kimseden swab örneği (ateşli silah artığı/eldeki kan ve barut izi) alınmadığı, evdeki odasına ailesinin sokulmadığı gibi ayrıntılar Kadirova’nın ailesi tarafından basına açıklandı. Üstelik Kadirova’nın günlüğünün bir kısmının kayıp olduğu, telefon ve kulaklığının teslim edilmediği de ailesinin verdiği bilgiler arasında. Dahası abisinin yakın mesafeden ateşlemenin en önemli kanıtı olan herhangi bir barut izinin olmadığı ve polisin silahı şarjörden ayrı bulduğu yönündeki açıklamaları Kadirova’nın ölümü ile ilgili şüpheleri derinleştirdi. İntihar iddiasıyla ilgili ne milletvekilinden ne de evde yaşayanlardan tatmin edici bir açıklama da yapılmadı. 

Düzgün bir olay yeri incelemesi yapılmaması, sağlıklı örnek toplanmaması, uygun şekilde ifadelerin alınmaması, cesedin hızlıca ülkesine gönderilmesi; tüm bu olay zinciri AKP’li milletvekilinin evinde geçiyor. Bir kadın bir milletvekilinin silahıyla güya intihar ediyor ama soruşturma bir günde bitebiliyor. Evin her yerinde kamera var ama ortada hiçbir görüntü yok. Emniyet bu görüntüleri inceledi mi belli değil. Bu kadar kısa sürede görüntüler nasıl çözümlendi? Üstelik süreç içerisinde çokça sık gördüğümüz mağdur suçlayıcı taktiklerin bizzat savcılık tarafından devreye sokulduğu görüldü. Nadira’nın ve arkadaşının fuhuş yapıp yapmadıklarının sorgulanması süreçle ilgili mağduru suçlayıcı bir taktikle hedef saptırma ile ilgili bir çaba olduğunu da gösterdi. Ortaya çıkan gerçekler intihar süsü verilmiş bir kadın cinayetinin daha örtbas edilmeye çalışıldığı şüphesini destekliyor.

Bu olaydan kısa bir süre sonra haberlere AKP’li ilçe başkanının bir kadını taciz ettiği düştü ve bu kişinin kendini “il başkanı da yapıyor” diye savunduğunu okuduk. Bunun üzerine Google’a AKP'li ilçe başkanı diye bir tarama yapsam kaç tane bu şekilde suç çıkacak diye merak ettim. Tarama yaparsanız göreceksiniz AKP’li siyasetçilerle ilgili onlarca taciz, cinsel saldırı ve istismar haberi çıkıyor. Adalet onlara işlemiyor. Kendi işledikleri suçlarla beraber AKP’li yetkililerin aklama, koruma ve cezasız bırakma gibi süreçlerdeki rollerini de düşünelim. AKP il ve ilçe yöneticileri adeta bir suç örgütü gibi… 

Göçmen, işçi, kadın

Nadira Kadirova AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde eşine bakmak üzere çalışan işçi bir kadın. Göçmen kadınların, göçmen erkeklere ve yerleşik kadınlara göre çok daha fazla ev içi hizmetleri, bakım hizmetleri gibi işlerde çalıştıkları biliniyor. Hizmet sektörü emek yoğun ve sömürü düzeyi yüksek bir sektörken, evde bakım hizmetleri ise sektörün en sömürü yoğun alanıdır. Güvencesiz ve kuralsız çalışma çok yaygın görülüyor; cinsel taciz ve ayrımcılık neredeyse her iş deneyiminde ortaya çıkıyor. Yatılı bakım hizmetleri fiziksel ve psikolojik şiddet süreçlerini de içeren; ayrıca mahrum bırakma ve ücretli izin hakkı gaspı da söz konusu olan çok ağır bir iş. Nadira büyük ihtimalle tüm bu şiddet türlerini yaşıyordu ve daha bizim bilmediğimiz birtakım nedenlerle öldü. Kadın emeği değersizleşip kuralsızlaşırken bu durumdan en büyük payı göçmen kadın emeği almaktadır. Göçmen kadınlar üstelik ülkelerinden uzakta çalışma izni endişesi ile çalışmaktadır ve bunun da özgün bir baskı yarattığı hesaba katılmalıdır. Çalışma koşullarının getirdiği baskı ve sömürünün yanında patronun bir de AKP milletvekili olmasının da Nadira’nın yaşadıklarını zorlaştırdığını tahmin edebiliriz. 

Devlet neydi?

Temel olarak devleti üretim araçlarını elinde bulunduran sınıfın diğer sınıfların üzerinde kurduğu egemenlik ve baskı aygıtıdır. Devlet ayrıca egemen sınıftan olmayan sınıfların egemen sınıflar tarafından kuralsızca sömürülmesine karşı sınırlandırıcı bir görev üstlenir. Bu işte aynı zamanda devletin sınıfsal meşruiyet aracı da olmasının nedenidir. Adalet bu meşruiyetin sürdürülmesi bakımından herkese eşit mesafede durmak durumundadır. Bugün AKP/Saray rejimi ile devlet bu meşruiyet alanlarından hızla çekiliyor. Adalet artık egemen sınıfın meşruiyet alanı olmaktan çıkarak egemen sınıfın ve iktidarın baskı kurma aracında dönüşüyor. Hukuk #NadiraKadirova örneğinde olduğu gibi suç örgütünün suçlarını örtbas etmek için çalışıyor. 

Adalet istiyoruz!

Adaletin yerine getirilmesi ve #NadiraKadirova cinayetinin aydınlatılması çok önemli bir süreç. AKP’li milletvekilinin bu ölümle ilişkisinin ortaya çıkarılması ve aynı zamanda yargının AKP’li yetkililerin suçlarını örtbas etmek üzere çalışan bir kurum haline gelmesinin önüne geçmek için büyük önem taşıyor. Ayrıca üzeri örtülmeye çalışılan, katillerinin saklanıp aklanmaya çalışıldığı ve intihar süsü verilen tüm kadın cinayetleri için bunu yapmalıyız. Adil yargılama talebi önemli bir mücadele başlığıdır ve bu talebin yükseltilebilmesi için bu şüpheli ölümün tüm kamuoyunun gündemine girmesi, Kadirova’nın ölümünün aydınlatılması ve intihar dahi olsa sorumluların yargılanması gerekiyor.