Mustang fazla Fransız kalmış!



18-10-2015 08:43


Mustang aslında gelecek haftanın filmi ama filme dair söylenecek çok şey var. O yüzden bu hafta yazıp bitireyim. Film öncelikle Fransa’nın Oscar adayı olmasıyla dikkat çekti ve beş kız kardeşin özgürlük mücadelesi olarak yansıtıldı ki, orada özgürlük mücadelesi veren tek kızın en küçükleri Lale olduğunu söylemek mümkün…

Film öyle bir yerden başlıyor ki birazdan bu beş kız kardeşin başına gelecekler konusunda adeta kapalı kutu, her şeyi ayan beyan haykırmasını beklemiyoruz ama aniden gelen bu tepki silsilesini de gerçekçi bulmaktan uzaklaşıyoruz.

Filmde en göze batan taraf Türk muhafazakarlığı dediğimiz şeyin yalan olmuş olması. Eğer kızlar on yıldır babaanne ve amcayla yaşıyorlarsa aniden gelen bu baskı silsilesini anlamak da zorlanıyoruz. Tamam ergenlik patladı böyle oldu diyelim ama filmde gerçekçi durmayan çok fazla şey var. Kızların kıyafetleri, hal ve tavırları yaşadıkları muhafazakar ortamın çok uzağında. Kıyafetlerin renk ve biçimleri tam da zengin ve rahat bir ailenin çocuklarının giyeceği türden. Oysa burada yıllar öncesinden ufak dozlarla da başlamış olan baskının izlerini görmeliyiz, tepeden inme bir şekilde değil!

Çocuk gelin ülkemizin gerçeği ve sinemamızın da bir hayli üzerinde durduğu konuların başında geliyor. Burada bu konuda ezberbozan bir anlatım olduğunu kabul ediyorum ama yönetmenin yaratmaya çalıştığı zıtlık kurgusunu gerçekçi bulmadım. Bu kızların mücadelesini doğrulayacak bir arka plan bulmak da zorlanıyoruz açıkçası. Geriye elimizde küçük kızın mücadelesi kalıyor bir tek! Kızların fiziksel yapıları oldukları coğrafyanın çok ötesinde kalıyor ve kameranın kızların mahrem halleri üzerinde sürekli dolaşan mekanik gözünü anlamak da imkansız. Özgürlüğün göstergesinin biraz materyal algıyla bizlere taşınmaya çalıştığını düşünüyorum ve açıkçası yönetmenin bu tavrını da merak ettim.

Kızlara babaanne tarafından dikilen Katolik kıyafetleri de ilginç. Bekarete vurgu yapan kıyafetlerin bizlerle alakası yok, o yüzden sakil duruyor. Trabzon maçından bahsettiği için oranın Karadeniz olduğunu düşünüyoruz, ama yöreye dair bir giyim kuşam tavrı görmüyoruz. Gerekli olmayabilir ama anlatılan yörenin töresini alıp da gerisini koyverirsen film yarım yamalak durur ve kimseyi tatmin etmez.

Filmin akışına bir de ev içinde halledilen ensest eklenince hikaye iyice dibe vuruyor. Yani amcanın yaptığını nine biliyor ve kızları tez elden evlendirmeye çalışıyor. Bir kumpas döndürmeye çalışan film kızları biraz daha gerçekçi göstermeyi başarsaydı ortaya iyi bir hikaye çıkabilirmiş ama bu haliyle olmamış maalesef! Üst düzey ve biraz da zorlama feminist algıyla bakılırsa belki!

HAFTADAN KISA KISA…

Ülkenin iklimi ne kadar trajikse komedisi de o kadar aynı kafaya muktedir hale geldi. Uğur Yücel bile bunu yapıyorsa, diğer komedilere önayak olma yerine onların yoluna girmeyi seçiyorsa vay halimize diyorum! Yaktın Beni‘de tipleme yapan Yücel yeğeninin başına bela olan bir dayıyı canlandırıyor. Kaba bir komedi anlayışıyla akmaya çalışan hikayeyi oyuncuları kurtarıyor diyebiliriz. Öyle ya da Böyle de senaryo yazarak yırtmaya çalışan gençleri anlatıyor ama filmin senaryosu anlattıklarından pek ders almamış gibi. Öyle ya da Böyle olmuyor işte bazen…

Guillermo Del Toro usta bir yönetmen. Filmlerinde yarattığı muhteşem atmosferle hikayenin bütünlüğü genelde aklımızı başından alır ama bu kez Crimson Peak / Kızıl Tepe’de pek öyle olmuyor. Hikayenin yavanlığı karşısında atmosfer adeta şaha kalkıyor. Masalsı atmosfere, kızıl toprağın filmin her yere taşan dokusuna bayıldım. Hikayelerine hatrı sayılır katkısı olan hayaletlerin bu kez biraz arka planda kalması, hatta hikayenin de ayakları yere basmaya çok müsait olması biraz düşündürücü ama yine de Toro’un elinden ne çıksa izlenir misali bu film!

En büyük kozu Johnny Depp olan Black Mass / Kara Düzen gerçek bir hayat hikayesinden uyarlama, artısı eksisi olmayan bir hikaye. Sanki ne yaşanmışsa onu aktarmış ama ortaya iddialı bir hikaye çıkmamış ne yazık. Azılı ganster hikayesi sönük kalıyor, Depp ise değiştirdiği tipiyle fazlaca ortaya kalıyor!