Mozart ve Salieri



28-02-2016 11:57


Can Aksel Akın

“Başkaların nefes almak için havaya ihtiyacı olduğu gibi, onun da müziğe ihtiyacı var...” Leopold Mozart, oğlu hakkında çekilen onlarca filmden birinde böyle diyordu. Büyük insan, şaheserler yaratan büyük sanatçının doğumunun 260. yıldönümüne denk gelen 2016 yılında sanatçının 35 yıllık kısa hayatında sığdırdıklarına devam ediyoruz.

Kuşkusuz Mozart ile ilgili en çok vurgulanan konulardan biri de müziğinin yanı sıra düşmanlarıydı. Başlıca düşmanı olarak çağdaşı bir besteci gösteriliyordu... Hepimizin tanıdığı Antonio Salieri (1750-1825) karakteri bu şekilde düşman olarak önem kazandı.  Oysa gerçek böyle miydi? Sanatçılara destek vermeyen ancak ortaya çıkarttıkları sanatlarını önemseyen Avusturya aristokrasisine yönelik açık bir eleştiriye gitmeden başka bir sanatçının hedef gösterilmesi 19. yüzyıl için olağandı. Ancak günümüzde artık Mozart’ın sisteme başkaldıran bir sanatçı olduğu ve  bu yüzden birçok acıya katlanmak zorunda kaldığı bilinen bir gerçektir. Günümüzde Mozart’a çektiği zorlukları yaşatan Avusturya ve Avrupa aristokrasisinin üyeleri hatırlanmamasına rağmen Mozart evrensel bir sanatçı olarak tüm dünyaya aydınlanmayı ve aydınlanma değerlerini müziği aracılığıyla yaymaktadır.

Milos Forman’ın, Peter Schaffer’in tiyatro eseri “Amadeus” üzerine çektiği ABD. yapımı filminde (1984) Mozart, yaşlı saray bestecisi Antonio Salieri’nin hatıralarından anlatılıyordu. Film merak uyandıran bir şekilde Viyana’da 1823 kışında başlıyordu. Salieri intihar denemesinde bulunmuştu ve psikiyatri kliniğine yatırılmıştı. Bir rahip onu günah çıkartması için ziyaret ediyordu. Salieri gençliğinden bahsediyor ve Mozart’ın gençliği ile karşılaştırıyordu. Büyük bir müzikçi olma rüyasından bahsediyordu. Viyana sarayında herkesin ve kendinin de Salieri kişiliğinden hoşlandığından bahsediyordu. Bu durum, günün birinde Mozart’ın Salzburg’dan Viyana’ya gelmesine kadar da devam edecekti.

Forman’ın filminde, bir konser sahnesinde Mozart’ın gerçek yeteneğini ve kendinin sadece ortalama bir müzikçi olmasını anladı Salieri. Kıskançlığı büyüdü. Forman 19. yüzyıldaki ortaya çıkan kıskançlık dedikodularının üzerine gidiyordu filminde. “Tanrı bu şımarık çocuğa kutsal yeteneğini vermişti ancak Salieri’ye sadece bunu anlama yeteneğini vermişti”. Filmdeki bir diğer talihsiz karşılaşma ise İmparator II. Joseph’in huzurunda gerçekleşti. İmparator Mozart’a “Saraydan Kız Kaçırma” operasının siparişini vermişti. İmparator huzurunda gerçekleşen ön seslendirilişinde Mozart, Salieri’nin eserlerini gülünç bularak eleştirmişti,   üstelik Salieri’nin basit bir eserini de değiştirerek üzerinde oynamıştı... Mozart’ın aydınlanmacılığı Forman’ın filminde ısrarla yer bulmuyordu.

Mozart ve Salieri arasındaki gerçek ilişki nasıldı? Salieri’nin 1774 yılında “Oda-Bestecisi” (Kammer-Compositeur) ve “Viyana’da İtalyan Operası Kapellmeister’ı” (Kapellmeister italianischer Opern in Wien) olarak daha üst bir konuma sahip olduğu doğrudur. Salieri, 1788 yılında saray bestecisi ünvanı aldı,  Mozart ise 1887 yılı sonunda “Kammermusikus und Kammer-Compositeurs” ünvanı alarak Salieri’nin altında bir pozisyondaydı.

Salieri’nin 19. yüzyılda inanıldığı ve yaygınlaştığı şekliyle büyük bir kıskançlık sonucu daha yetenekli bulunan Mozart’ı zehirleyerek ortadan kaldırması gibi bir durum asla söz konusu değildir. Mozart’ın müziği üzerine Salieri’nin ağzından çıkan olumsuz bir betimleme bulunmamaktadır. Salieri’nin eserleri Viyana dışında da başarıyla seslendiriliyordu ve hiçbir zaman yüzeysel veya amatörce bulunmuyordu. Üstelik Salieri’nin Mozart’ın oğlu Franz Xaver’in (1778-1837) öğretmeni olması ve Mozart öğrencisi Johann Nepomuk Hummel’in (1778-1837) nikah şahidi olması da böyle bir olası düşmanlık tezini çürütmektedir. 19. yüzyılda Mozart,  Salieri’nin yanı sıra çağdaşı Jan Baptist Vanhal (1739-1813), Joseph Myslivicek (1737-1781) veya Leopold Kozeluch (1747-1818) gibi bestecilerle de sürekli olarak karşılaştırılmıştır. Ancak günümüzde özellikle Mozart’ı tanıyoruz belki de gerçek sebebi “Başkaların nefes almak için havaya ihtiyacı olduğu gibi, onun da müziğe ihtiyacı var...” cümlesinde saklıdır.