MECİ’den rahatsız olmak...



06-12-2020 00:46


Süleyman Hacıbektaşoğlu

Türkiye, toplumsal belediyecilik ile 70’li yıllarda tanıştı. 1973’te CHP ilk kez böyle bir söylemle ortaya çıktı. Amaç toplumcu belediyeciliği halk ile buluşturmak ve yerelleri halk ile birlikte yönetme anlayışını gösterebilmekti. Ama bu çalışma 1978 yerel seçimlerine kadar söylemde kaldı. Bu seçimlerde Diyarbakır’da Mehdi Zana, daha sonra 1979 yılında bir ara seçimle Ordu’nun Fatsa ilçesinde Terzi Fikri diye bildiğimiz Fikri Sönmez bağımsız olarak belediye başkanı seçildi.

Özellikle Terzi Fikri’nin adı öne çıktı çünkü Zana, daha çok etnik kimliği üzerinden tanınıyordu. Bu yüzden sosyalist, toplumcu belediyeciliğin öncüsü ve ilk örneği Fatsa oldu. Seçildikten sonra Fatsa’yı özelliklerine göre 11 bölgeye ayırarak halk komitelerini oluşturdu ve iki ayda bir yapılan halk toplantılarıyla halkın belediye yönetimine katkıda bulunmasını sağladı. Bu komitelerin üyeleri bu toplantılarda belediye çalışmalarını denetler, gerekirse komite üyelerini görevlerinden alırlardı.

Bu belediyecilik anlayışından rahatsız olan egemenler, sosyalist solun simgesi olan Fatsa’ya ve Terzi Fikri’ye saldırmaya başladılar. Ve tarihler 11 Temmuz 1980’i gösterirken yapılan askeri bir operasyonla toplumcu belediyecilik anlayışının üzerinden tanklarla geçtiler.

Bütün nefesi 12 Eylül Darbesi’yle kesilen sosyalist sol, toplumcu belediyecilik örneğini yıllar sonra 2014 yerel seçimlerinde Tunceli Ovacık’ta seçilen komünist başkan Mehmet Fatih Maçoğlu’nun seçilmesiyle gündemine aldı. Bu yıllar, gelecekte komünistlerin, sosyalistlerin kendilerini somut olarak anlatabilecekleri iyi bir fırsattı ve öyle de oldu.

Ovacık’ta olanlar tüm ülkede gündem oldu taraflı tarafsız herkes komünist başkanı merak ediyordu. Durum neredeyse bir turizm hareketine dönüşmüştü. En önemli sebebi kamu kaynaklarının belediyelerce har vurup harman savrulduğu bir dönemde halkın aradığı belediyecilik anlayışını hayata geçirmesiydi. Bu anlayış kendisini daha ileriye, bir il merkezine taşımıştı artık ve fazla göz önünde bulunmaya başlamıştı.

Tam bu örnek üzerine, yıllar sonra Rize Fındıklı’da aynen söylemler ile CHP adına seçime giren dostumuz Ercüment Şahin Çervatoğlu, seçimi AKP’nin elinden hem de Reisin memleketinde almıştı. Çervatoğlu, toplumcu belediyecilik örneklerini kısa zamanda göstermeye başlayarak mahalle komiteleriyle ilçeyi yönetmeye başladı. Bu durum cumhurbaşkanının memleketinde AKP çevresinde rahatsızlık yaratmaya başladı.

Fındıklı sahilinde bulunan ve 19 Mart 2019’te açılan Millet Bahçesi Parkı’nın adı Atatürk Parkı ve parkın içindeki Millet Kıraathanesinin isminin de kazım Koyuncu Kültür ve Sanat Evi olarak değiştirilmesi kavganın artık görünür olmasını sağladı. Kaymakamlık, siyasi iradenin baskısı ile “kamu yararı” olmadığı gerekçesi ile isim değişikliğine onay vermedi.

Kaymakamlık, kamu düzenini bozacak bir suç doğuracağı iddiasıyla eski tabelanın yerine konulması için bir adım atarak belediyeye tabelayı yerine koymasını istedi. Ve belediye meclis kararını geri iade etti.

Bu gelişmeler sonucunda İçişleri Bakanlığı, Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ve 7 meclis üyesi hakkında soruşturma başlattı. Kazanamadıkları belediyeleri hukuk dinlemeden siyasi gerekçelerle kayyumlara devreden AKP, Rize Fındıklı’da da böyle bir manevra yapmakta ve halkın kendi seçtiği yöneticilerinin kararlarını tanımayarak soruşturmalar görevden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.

Bütün bu yaşananların sonucunda müfettişlerin yaptığı inceleme sonuçlandı ve İçişleri Bakanlığı tarafından “Söz konusu park ve parkın içerisindeki tesisin isim değişikliğine ilişkin meclis kararının mülki idare amirinin onayına tabi olduğu, mülki idari amiri onayı ile kesinleşip yürürlüğe gireceği, onay alınmadığı sürece isim değişikliğinin gerçekleştirilemeyeceği, buna rağmen isim değişikliğine ilişkin ödemelerin yapıldığı, bu ödemeler sebebiyle 7 bin 863,70 TL kamu zararı oluştuğu, belediyenin park ve parkın içindeki tesisin yeni kaymakamlığın onaylamamasına rağmen ısrar edildiği, isim değişikliğinde tabela için harcanan 7 bin 864 lira ile kamu zararı oluştuğu” belirtilerek Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ve CHP’li Meclis üyeleri Aziz Köroğlu, Muhsin Şentürk, Aynur Yılmaz, Enez Zeki Öztopal, Gültekin Zen, Hasan Aydınoğlu ve Ali Fikri Saatçi hakkında soruşturma izni verildi.

Bütün bunları değerlendiren Başkan Çervatoğlu asıl tahammül edemedikleri şey ATATÜRK ismidir diye belirtti. CHP İl Başkanı Saltuk Deniz, “Fındıklı’da düzenlediği basın toplantısında; Fındıklı halkıyla gurur duyuyoruz, bize büyük bir onur yaşattılar. 100. Yıl ATATÜRK PARKI Rize İl genelinde Atatürk ismini yaşatan tek parktır. Fındıklı Belediyesi, Rize’mizin geneli için önemli bir eksiği gidermiştir. Bizim onurumuz ve gururumuz olan parkın adı için soruşturma açanlar, yürütenler cumhuriyet tarihinin kara lekeleridir. Savunma yapması gerekenler onlardır. Bizlere ve tüm Rizelilere özür borçları var" dedi.

Bütün bunların yaşanmasının sebebi olarak aslında yurt genelinde AKP belediyeciliğinin soygun düzenine karşı gelişen bizim için yeni olmayan ama iktidar sahiplerini ve egemenleri korkutan, tehdit eden yurttaşlarımız tarafından ilgiyle izlenen belediyecilik anlayışıdır. AKP bu anlayışı kendisine rakip olarak görmekte ve korkmaktadır.
Bölgeye, ilçesine yeniden MECİ anlayışını getiren ve egemenlerin yüreklerine bir korku da Karadeniz'den salan sevgili başkanımız, dostumuz Ercüment Şahin Çervatoğlu’nun yanında olduğumuzu en yüksek sesimizle söylüyoruz.

 

* Meci: LAzca, "imece" kelimesinin karşılığı