'Mahalledeki AKP'



21-10-2016 07:28


Korkut Boratav

Sosyolog Sevinç Doğan, 2012’de Kâğıthane’nin Sanayi Mahallesi’nde bir alan araştırması içindedir. Mahallenin orta yaşı aşmış eski sakinlerinin, otuz küsur yıl öncesine ait izlenimlerini de derlemektedir. Bunlardan biri, o dönemi şöyle nitelendiriyor: “Mecidiyeköy ülkücü, burası komünistti. Oraya gidenin saçı, buraya gelenin bıyığı kesilirdi. Sanayi’de sol vardı, sağ pasifti."

Sevinç Doğan, bu araştırmasının bulgularını, sonuçlarını bir kitaba dönüştürmüş. (Mahalledeki AKP: Parti İşleyişi, Taban Mobilizasyonu ve Siyasal Yabancılaşma, 2016, İletişim). Adından da tahmin edileceği gibi kitap, iktidar partisi olan AKP’nin yerel (Kâğıthane) örgütlenmesini incelemektedir.

İnceleme günceldir; ama geçmişe göz atarak başlatılıyor: 1970’li yılların sonunda, Türkiye’nin siyaset yelpazesi, bir sanayi ve yaygın gecekondulaşma bölgesi olan Kâğıthane’ye nasıl yansıyordu?

1973-1980 döneminde İstanbul Belediye Başkanlığı’nın CHP’de (Ahmet İsvan ve Aytekin Kotil’de) olduğunu; Kâğıthane’nin henüz Şişli ilçesine bağlı bulunduğunu; arsa, konut sorunlarının önem taşıdığını hatırlatalım ve kitaptan birkaç aktarma yapalım:

Dere yatakları ve [yoksul] mahalle çeperlerinde Dev-Sol ve Halkın Kurtuluşu güçlüydü… Sanayi Mahallesi merkezli Üçüncü Yol isimli bir sol örgüt de varlık  gösteriyordu… Sol grupların siyasi etkinliğinin artmasında arazi ve konut üretim sürecine müdahil olmalarının payı vardı… Solcu gençler arazileri parsellere ayırmışlar; sokakların ve evlerin planlamasını yapmışlar;… evsizlere ya da karşı devrimci görmedikleri ailelere arazi dağıtmışlar ve gecekondu yapımlarına  yardım etmişlerdi… Nurtepe-Çayan Mahallesi,… Çağlayan, Yahya Kemal, Şirintepe’nin belli bölgeleri böyle oluşmuştu.”

"Solun mahalle rutinlerinde gazete dağıtımları, ev ziyaretleri, sohbetler önemliydi. Mahallelerde sevilen, sayılan devrimciler, ablalar, teyzeler, ağabeyler kadınları ve gençleri harekete geçirebiliyorlardı. Duvar yazılamaları dönemin en önemli siyasi faaliyetiydi.” (ss.37-38)

Sevinç Doğan, “fabrikalarla iç içe olan mahallelerde” işçilerin hak arama eylemlerinin “mahallelilerin de tanık-müdahil oldukları kolektif  mücadele” biçimleri aldığını belirtiyor. Bu fabrikalarda yirmi yıl çalışmış olan, yetmiş yaş eşiğindeki bir kadın anlatıyor: “Bir arkadaşımızı işten çıkardıkları zaman makineleri durdururduk. Hemen sendikayı arardık. Neden diye sorardık. Sendikaya dedik ki, bize yemek verirseniz, biz de size üye kazandırırız. İki sendika birleşti. Haftada iki kere tavuk, iki kere balık, iki kere tatlı çıkardı. Ayda üç gün mazeret iznimiz vardı.” (s.39). O yılların militan sendika mücadelelerinde öne çıkan devrimci örgütlerin ve TKP’nin kimi işyerlerinin yönetiminde etkili olduklarını da hatırlatalım.

***

Peki sonraki Kâğıthane? 1989’da Şişli’den ayrılmış, ilçe ve bağımsız belediye olmuştur. İstanbul’da İslamcı siyasetin (Refah Partisi olarak) iktidar olduğu ilk belediye Kâğıthane’dir. 1991’deki seçimi RP kazanmış; o tarihten bugüne Belediye Başkanlığı kesintisiz olarak RP ve AKP’de kalmıştır. Mahalledeki AKP ayrıntılarla betimliyor ki, 2012’ye gelindiğinde Kâğıthane, İslamcı Sağ’ın AKP ile siyasete; çok çeşitli simgeleri, vakıfları, cemaatleri ile günlük hayata damgasını vurduğu, tutucu bir semttir.

On-on beş yılda bu çarpıcı sosyo-politik dönüşüm nasıl gerçekleşti?

Türkiye dönüşümünün bir mikro-yansıması söz konusudur: 12 Mart dönemini izleyen 1973-1979’un Türkiye’de solun yükselme yılları olduğunu hatırlatalım. Temsilî demokrasiye CHP ağırlığını koymaktaydı. Halk sınıflarının örgütlenmesinde (buna “doğrudan demokrasi” veya “halkın demokrasisi” diyebiliriz) ise sosyalist akımlar ön plandaydı. Sevinç Doğan, bu ikili yapının Kâğıthane için de geçerli olduğu anlatıyor: Belediye CHP’de, mahalleler devrimcilerdedir.

Türkiye ve Kâğıthane için kritik dönüm noktası 12 Eylül darbesidir. Mahalledeki AKP bu “kırılma” anına kısaca değiniyor. Kâğıthane’yi sola taşımış olan kadrolar, örgütleriyle birlikte tasfiye edildi. “Cezaevlerine girenler, yurt dışına çıkanlar ya da bulundukları bölgeyi terk edenler” çok sayıdaydı (s.40).

1982 Anayasası’nın kısıtları altında temsilî demokrasiye dönüş Kâğıthane’ye nasıl yansıdı? İstanbul’da ANAP’ın altı yıllık üstünlüğü, 1989’da hem Türkiye’de, hem de Kâğıthane’de son buldu. Halk muhalefetini temsilî siyasete taşıma işlevini kısa bir süre SHP üstlendi. İstanbul’da ve Kâğıthane’de belediye başkanlıklarını kazandı. Ancak sol ivme kısa sürdü. Sosyalist solun 12 Eylül sonrasında kadroları ve örgütleriyle tasfiyesi, cumhuriyetçi solu (1989 İstanbul koşullarında SHP’yi) öksüz bırakmıştı.

Sol ivmenin canlanması ve hızla tükenmesi, Kâğıthane’de de gözleniyor: 1989’da SHP’nin belediye seçimlerini  kazanmasında, partinin “ücretli çalışanlar ile muhalif kesimleri dikkate alan programı” rol oynamıştır. “Fakat SHP kadroları Kâğıthane’de bunları pratiğe geçirme imkânı bulamadı…RP hızlı bir örgütlenme başlattı. Aralık 1991’de Kâğıthane’deki ara seçimlerde RP adayı, sol muhalif yoksul kesimlerin beklenti ve taleplerini içeren söylemlerle… belediye başkanlığını kazandı.”

RP nasıl başardı? Herhalde, “yoksul kesimlerin beklenti ve taleplerini” on beş yıl önce hayata geçiren “sol muhalif” örgütlerin bıraktığı boşluk sayesinde… Halk muhalefeti, artık, İslamcı  Sağ tarafından temsil ediliyordu. On beş yıl öncesindeki devrimcilerin yöntemini, RP’li belediye başkanı, biçimsel olarak benimsedi; sürdürdü. “Halkın, seçtiklerini doğrudan denetleme ve yönetime aktif katılma anlamında ifade bulan Halk Meclisleri, RP’li belediyeler içinde ilk defa Kâğıthane’de uygulanmıştı. Her hafta bir mahallede ‘seçtiklerini denetle’ sloganıyla toplantılar düzenlenmişti.”  Sevinç Doğan, bu yöntemin “RP’li belediye başkanına ‘yeşil komünist’ yaftasının yapıştırılmasına” yol açtığını da belirtiyor (ss.41-42).

***

1991 seçimlerinin arifesinde İstanbul’un halk semtlerinden sınıf profillerini çıkarmayı hedefleyen bir alan araştırmasını yönettim. Daha sonra köylere de taşınan anket sonuçlarını, İstanbul ve Anadolu’dan Sınıf Profilleri başlığı altında yayımladım. (1995, Tarih Vakfı/Yurt Yayınları, 2004 İmge). Kartal-Pendik ve Eyüp-Bayrampaşa semtlerinde uygulanan İstanbul anketlerinde, hane reislerine 1989 yerel seçimlerindeki oyları ve 1991 genel seçimlerinde oy verme niyetleri soruldu.

Hane reislerinin sınıfsal özelliklerinden hareketle kitapta belirlediğim sonuçlardan birini buraya aktarayım: “Kent proletaryasının mavi yakalı çekirdeğinin düzen partilerinden en uzak olan RP ve DSP’ye yönelişi, sosyal muhalefet bloku’nu oluşturmaktadır. 1994 yerel seçimlerinde RP’nin halk semtlerindeki büyük başarısının ön işaretleri 1991’de gözlenebiliyor.” (ss.158-159).

Peki, 1989’da halk muhalefetini temsilî demokrasiye taşımayı üstlenerek belediye seçimlerini kazanan SHP, iki yıl içinde “sosyal muhalefet bloku”ndan niçin koptu? O dönemde sol, sosyalist yazarlar, iktisatçılar olarak SHP yönetimine, Özal/ANAP tarafından temsil edilen sermaye programından tamamen kopulmasını önerdik. Başarılı olamadık. Emekçi sınıf seçmenlerinin desteği, sadece bir süre için, Ecevit’in DSP’sine yöneldi.

Ancak, adım adım “sosyal muhalefet”in tek başına İslamcı siyaset tarafından üstlenilmesine yol açan ikinci etken, Sevinç Doğan’ın Kâğıthane incelemesinde de ortaya çıkıyor: Halk muhalefetini parlamentoda, belediye meclislerinde değil; tabanda, mahallelerde, konut, aş, iş, ücret mücadeleleri içinde örgütleyen radikal solun 12 Eylül darbesi içinde yok edilmesi… Bu boşluğun oluşması ve önce RP, sonra da AKP tarafından doldurulması, 12 Eylül darbesinin sınıfsal işlevini ortaya koyar.

***

Bu tarihsel anlatı, Sevinç Doğan’ın kitabının sadece giriş kesimlerinde yer alıyor. Mahalledeki AKP, çok daha kapsamlıdır ve büyük ölçüde günceldir. Yazar, bir iktidar partisi olarak AKP’nin, yerelde (Kâğıthane’de) örgütlenmesini, işleyişini, sınıfsal bağlantılarını incelemeye öncelik veriyor.

Bu zengin malzemeyi, bulguları, sonuçları özetlemem güçtür. Birkaç değinmeyle yetineceğim.

Son otuz yılda Kâğıthane’deki değişim, toplumsal örgüyü ve yerel siyaseti de etkilemiştir. Bu yoksul ilçe, yakınındaki AVM’lerin, rezidansların arka bahçesi haline dönüşmüştür. Tapu yoksunu gecekondu mahalleleri, büyük boyutlu kentsel dönüşüm projelerinin çalkantısına savrulmuştur. Zengin olanaklar sunan bu projelerin içinde, kenarında yer almak, Kâğıthane’deki AKP siyasetçileri için de geçim yoludur; önceliklidir.

AKP’nin Kâğıthane Belediyesi’nde ve İlçe Örgütü’ndeki “yönetici kadroları, küçük, orta ölçekli işletme sahipleriyle profesyonel meslek gruplarından” oluşmaktadır. Çoğu inşaat şirketlerinin, taahhüt işlerinin başında yer almaktadır. “Ücretli çalışan sınıflar ve yoksulların yer almadığı yerel parti örgütü, açık biçimde orta ve üst sınıfları temsil” etmektedir (s.34). Buna karşılık AKP’ye aktif katılım, eğitim çağındaki gençler için sınıf atlamanın kaçınılmaz bir ön-koşulu olarak görülür. Zira, parti, ekonomik imkânlara açılan kapıdır. Bu “nesnel suç ortaklığı”, örgüt içinde yükselmeyi çetin bir rekabet alanı haline getirir.

RP’nin yukarıda değindiğim örgütlenme geleneği, AKP tarafından da sürdürülmektedir. Şu farkla ki, “Halk Meclisleri”nin yerini “mahalle örgütleri” almıştır. İlçe ve mahalle gençlik ve kadın kolları da paralel, çok aktif örgütlerdir. Buralarda ana görev, siyaset oluşturmak, tartışmak değildir. Yukarıdan gelen görevleri mahalleliye aktarmak; özellikle seçim başarısını hedeflemek önceliklidir. Vatandaşla temaslarda, “partiyi eleştirenlere ideolojik bakmamaları, hizmete, icraata bakmaları önerilecek; partiye oy vererek desteklemeleri” istenecektir. (s.90, 101).

Sevinç Doğan’ın aktarımıyla, “mahalle örgütleri… iktidara muhalefet etme riski taşıyan mağdur, sessiz yığınların, alt sınıfların partiyle içerilmesinde önem [taşımaktadır]. Parti içinde hakim sınıflardan gelenler lehin(deki) eşitsiz ilişkilerin meşrulaştırılması” bu örgütlenme çerçevesi içinde sağlanmaktadır (s.256).

AKP yerel örgütleri, 15 Temmuz içinde sınavdan geçti; mezun oldu. Etkili, güçlü, bugün için rakipsiz bir iktidar aygıtı olarak karşımızdadır.

Mahalledeki AKP, bu çerçevede bilgilerimizi, kavrayışımızı zenginleştiren önemli bir yapıttır.