MİT krizi üzerinden bir propaganda filmi daha



31-07-2015 09:07


Kaya Özkaracalar

Bugün (Cuma) ülkemizde vizyona giren filmlerden aslında en dikkate değer olanı François Ozon’un daha önce Istanbul Film Festivali’nde izleyici karşısına çıkmış olan Yeni Kız Arkadaşım (Une nouvelle amie, 2014) adlı çalışması. Ozon’un bu filmi, doğrudan konu özeti hakkında önceden ne kadar az şey bilinerek seyrededilirse seyir keyfinin o kadar artacağı tarzdaki filmlerden. Çocukluktan beri çok yakın olduğu kız arkadaşını yitiren genç bir kadının, bu arkadaşının dul kalmış kocası ile geliştirdiği olağandışı ilişki etrafında dönen bir öykü içerdiğini söylemekle yetineceğim Yeni Kız Arkadaşım’da Ozon, toplumsal cinsel kimliklerin oluşumunun karmaşıklığını cüretkar biçimde perdeye getirmede çıtayı bir hayli yükseltiyor ve sonuçta baskılamanın olmadığı, bireyin cinsel yönelimini ve kimliğini özgürce yaşayabildiği durumlarda son derece sağlıklı ilişkilerin yaşanabileceği mesajını belki biraz naif biçimde de olsa, perdeye taşıyor. 

Darbe

Öte yandan bu hafta çok farklı nedenlerden dolayı ilginç olan bir başka film daha vizyona girdi: Bu yılın başlarında izlediğimiz, daha doğrusu izlemek durumunda kaldığımız, Kod Adı: K.O.Z.’dan sonra doğrudan AKP yandaşı propaganda sinemasının yeni halkası olan Darbe. AKP-Gülen cemaati arasındaki savaşıma sinema cephesinden cephane taşımayı amaçlayan Kod Adı: K.O.Z. gibi Darbe de Şubat 2012’de yaşanmış olan MİT krizine dair bir öyküyü perdeye getiriyor. Ancak Kod Adı: K.O.Z. kör parmağım gözüne tarzda Gülen’i ve cemaatini itibarsızlaştırmaya yönelirken, Darbe’nin niyeti ise Hakan Fidan’ı bir ‘barış güvercini’ olarak lanse etmek. Ancak Darbe’nin vizyona girişinin tam da iktidarın PKK ile savaşı yeniden başlattığı günümüz konjonktürüne denk gelmiş olması kaderin bir cilvesi ve filmi ilginç yapan unsur da aslen bu istemdışı zamanlama. Çünkü Darbe, Fidan’ı ve onun arkasındaki RTE’yi muteber gösterebilmek için artık bugün RTE’nin terketmiş olduğu “çözüm sürecinin” açık biçimde savunusunu üstlenmiş bir proje. Sinema filmi çekmek, senaryo yazım, ön hazırlıklar, çekim süreci, kurgu ve diğer post-prodüksiyon işlemleri gibi uzun zamana yayılan bir faaliyet olduğundan ve aslında iktidarını korumaktan başka önceliği olmayan muktedirlerin pozisyon alışları ise daha kısa sürede değişebildiğinden iktidar yandaşı propaganda filmi çekmeye koyulduğunuzda bazen böyle beklenmedik yol kazaları olabiliyor işte..

Kod Adı K.O.Z.’un jeneriğinde herhangi bir senarist adı dikkat çekici bir şekilde yeralmıyordu; Darbe’nin ise açılış jeneriğinde senarist olarak daha önce duyulmamış ve dolayısıyla takma isim olduğu hissedilen “Deniz K. Yılmaz” adı geçiyor, kapanış jeneriğinde ise bu ismin tuhaf biçimde yalnızca “Deniz K.” olarak yazılmasıyla takma isim olduğu iyice belli oluyor, ancak her iki jenerikte de yeralan “Proje: Avni Özgürel” ibaresi muhtemelen işin aslını ortaya koyuyor. Bu arada Darbe’nin yapımcısı da Avni Özgürel’in eşi Ayfer Özgürel. Kapanış jeneriğinin sonundaki teşekkür faslında ise en üst sırada Efkan Alan ve Hakan Fidan yer alıyorlar. 

Darbe, Hakan adında bir astsubay’ın görev yaptığı karakola PKK’lılar tarafından düzenlenen bir baskında ölen bir gerilla ile bir askerin aslında kardeş olduklarının anlaşılmasıyla başlıyor. Bu durumdan çok etkilenen Hakan, besbelli akan kanı durdurmayı ta o zamandan kafasına koyuyor (bunu, Hakan’ın sessizleşerek derin derin düşüncelere dalıp gitmesinden seziyoruz!) ve ileride MİT müstaşarı olduğunda “siyasi hayatıma malolsa da ben bu kanı durduracağım!” diyen başbakanının verdiği görevi büyük bir azimle yerine getirmeye soyunarak bir helikoptere atlayıp İmralı’da mahpus Öcalan’la bizzat yüzyüze görüşmeye gidiyor. Bu görüşmeden perdeye yansıyan ise arkadan sırtını ve ensesini gördüğümüz Öcalan’ın (bu görüntü, filmin internete de yüklenmiş olan fragmanında da kısaca yeralıyor) Hakan’ı “hoşgeldin müsteşar!” diye karşılaması. Yüzünü cepheden göremesek de  PKK liderinin ilk kez bir filmde canlandırılmış olduğunu bu arada not edelim. Öte yandan Öcalan’ın yüzünün gösterilmeyip yalnızca arkadan görüntüsü ve de sesiyle filmde yeralması, başbakanın da (Kod Adı K.O.Z’dan farklı olarak) filmde aynı şekilde tezahür etmesiyle şaşırtıcı ve her türlü yoruma açık bir paralellik arzediyor!

Tam bu esnada pusuda bekleyen dış mihraklar devreye giriyorlar ve başbakanı devirmek için plan üstüne plan yapmaya girişiyorlar. Gülen cemaatinin piyon olarak pek de belirgin biçimde resmedilmediği bu planlar arasında sosyal medyada çarpıcı tweetlerle trend olmaktan, “Potpor’un” (!!!) devreye sokulmasıyla sokak hareketleri başlatılmasına kadar herşey var ama öncelik PKK ile teması üzerinden MİT müsteşarını enterne edip onun başbakanı ispiyonlamasını sağlayarak kestirme yoldan işi bağlama planına veriliyor. Bütün bunlar olurken ise şer güçlerin hedefindeki müsteşar Hakan’ın bir esnaf lokantasında kuru fasülyeyi çatal değil de kaşıkla yemeyi tercih etmesi ve ekmeğini tabağına banmasıyla ne kadar halk adamı olduğunu da izliyoruz bir yandan...