Mikro işler, hayalet işçiler! İnternetin ucuz ücret ve kuralsızlık cehennemi



26-10-2020 00:33


Emre Gürcanlı

Joan, Houston’daki evinde 81 yaşındaki annesiyle birlikte yaşıyor. Çünkü annesi dizinden bir ameliyat geçirmiş ve kendi yaşamını idame ettiremez durumda. O yüzden evden çalışmayı seçmiş. Çoğu kez mutfak tezgahının üzerinde veya gözü kulağı annesinde, bir fotoğraftaki uzuv cinsel içerik mi, yoksa tıbbi bir amaçla mı paylaşılmış, bir gündelik konuşmadaki bir sözcükle ne kastedilmiş, şaka mı hakaret mi onu denetleyip önündeki formu/resmi tıklıyor. Bu sektörde en iyi kazananlardan birisi, 10 saatlik bir çalışma sonrasında yaklaşık günde 40 dolar kazanıyor.

Binlerce kilometre uzakta, Hindistan’ın Bangalor kentinde Kala, yatak odasının bir köşesini “home-office” haline getirmiş. 43 yaşında, elektrik mühendisliği mezunu. Bir sözcük ne anlama geliyor, gençlik böyle bir ifadeyle ne kastetmiş olabilir, birisi bir ifadeyi kullanarak acaba neye ilgi duyuyor gibi mikro işler yapıyor, hatta bazen çocuklarından yardım istiyor , acaba gençler böyle bir ifadeyi neden hangi zamanlarda kullanır diye! Günde yaklaşık 15 saat çalışıyor. Ailesi, özellikle de kocası evden çıkmadığı için pek memnunlar, kendisi gibi pek çok Hintli kadın bu şekilde evden çalışıyor. Hindistan’daki evinden çalışan Kala, ikinci çocuğu olduktan sonra işinden ayrılmış, uzun süre evde kaldıkça ev ekonomisine katkıda bulunmak istemiş ve Microsoft’un mikro işler sunan UHRS platformundan iş almaya başlamış. UHRS platformunda çalışanların yüzde 85’i ise en az lisans mezuniyeti olan nitelikli işçiler. Kala giderek daha fazla kazanacağı umuduyla, kimi zaman İngilizceleri iyi veya interneti takip ettikleri için günlük konuşma diline ve ergenlerin “terminolojisi”ne hakim çocuklarından bile yardım almaya başlamış. 

O sırada çok uzakta bir yerde, arkadaşının yaş günü partisine yetişmek için Uber çağıran Emily’nin ise olan bitenden haberi yok, sadece telefonuyla Uber aracını çağırıyor. Ama o sırada kilometrelerce uzakta Hindistan’ın Silikon Vadisi olarak bilinen Haydarabad kentinde Ayşe isimli bir kadın, bir gün önce sakalını kesmiş olan Uber sürücüsü Sam’in Emily’nin çağrısına yanıt vermek için açtığı görüntülü tanıma sistemindeki bir küçük sorunu bir iki saniyede gideriyor. Acaba aslında sakallı olan Sam ile sakalsız olan Sam aynı kişi mi? İki fotoğrafın aynı kişiye olduğunu tespit ediyor ve Emily taksisine kavuşuyor… Ayşe de Uber gibi pek çok firmaya hizmet veren CrowdFlower isimli bir firmada çalışıyor. 

Karen ise karşılaştırmalı edebiyat bölümünden mezun 37 yaşında bir kadın, Portland, Oregon’da yaşıyor. İkinci çocuğu doğduktan sonra kendi ifadesiyle daha yaratıcı, ama zamanını kendi belirleyebileceği bir iş arayışına giriyor. Bir medya şirketi için makaleleri redakte ediyor ama bir süre sonra süpervizörleri tarafından yaptığı iş yetersiz bulunduğu için “kovuluyor”. Aslında bu kovulma değil, zira kendisi hukuken işçi değil, dışarıdan iş alan bir yüklenici! Şu anda çeviri ve video alt yazısı hizmetleri veren Amara için çalışıyor. 

Esra, Avustralya’da mühendislik okumuş ve master derecesi almış. Eşi Haşim ile evlenip Hindistan’da Haydarabad’a yerleşmişler. Şehrin orta üst sınıfında yer alan bir müslüman aileye mensup olduğu için, dışarıda çalışması hoş karşılanmamış. Candy Crush Saga ve sözcük oyunu Ruzzle gibi oyunlarda yüksek derece tutturması ve teknolojiye yatkın olması dolayısıyla eşi ve erkek kardeşinin teşviğiyle MTurk için evden çalışmaya, Oscar Smith isimli bir müşteri için görüntü etiketlemeye başlamış.  

Neredeyse istihdamın yarısının kadın olduğu, iyi eğitimli yaklaşık yüzde 80’i ABD’de, geri kalanların ezici çoğunluğu Hindistan’da, Joan, Kala, Ayşe ve Karen gibi pek çok kadın “hayalet işçi”, yapay zeka sistemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, hemen hemen hepimizin her gün, gün içinde kullandığı pek çok internet hizmetinin en tercih edilebilir/malını satabilir/ilgi çekebilir/trend yakalayabilir… olması için günde en az on saat, asgari ücretin altında veya birazcık üstünde ücret karşılığı çalışıyor. 

Yapay zeka diyoruz ama yapay zekanın takılıp kaldığı pek çok nokta oluyor. Bir haber akışını denetlerken, gündelik, argo konuşma diliyle ne kastedildiğini anlamaya çalışırken, biraz karmaşık tarifi olan bir pizza veya yemek sipariş verirken onbinlerce insan yapay zeka sistemlerinin bir parçası olarak sürece müdahale ediyor, hem de gece gündüz demeden. Kimi zaman mutfak tezgahında uyuya kalmak üzereyken, gönderilen resimlerin müstehcen olup olmadığını,  sakalını kesmiş veya saçını uzatmış bir taksi şoförünün kimliğini onaylamayı, Angry Birds oyununa yapılan yorumların oyunla ilgili olup olmadığını… İnanılmaz sayıda ve çeşitlilikte ve çoğu kez gereksizlikte mikro işler insan emeği olmadan yapılamıyor. 

Yapay zeka ve makina öğrenmesi insan olmadan tam anlamıyla gerçekleşemiyor. İnsan emeğinin etkileşime girmesiyle human-in-loop (döngüdeki insan) platform kuran onbinlerce hayalet işçi çalıştıran firmalar işin içine giriyor. Kimi zaman bir kafede, kimi zaman çocuğunu emzirirken, mutfakta yemek yaparken, soğuk ve nemli evinin bir köşesini perdeyle ayırıp 2 metrekarelik bir “ofis ortamı”ndayken çalışmakta olan onbinlerce işçi, biz Uber üzerinden taksi çağırır, pizza siparişi verir, popüler bir tweet’in altına yorum yapar, internetten mobilya bakar, seyahat planlar iken bu hizmetlerin yerine getirilmesi için çalışıyor. 

Örneğin binlerce işçi çalıştıran CrowdFlower şirketi tam da böyle bir döngüdeki insan platformunu kurmuş bir şirket. Yapılan işe Crowdsourcing deniyor ve büyük sayılardaki insan topluluklarının ortak bir işi yapmak için kullanılmasını ifade ediyor. Crowdflower hizmet verdiğinden bu zamana kadar, 5 milyondan fazla katılımcı tarafından 1 milyardan fazla task (küçük iş birimi, görev) tamamlamış. Binlerce  kullanıcı evden, iş yerinden kısaca bilgisayar ve internetin olduğu her yerden basit görevler (task) tamamlayarak para kazanıyor. Sözgelimi Angry Birds oyunu hakkında atılan tweetleri değerlendiriyor, olumlu, olumsuz, ilgisiz veya nötr olduğuna karar veriyorsunuz, gününüz bununla geçiyor. Her görev (task) için 5 tweet bulunuyor ve 1 dakika’dan kısa bir sürede bir task yapılabiliyor. Task başına  $ 0.03 para kazandırıyor. Günde yalnızca bu işi yapsanız ve 10 saat çalışsanız 15-18 dolar kazanabiliyorsunuz, fena değil, değil mi? Ama tabii ki iş gelirse, daha fazla  iş gelmesi için sürekli online olmanız, iş kovalamanız, bazen yatmayan ücretler (sistem hatası olduğunda bir şey yapamıyorsunuz) hakkında tartışmamanız vs. gerekiyor. Ayda 450-500 dolar gibi bir ücret kazanabilmeniz için “sektör”de oldukça fazla deneyim kazanmanız gerekiyor, ilk bir iki yıl 100-150 doların üzerine çıkamayabilirsiniz!

Hayalet emek gücünü istihdam eden en büyük firmalardan bir diğeri ise Amazon Mechanical Turk (MTurk). Adını otomatik satranç oynayan bir otomattan/makinadan alıyor. Halbuki makinanın içinde izleyicilerin görmediği bir satranç oyuncusu var ve otomat sanki kendisi oynarmış hissi yaratıyor. (Ayrıntılı bilgi için: https://bilgimekani.org/amazon-mechanical-turk-nedir-nasil-kullanilir/). MTurk için amazon.com’da bir hesap açıyorsunuz, yapay zeka sistemlerinin yapması zor, ama insan zekası için çok kolay olan işler listeleniyor (bir fotoğrafın müstehcen olup olmadığı, bir ifadenin hakaret içerip içermediği, bir fotoğrafta, yorumda siyasal içerik bulunup bulunmadığı…). O işlere talip oluyorsunuz, istenen sürede ve zaman diliminde yaparsanız paranız hesabınıza yatıyor. Her yerde olduğu gibi bu alanda da başarı öyküleri ve şehir efsaneleri var “ya arkadaşın arkadaşı sadece tıklayarak 1000 dolar alıyormuş” gibi. Sayısı çok az da olsa fena para kazanmayanlar var, ama onun için de ava çıkmış bir hayvan gibi günün her saati online olmanız, sürekli takip etmeniz, işleri kapmanız gerekiyor. (Şu an ABD ve Hindistan dışındaki çalışanlar emeklerini Amazon gift kart olarak alıyor, sadece bu iki ülkedekiler para kazanabiliyor). Yaklaşık 500.000 kayıtlı MTurk çalışanı olduğu söyleniyor, günün herhangi bir anında platforma girdiğinizde ise 2000 ila 5000 kişinin mutlaka işe hazır olduğu da veriler arasında! MTurk pek çok internet sitesine hizmet veriyor, pazarlama, araştırma, eğitim verisi yaratma, bir içeriği gözden geçirme gibi işler sürekli arka planda yapılıyor. 

Döngüde insan veya hayalet emek platformu kuran bir başka şirket LeadGenius pazarlama için bir otomasyon kuruyor, talep oluşturuyor, hedeflenen satış ilanlarını belirlemek, müşteri ve satıcılarla temas kurmak için pek çok şirkete (ebay, Alibaba vs. gibi) yapay zeka-insan hesaplamasını/etkileşimini pazarlıyor.

Burada bir paradoksla da karşı karşıya kalıyoruz aslında. Yapay zeka geliştikçe, insan  emeğinin azalacağı tahmin edilirken, yapılacak tahmin edilemeyecek, öngörülemeyecek kadar iş ortaya çalıyor. İnsan emeği ortadan kaldırılmaya çalışılırken, insan için pek çok yeni işler yaratılıyor, yaratılmak zorunda kalınıyor. Tam otomasyona gittiği iddia edilen teknolojinin her zaman bir parçası canlı insan emeği olarak kalıyor. 

İŞÇİ DEĞİL, YÜKLENİCİ(!)

Yapılan işler oldukça basit, çok az kalifikasyon gerektiriyor ama işi yapanların büyük bir kısmı üniversite mezunları. ABD’de MTurk platformunda çalışanların ancak %4’ü saatte 7.25 dolardan fazla kazanabiliyor. Bu miktarı kazananların hemen hemen hepsi üniversite mezunu, hatta bilgisayar mühendisi veya teknolojileri alanından mezun kişiler. Unutmadan ABD’de bir MacDonalds çalışanının saatte ortalama 10 dolar kazandığını da ekleyelim! Ücretleri TL’ye çevirmemenizi tavsiye ederim (!)

ABD’de asgari ücret saatte 7,25 dolar. Ama onbinlerce işçi, ILO raporuna göre günde ortalama 14 saat çalışarak saatte ortalama 4.7 dolara çalıışyorlar, asgari ücretin yarısından biraz fazla. Üstelik bu işçilerin büyük bir kısmı da okumuş, nitelikli, üniversite mezunu işçiler. Peki yasal olarak bu nasıl mümkün olabiliyor, onbinlerce işçi nasıl asgari ücretin altında ücretlerle resmen çalışabiliyorlar? İşin sırrı iş ilişkisinin nasıl tesis edildiğinde saklı, zira onlar işçi değil bağımsız, kendi nam ve hesabına çalışan yüklenici (contractor) olarak görülüyor. Dolayısıyla ABD’deki “Adil İş Standartları Yasası”nın kapsamı dışında kalıyorlar. Yalnızca ücret açısından değil, çalışma saatleri, koşulları, zaman dilimi konusunda da tamamen yasanın ve işçi sınıfının kazanımlarının kapsamı dışındalar! Yararlandığım makalenin başlığında olduğu gibi “internet yeni bir tür düşük ücretli cehennemi mümkün kılıyor”. 

GIG EKONOMİSİ

Özellikle pandemi süreciyle daha da yaygınlık kazanan evde çalışma/evden çalışma, freelance çalışma yeni bir ekonomiyi yaratmış durumda: Gig ekonomisi! Çoğu zaman döngü dahil olan insanların yaratıcılıkla ilgisi olmayan emeği, kimi zaman ise kafa emeği ile şekillenen, kapitalizmin çevrimiçi işleyiş süreçlerini gerçek kılan veya işyeri yerine evleri üretim merkezleri haline getiren bir ekonomi. Ne kadar parlak görünüyor değil mi? Bir de şu açıdan bakalım bu ekonomide çalışanlar “geleneksel” bir şirket çalışanının sahip olduğu haklara (yemek parası, sağlık sigortası, emeklilik hakkı, sigorta, tatil, izin vs.) sahip değil. Sermaye sınıfı emek gücü maliyetini inanılmaz bir şekilde düşürüyor. Çalışma saatlerini istediği gibi belirleyebiliyor, daha doğrusu zamanla ve birbiriyle rekabet halinde iş kapmaya çalışan onbinlerce online çalışan zaten para kazanmak için günün her saati hazır ve nazır! Bir başka maliyet tasarrufu ise sermayenin işlem maliyetini (transaction cost) muazzam ölçüde azaltması. 

Bir işletmenin çeşitli sebeplerle farklı kaynaklardan temin ettiği ürünler ve hizmetler için ödediği maliyetler işlem maliyeti olarak tanımlanabilir. Burada sermayedarlar arama ve bilgi maliyetinden (örneğin satın alacağı ürünleri karşılaştırmak, maliyet, kalite, dayanıklılık analizi yapmak gibi), pazarlık maliyetinden (şartları ve fiyatları belirlemek için harcanan maliyetten), kurallara uyulup uyulmadığının izlenmesi ve denetlenmesi maliyeti (Tarafların kurallara uyduğunun gözetlenmesi için tarafların harcadığı ilave emeğin maliyeti ve kuralların dışına çıkıldığı durumlarda mahkeme, arbitraj, bilirkişilik gibi ilave maliyetlerin karşılanması durumu) kurtulmuş oluyor veya büyük oranda bu maliyetleri azaltıyor. Dünyanın her yerinden ister yedek parça, ister oyuncak, ister araba lastiği alabiliyorsunuz ve örneğin Alibaba.com sizin için tüm bu analizleri yapıyor (ardında çalışan binlerce hayalet emekçi sayesinde). 

ABD’deki istihdamın en az %31’inin “alternatif iş ilişkileri” ve/veya yukarıda da sözünü ettiğimiz bağımsız yüklenici tipinde ilişki olduğu biliniyor. Talep üzerine mikro iş yapan işçilerin ise (gig ekonomi kapsamında denilebilir) oranının ise ABD’de tüm çalışanların yüzde 0,5’i ila yüzde 1’i, bir başka ifadeyle 1,25 ila 2,5 milyon yetişkin olduğu tahmin ediliyor. Özellikle Uber üzerine yapılan bir çalışmadan hareketle ise ABD’de çalışan yetişkinlerden yaklaşık 11 milyonunun 2015 ve 2016 yıllarında en az bir kez “gig ekonomisi” kapsamındaki işlerden birinde çalıştıkları belirtiliyor. 

İŞÇİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ UMUT ETMEK!

Bu yazıya kaynaklık eden Hayalet İş kitabında belirtilen saha araştırmasında, bu ekonomide çalışanların ortak özelliklerinden birisinin umut olduğu belirtilmiş. İşçiler daha fazla kazanacaklarını umuyor, yaşamlarını düzenleyebileceklerini umuyor, ailelerine yakın olabileceklerini umuyor, banliyödeki işlerinden uzun saatler boyunca işe gelip gitmeyeceklerini umuyor, düşmanca iş atmosferinden uzak kalacaklarını umuyor. Tüm bunlarla birlikte şimdi küçük de olsa bu işleri yapmanın özgeçmişlerini zenginleştireceklerini ileride daha iyi işlere sıçramak için fırsat olacaklarını umuyor. 

Bu işçiler için tam zamanlı bir çalışma, uzun çalışma saatleri boyunca, çalışma aralıklarını kendilerinin belirlemediği, ücreti sabit, onlara herhangi bir fırsat sunma olasılığı olmayan nitelik gerektirmeyen işler. Bu alanda çalışmanın, websitelerini düzenlemenin, hataları bulmanın, satış eğilimlerini takip etmenin, bilgisayar ve bilişim teknolojisine yakın olmanın onlara hep fırsat yaratacağını düşünüyorlar. Bunun için de hep önlerindeki başarı öykülerine bakıyorlar, neden onlar da başaramasın? Birazcık dişlerini sıksalar, evlerinden çalışıyorlar nasılsa, ne kaybederler ki?

Öte yandan umut etmek kolay da, başarmak o kadar kolay değil. Örneğin Mturk platformu, yaptırdığı işlerde en az %95’lik bir onay istiyor, yani iş verildiği anda kabul edilmezse, bir sonraki işleri almak daha da zorlaşıyor. Daha fazla kazanmak için, kimi zaman günün en uygun olmayan saatlerinde gelen işleri bile kabul etmek, bilgisayar başından ayrılmamak, alarmı kurmak, işi kapmak gerekiyor. Şu anda Mturk’te çalışanların neredeyse dörtte üçünden fazlasının başka bir geliri de var. Örneğin Houston’da yaşayan Joan aynı zamanda örgü örüp yerel bir pazarda bunları satıyor. Bir  başka ifadeyle, tek gelir yetmiyor. Emekçiler birden fazla işte çalışmak zorunda kalıyor ve tam da bu noktada evden çıkmadan, bilgisayar başında oturmak ve tıklamak umut verici oluyor…

HAYALET İŞÇİLERİN ACILARI

Sermayedarlar, hayalet işçiler ile pek çok maliyetten ve sorumluluktan kaçıyorlar. Ama bu bir yandan da bu sektörde çalışan işçilere farklı formlarda acılar olarak dönüyor. Bunlardan en önemlisi, hipervijilans olarak tabir edilen, tehditleri tespit etmeye odaklanmış, abartılı bir duygu yoğunluğu ve duyusal hassasiyet. Anormal derecede artmış uyarılma, uyaranlara karşı yüksek duyarlılık ve çevredeki tehditleri sürekli tarama. Peki neden? Çünkü hayalet iş tam da bu duygu durumuna yol açıyor. İlk olarak, ortada yalnızca bir hesabınız var. İşyeri yok, ofis yok, müdür, yönetici vs. yok, şikayetçi olabileceğiniz, muhatap alacağınız birisi yok. Paranızı almasanız bile sürekli yeni iş kovalamanız gerekiyor. Bir diğer husus ise gece gündüz sizden iş talep edilebilir, esneklik adı altında gün içinde ritminiz size ait değildir aslında. İstediğiniz miktarda para kazanamayabilirsiniz o ay, o  da bir kaygı kaynağı haline gelebilir. Bazı büyük platformlarda şirketler işçilerin sürekli sisteme giriş yapmış halde çevrimiçi olmasını bekliyor. 

Hayalet iş kitabında görüşülen onlarca işçiye, hangisinin size daha fazla acı verir diye 1 ila 10 arasında bir skalada sorular sorulmuş. 1-3 arası acı hipervijilans olarak kendisini göstermiş, sürekli iş kovalamanın, bir sorun çıkar mı çıkmaz mı diye sürekli tetikte olmanın kendilerine bu skalada acı verdiğini belirtmiş işçiler. 4-6 arasında ise ilginç bir veriyle karşı karşıya kalıyoruz. Tamamen yalıtılmışlık, bir yol göstericinin olmaması, soru sorma olanağının bulunmaması, işin hemen yapılmak durumunda olması (kimi zaman bir iki dakika içinde), bundan dolayı hata yapmanız ve gelecekteki işleri alma umudunuzun ortadan kalkması/azalması. Ama 7-10 arası skalada ise işçiler teknik bir hatadan veya telaşlı acelecilikten kaynaklanan bir hatadan dolayı paralarının ödenmemesinin onlara acı kaynağı olacağını belirtmişler. Birden internetin kopması, şifreyi yanlış girmeniz, platformdaki bir hata dolayısıyla kullanıcı hesabınızın silinmesi gibi. Hindistan’ın Koçi şehrinde yaşayan 24 yaşındaki Moşin’in başına gelen gibi. Bilgisayar Uygulamaları konusunda yüksek lisans derecesi olan Moşin’in Mturk hesabı, hiç bir gerekçe gösterilmeden askıya alınıyor.Moşin bunun, posta adresini değiştirmekten kaynaklandığını düşünüyor. Muhatap alacak kimseyi bulamıyor, yaptığı işler boşa gidiyor, parasını alamıyor. Aynı şey ABD’li Latonia’nın da, Hintli Riyaz’ın da başına geliyor. Amazon’dan gelen otomatik mesajda "sözleşme koşullarına uymadığınız tespit edilmiştir" deniyor o kadar!

Bu işçilerin başına gelenler pek istisna değil. ABD’de Pew Araştırma Kuruluşu tarafından yapılan bir anket çalışmasında, gig ekonomisinde talep üzerine çalışanların yüzde 30’unun yaptığı işin parasını alamadığı tespit edilmiş. İşçiler işlerini, ücretlerini herhangi bir açıklama yapılmadan kaybetmişler, kimi zaman hesapları askıya alınmış veya kapatılmış, bir anda geçim kapılarını yitirivermişler. Şirketlerin açıklaması ise yazılan kodlarda hata vardır, bir algoritma hatasıdır, bizim sistemimiz de sonuçta kusursuz değil gibi şeyler oluyor… Talep üzerine çalışan onbinlerce hayalet işçi, çoğu zaman acımasız bir yargıç gibi davranan algoritmaların “kapris”lerine bırakılıyor. 

BU ÇALIŞMA PLATFORMLARINI DÜZENLEMEK Mİ, EVDE/EVDEN ÇALIŞANLARI ÖRGÜTLEMEK Mİ VEYA HER İKİSİ Mİ?

Açıkçası pandemi sürecinin bir iki yıla kadar bitmeyeceğini, bitse bile bununla kapitalizmin yeni istihdam süreçlerinin ağırlığını artıracağını, bunun da kuşkusuz kuralsız, güvencesiz çalışma, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri olarak kendisini göstereceğini tahmin ediyoruz. Bu dönemde gerek evden çalışma (bir işverene bağlı olarak, sadece mekan olarak evi kullanma) ve evde çalışma (bu yazıda da sözünü ettiğimiz gibi talep üzerine, freelancer olarak çalışma) üzerine daha fazla konuşmak ve tartışmak gerekiyor. 

Öncelikle MTurk, UHRS, CrowdFlower ve bunları kullanan Uber, yemek dağıtım şirketleri, Google, Facebook, sayısız bilgisayar oyunu vs. tarafından talep edilen “hayalet iş”lerin yarattığı “istihdam piyasası”nın tamamen denetim ve kural dışı olmasına karşı durmak önemli. 

Öte yandan, bu yazıda verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi evde/evden çalışma, kadınları eve daha fazla mahkum ediyor, ev içi emek daha da yoğun hale geliyor. Kadınların çoğu “evden, çocuklarından uzak kalmamak” için bu çalışma biçimini tercih etmek zorunda kalıyor. Dinsel, gerici, kadını toplum yaşamının dışına itmeye çalışan ideolojiler için de (Ayşe örneğinde olduğu gibi) yaşama olanağı sunuyor. Tüm sosyal hakların yanı sıra, kreş hakkı da “gereksiz” kılınıyor. Bunun önlenmesi için de sınıf eksenli bir dayanışma perspektifi gerekiyor. 

Kimi durumda anonim hesap olmalarını (kendilerini açığa çıkarma, işten atılma, iş alamama korkusuna karşı) bir avantaja dönüştürerek tüm bu çalışanlar arasında bir ağ kurma, örgütlenme faaliyeti üzerine kafa yormak da önemli ve gerekli. Bir an hayal edin, Uber alt yapısını sağlayan işçilerin toplu halde iki dakika ekrana tıklamayıp iş yavaşlattıklarını! Çok izlenen videoların alt yazılarına “işçilerin birliği sermayeyi yenecek” yazıları karıştırıverdiklerini! Fotoğraflarda etiketlenen siyasetçilerin veya patronların etiketlerine “işçi düşmanı”, “işçilerinin haklarını ödemeyen patron" yazdıklarını! Neden hayal etmeyelim? Ama bunun biraz daha ötesinde daha somut bazı şeyler de düşünmemek için neden yok. Neden bir yandan ev işi, çocuk bakımı işleriyle ilgilenirken, bir yandan bilgisayar başından saatlerce kalkamayan bir kadın işçiye bir arkadaşının boş gününde dayanışma ziyareti yapıp ev işlerinde yardımcı olduğunu, ücreti ödenmeyince sosyal medya hesaplarından ilgili şirketin afişe edildiğini, mal ve hizmetlerinin boykot edildiğini… 

Biraz uzun bir yazı olma pahasına bazı tartışmalar açmak için bu hafta affınıza ve sabrınıza sığınmış olayım ve ister şantiyede, ister fabrikada, ister çevrimiçi platformda “işçilerin birliği sermayeyi yenecek” diyerek bitireyim…

KAYNAKLAR

Yazıda ağırlıklı olarak yararlanılan kitap şudur:

Gray, M. L., & Suri, S. (2019). Ghost work: how to stop Silicon Valley from building a new global underclass. Eamon Dolan Books.

https://www.equaltimes.org/in-the-united-states-click-workers?lang=en

https://www.theatlantic.com/business/archive/2018/01/amazon-mechanical-turk/551192/